Reklam
Vedat KAHYALAR

Vedat KAHYALAR

[email protected]

GENÇLİĞE VURAN VURANA!

07 Mayıs 2026 - 12:10

Gençliğin zihni sentetik sorularla, bedeni ise sentetik şekerle mahvediliyor.

Senetik neydi bir hatırlayalım: Doğal yollardan elde edilmeyip, kimyasal işlemlerle yapay olarak üretilen, endüstriyel (yapay, suni) maddeler demektir.

Bu durum bana önce Emine Şenlikoğlu’nun "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar" adlı eserini hatırlatıyor. O kitapta anlatılan süreç,  İman bir anda yıkılmaz. Sorularla, şüphelerle, yönlendirmelerle yavaş yavaş çözülür.

Bugün de aynı yöntem, ancak bu kez beden üzerinden uygulanıyor.

Soru sormak elbette yararlıdır. Ancak gençliğin merakını kötü niyetlerle, algı ve manuplatif saptırmalarla zarar verici hale dönüştürüp, inkar ve dini reddeden bir boyuta taşıma çabaları içinde olanlar var.

Her soru gerçeğe götürmez, bazı sorular vardır ki cevap da aramaz; ancak zihin bulandırır.

“Eğer Tanrı varsa neden kötülük var?”
“Görmediğin şeye nasıl inanırsın?”
“Dinler neden birbirinden farklı, hangisi doğru?”
“Bilim varken dine ne gerek var?”
“Allah  neden kendini açıkça göstermiyor?”
“Dindar insanlar neden kötü şeyler yapıyor?”
“Kur’an’da / kutsal metinlerde bilimsel hata var”

Fesat yöntemi çok açık : Şüphe oluştur, cevapları küçümse,  alternatif sunma, Boşlukta bırak!

Eğer bir genç: yeterli bilgiye sahip değilse, doğru kaynaklarla buluşamıyorsa, "rehbersiz" bırakılmışsa, o sorular onu geliştirmez ancak köksüzleştirir!

Bugün “özgür düşünce” adı altında dolaşıma sokulan birçok yaklaşım, aslında bir düşünce üretimi değil; şüphe üretimidir.

Zihin açılıyor ama içi doldurulmuyor.
Çoğunlukla bilgi değil, belirsizlikte bırakıyor genç zihinleri.

Gelelim Sentetik Şekere:
Masum görünen, tadı güzel bir tehdit maalesef.

Şeker düşman değildir. Glukoz insan bedeni için hayatidir. Sorun, onun doğallıktan koparılmış halidir.

Bugün gençlerin yemesi için dayatılan şey:
- Lifsiz
- Yoğunlaştırılmış
- Hızlı emilim sağlayan
- Çoğu zaman nişasta bazlı şeker (NBŞ) içeren ürünlerdir

Bir meyveyle, bir kutu içecek aynı şey değildir. Biri bedenle uyumludur, diğeri bedene fayda yerine zarar veren "şey'dir"

Hızlı Tüketim, Hızlı Çöküş:
Ortaya çıkan tablo maalesef ürkütücüdür:

- Genç yaşta insülin direnci
- Yaygın obezite
- Artık “yaşlı hastalığı” olmayan Tip 2 diyabet (yaygın adıyla şeker hastalığı)

Tesadüf mü?
Asla! Bu, alışkanlıkların ve sistemin ürettiği sonuçtur.

Karaciğerde sessiz ve sinsi çöküş.
Özellikle NBŞ’nin etkisi yıkıcıdır.
Fruktoz doğrudan karaciğerde işlenir. Fazlası yağa dönüşür.

Ve süreç süreç sonucu: yağlı karaciğer,
organ yorgunluğu, ileride ciddi hastalıklar, henüz genç yaşta yorulan bir beden, körpe genç ne kadar direnebilir?

Tatlı Bir Bağımlılık
Şeker sadece metabolizmayı değil, zihni de etkiler. Ardından gelsin sıradaki diğer hastalıklar; Kalp, tansiyon, bezginlik, yorgunluk ve kanserin türlü türlü çeşitleri...

Doğal olmayan bu şeker beyindeki ödül sistemini tetikler, dopamin salgısını artırır.

Sonuç: daha fazlasını isteme, doymama hissi, tekrar tekrar tüketme arzusu... Hamburger,  pizza, kola tutkunları bunu iyi bilir.

Bu, sıradan bir alışkanlık değil; bağımlılığa yakın bir döngüdür.

Açık değil mi?; Aynı Yöntem, Farklı Alanlar!

Zihin sorularla… Beden şekerle…

İkisi de: masum görünür, yavaş yavaş  işler, fark edilmez

Ama sonuç aynıdır: bedeni ve ruhu zayıflamış, psikolojik ve bedeni ağır hasta adayı insanımız...

Uyanmak Zorundayız!
Ne her soru zararlıdır ne her şeker düşmandır, ama yönlendirilmiş zihinler ve kontrolsüz tüketim, bir nesli harab eder çökertir.

Bu yüzden artık:
● Neyi sorguladığımızı
● Neyi tükettiğimizi
● Neye maruz kaldığımızı bilmek zorundayız. Çünkü mesele ne sadece sağlık ne de inanç!

Mesele, bir neslin iradesidir. Devletin ilgili kurumlarına, STK lara, medyaya, eğitimcilere ve ailelere büyük iş düşüyor.

Ve iradesini kaybeden bir toplum, her şeyini kaybetmeye adaydır.
Daha fazla geç olmadan, zararın neresinden dönersek kârdır...

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum