Adnan KALKAN | Yazar | Aile Danışmanı

Adnan KALKAN | Yazar | Aile Danışmanı

[email protected]

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Görüşme Gözlemlerim

21 Mayıs 2026 - 12:37

 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile bir araya geldik. Neslin ihyası için karma eğitimden zorunlu eğitime, dijital okuryazarlıktan değer aktarımına bir çok konuyu istişare ettik.

Milli Eğitim Bakanlığı dâhilinde en uzun süre hizmet etmiş bürokratlardan biri olan Bakan Tekin, bana göre en çok anlaşılamayan bürokratlardan biridir.

Kendisi, 17-25 Aralık döneminde birçok siyasetçi ve bürokratın geri durmasına rağmen Reis Erdoğan’ın yanında sapasağlam durmuş ve FETÖ terör örgütüyle o dönemden itibaren etkili mücadele etmiş ender bürokratlardan biridir. Bu süreçten itibaren kendisine karşı sürekli algı yönetimi ve itibarsızlaştırma operasyonları aralıksız devam etmiştir. Maalesef bu süreçte, özünde FETÖ’ye karşı olan ve kendisiyle aynı camiada bulunan bir kesimin de onu tam anlamıyla anlayamadığını düşünüyorum.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Verilen Mücadele
Yusuf Tekin bakan olduğunda kendisine yönelik algı yönetimi, manipülasyon ve itibarsızlaştırma çalışmaları daha da arttı. Emperyalistlerin, daha Bakan Tekin göreve gelir gelmez onun söylem ve eylemlerinden rahatsız olduğu aşikârdı.

Nitekim Yusuf Tekin Bakan olunca, kendisine dayatılan emperyalist müfredata karşı çıkıp özünde iyi insan yetiştirme hedefi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatını hazırlayacağını söyledi. Yüzyıldır Türkiye’yi emperyalist emellerine alet etmeye ve bir muz cumhuriyetine çevirmeye çalışan dış mihraklar elbette boş durmayacaktı.

Her yaptığına karşı yıllardır yetiştirmiş oldukları içerideki piyonlarını sahneye sürerek karşı çıktılar, hakaret ettiler. O ise pes etmeden yoluna devam etti.

Yabancı Okullar ve Eğitimde Millî Duruş
Bakan Tekin, ilk defa yabancı okulların başıboşluğuna ve istedikleri gibi at koşturmalarına; belki de kendi ülkemizde bize karşı ve bize düşman öğrenciler yetiştirmelerine “dur” diyecek nitelikte “Ya tabi ol ya kapat” diyebilen bir duruş ortaya koydu.

Aynı Yusuf Tekin, cinsel taciz dahil nice sosyal problemlere sebep olan ve kızlarımızla erkeklerimizin yaratılış ve yetenek farklılıklarını gözetmeksizin aynı sınıflara koyan karma eğitim sistemiyle birlikte, demokrasi ve insan haklarının en temel haklarından biri olan tekli kız ve erkek okullarının açılmasını da ilk dillendiren bakan oldu.

Bazı anne babaların kızlarını karma eğitim nedeniyle okula göndermediğini dile getirdiğinde, bizler ekip olarak onu desteklemek adına iki büyük bilimsel rapor hazırladık. Avrupa, Amerika hatta Japonya kız ve erkek okulları açarken, bizde yetişip bizden olmayanlar yine ağababalarının harekete geçirmesiyle Bakan Tekin’e saldırmaya başladılar.

Oysa aynı çevreler demokrasi kavramını dillerinden düşürmüyordu. Ne yazık ki bu konularda siyasileri, Bakan Tekin’in yanında pek göremedik. Lakin millet onu bağrına bastı.

Devlet-Millet İş Birliği ve Sivil Toplum
Devlet ve millet ne zaman el ele vermişse medeniyet inşa etmiştir. Selçuklu ve Osmanlı da devlet ve milletin birlikte hareket etmesiyle kurulmuştur.

Bakan Tekin, sivil toplum kuruluşlarıyla devleti buluşturup, denebilir ki barıştırıp birlikte nesil yetiştirme yolunda iş birliği yapmaya başlayınca; devleti kendinden ibaret görenler yine hortladı ve Bakan Tekin’e saldırmaya başladılar.

Millet yine onun bu çıkışlarını takdir ederken, arkasında siyasileri ve bürokratları pek göremedik.

Eğitimde Akıl, Kalp ve Ruh Bütünlüğü
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatıyla; aklı, kalbi ve ruhu birlikte harekete geçiren ve referans alan bir eğitim sistemi kurmaya çalıştı. Lakin neslimizi Batı’nın mankurtlaşmış kölesi hâline getirmek isteyenler yine onunla mücadele ettiler.

Bakan Tekin bana göre karşı tarafla çok ciddi bir mücadele içerisine girmiş; lakin kendi camiası tarafından da, özellikle siyasi ve bürokrat kesim tarafından tam anlaşılmış değildir. Ramazan etkinlikleriyle milletin kalbine taht kurmasına rağmen Reis dışında yine destek siyasilerden pek gelmedi.

Aslında bu tarih boyunca hep böyle olmuştur. Birileri çıkar, ciddi mücadele eder ve bununla birlikte ciddi bedeller öder; lakin daha sonra anlaşılır.

Aşağılık Kompleksi ile Değil, İnandığı Dava ile Hareket Eden Bir Bürokrat
100 yıldır sürekli bedeller ödetilen dindar camia içerisinde birçok aşağılık kompleksli bürokrat ve siyasetçi ortaya çıkmıştır. İktidar olduğumuz dönemde bile muktedir olamadığını gördüğümüz bu tipler elbette Bakan Tekin’i anlayamayacaklardır.

Nitekim Bakan Tekin, aşağılık kompleksiyle değil; inandığı yolda ilerleyen bir bürokrattır. Bu yönünü gerçekten takdir ediyorum.

Bakan ile Görüşmem ve İzlenimlerim
Maraş meselesinde kendisine bin bir türlü hakaret edenler, aslında daha önce okullarda güvenlik önlemleri almak istediğinde ona engel olanlardı.

Bu dönemde, her zaman olduğu gibi haklı olduğu ve doğru yolda ilerlediği takdirde kendisinin yanında yer aldığımız Yusuf Tekin ile görüşmeye karar verdim.

Ankara’ya gittiğimde kendisi Konya’daydı. İmam Hatip Şenlikleri vesilesiyle programa gitmişti. Yoğun bir program söz konusuydu. Ben ise birçok programımı iptal ederek veya erteleyerek Ankara’ya doğru yola çıkmıştım.

Konya’da olduğunu duyunca, kendisiyle akşam saatlerine verilen randevumuza yetişip yetişemeyeceğini sordum. Açıkçası yetişebileceğine pek ihtimal vermemiştim. Lakin o, söz verdiği gibi hatta yarım saat önce bakanlıktaydı.

Ben de yarım saat önce yetiştiğimde Bakan Bey’e geldiğimi haber verdiler ve direkt görüşmeye geçtik.

Eğitim Üzerine İstişareler
Kendisiyle gayet samimi, derdini ve davasını kuşanmış bir dava eri olarak görüştük.

Değerler eğitiminden zorunlu eğitime, mesleki eğitimden dijital bağımlılığa kadar çok önemli konuları konuştuk; istişareler yaptık, fikirlerimizi dile getirdik.

Her bir konuyu çözüm odaklı ve dikkatle dinleyip gerekli notları ilgili mercilere bildirdi.

Bazılarının iddia ettiği gibi “eğitimci değil” söyleminin aksine; eğitim konularına birçok eğitimciden daha vakıf ve donanımlı olduğunu bizzat gördüm.

Adaletli ve merhametli insan yetiştirmeyi kendine gaye edinmiş bir bakan gördüm.

Bütün yalnızlığına rağmen mücadele eden, cesaretle hareket eden ve Ziya Selçuk’un Batı kafalı öğrenci yetiştirme anlayışının aksine; kendi kadim medeniyeti yolunda gönül insanı başarılı nesil yetiştirmek isteyen bir bakan gördüm.

Bu derdi, sadece kâlinde değil hâlinde de taşıdığını müşahede ettim.

“El âlem ne der?” putunu kırmış, Allah rızası için bir nesil yetiştirmeye çalışıyor.

Ve bu tür insanlar tarih boyunca hep yalnız kalmış, saldırılara uğramış; fakat sonradan anlaşılmış ve muvaffak olmuşlardır.

Yusuf Tekin, seferde olduğunun bilincinde; zaferin sahibinin Allah olduğunun da gayet farkındadır.

Bizler de yanlışını uyaracak, doğrusunu ise sonuna kadar savunacak ve destek olacağız.

Eğitim Bürokratlarıyla Yapılan Görüşmeler
Sayın Bakanımızla görüşmem bittikten sonra dijital bağımlılıkla ilgili bazı tavsiyelerim oldu ve beni Ortaöğretim Genel Müdürü görevine yeni gelen Cengiz Mete Genel Müdürümüze yönlendirdi.

Genel Müdürümüzle görüştük, konuyu istişare ettik.

Hemen ardından Bakan Yardımcılığı görevine yeni atanan, Talim ve Terbiye Kurulu önceki Başkanı Cihad Demirli Bakanımıza hayırlı olsun ziyaretinde bulundum. Cihad Bakanım, Nazif Yılmaz’dan aldığı bayrağı inşallah daha ileriye götürecektir.

Oradan çıkınca gönlümüzde yer edinen Temel Eğitim Genel Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı Bey’i ziyaret ettik. Eğitim üzerine ekibiyle birlikte çok istifadeli bir görüşme yaptık. Ebubekir Müdürüm gayretli ve samimi bir bürokrattır.

Gün içinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkan Vekili Mehmet Nezir Gül, Başkan Yardımcısı Hüseyin Korkut, kurul üyesi Mehmet Baki Öztürk ve daire başkanı Hamza Gürbüz ile eğitim üzerine istifadeli bir sohbet gerçekleştirdik. Din Öğretimi Genel Müdürlüğüne uğradım. Genel müdürümüz Ahmet İşleyen Konya programında olması sebebiyle Daire Başkanı Bünyamin Akyüz ile ÇEDES konusunu ve saha çalışmalarını istişare ettik.

Ayrıca aynı gün, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde ÇEDES temsilcisi öğretmenlere yönelik “Öğrenci Davranışlarının Nöropsikolojik Temelleri ve Öğretmen Yaklaşımı” semineri gerçekleştirdim.

Hasılıkelam; Bakan Bey ile görüşme niyetiyle gittiğimiz Ankara programımız dolu dolu ve istifadeli geçti.

Ve Bakan Bey’in sosyal medyada veya basında görmediğimiz birçok alanda aslında gayet bilgi ve fikir sahibi olduğu; ayrıca bunlar için ciddi anlamda desteklenmesi gerektiğini anladım.

Samimiyetine ve gayretine yakından şahit olan biri olarak, bundan sonraki süreçte de attığı doğru adımların destekçisi olacağım.

Ve bizim dindar ve muhafazakâr camiaya da, AK Parti’nin Millî Eğitim Bakanları arasında ve hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde en dertli ve icraat ehli ve Milli Eğitim Bakanı olduğuna inandığım Yusuf Tekin’e destek vermeleri çağrısında bulunuyorum.

Bazı konular fırsattır; fırsatları değerlendirmek gerekir. Yusuf Tekin’e bu zamanda destek vermediğimiz takdirde korkarım ki bazı fırsatları da kaçırmış oluruz. Bunun da büyük bir vebali olur.

Sayın Bakanımıza nazik kabulleri için teşekkür ediyor; vazifesi boyunca “Nesli İhyâ, Medeniyeti İnşâ” mefkûremize hizmet etmesini ve bu yolda muvaffak olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Uzm. Adnan Kalkan

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum