Son yıllarda gençlere dair konuşmaların ortak bir dili oluştu.
“Z kuşağı çok sabırsız…”
“Yeni nesil saygısız…”
“Emek vermek istemiyorlar…”
“Gerçek hayattan kopuklar…”
Liste uzayıp gidiyor.
Her nesil kendinden sonrakini eleştirmiştir belki. Ancak bugünün farkı şudur:
Biz sadece eleştiriyor, fakat kırılmanın nerede başladığını yeterince sorgulamıyoruz.
Oysa hayatın temel bir kuralı vardır:
Yıkılan yerden tamir edilir.
Bir binanın çatlağı temeldeyse, duvar boyamak çözüm değildir.
Bir ağacın kökü kuruyorsa dallara su dökmenin anlamı yoktur.
Bugün gençlik üzerinden konuşulan birçok problemin başlangıç noktası gençler değildir.
Çocuk; ilgisiz aile ortamında büyüyor.
Eğitim sistemi, kabiliyet keşfi yerine tek tip başarı kalıbı dayatıyor.
Dijital dünya sınırsız teşvik üretirken gerçek hayat sabır ve emek gerektiriyor.
Sosyal medya, görünürlüğü değer zanneden bir kültür inşa ediyor.
Tüketim düzeni ise sahip olmayı, üretmenin önüne koyuyor.
Sonra biz dönüp yalnızca çocuğa kızıyoruz.
Bu adil değildir.
Bir nesli eleştirmeden önce ona nasıl bir dünya teslim ettiğimizi konuşmak gerekir.
Çünkü yıkım yukarıdan aşağıya gerçekleştiyse, tamir de kökten başlamalıdır.
Aile yeniden güçlenmeli.
Okullar yalnız sınav merkezi olmaktan çıkmalı.
Çocukların kabiliyetleri erken yaşta keşfedilmeli.
Dijital disiplin aile kültürünün parçası haline gelmeli.
Başarı kavramı sadece maaş ve makam üzerinden tanımlanmamalıdır.
Ve belki en önemlisi…
Artık gençleri harflerle tanımlamayı bırakmalıyız.
X kuşağı…
Y kuşağı…
Z kuşağı…
İnsan nesilleri bir ürün serisi değildir.
Bizim yeni bir hedef tanımına ihtiyacımız var.
Bu nedenle yeni nesil için farklı bir isim öneriyorum:
Saygı Kuşağı
Kendisine saygı duyan…
Ailesine saygı duyan…
Emeğe saygı duyan…
Bilgiye saygı duyan…
İnsana saygı duyan…
Doğaya saygı duyan…
Hak ve hukuka saygı duyan bir nesil…
Toplumlar geleceklerini yalnız teknolojiyle kurmaz.
Karakter inşası olmadan kalkınma sadece geçici bir vitrindir.
Bugün çocuklarımızı suçlamak kolaydır.
Zor olan ise şu soruyu sormaktır:
Bu enkazı kim oluşturdu?
Cevabı dürüstçe verdiğimiz gün, tamirin nereden başlayacağını da göreceğiz.
Çünkü gerçek değişim basit bir hakikati kabul etmekle başlar:
Yıkılan yerden tamir edilir.





YORUMLAR