Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı
Sosyolog/Aile Danışmanı
Çocuk Gelişimi Uzmanı
Dijital oyunlar başta olmak üzere çocuklarımıza karşı oluşan tehditler neslimizi imha etmeye devam ediyor. Kahramanmaraş olayları çok mesajlar barındırıyor.
Uzun zamandır dijital oyunlar ve sosyal medya platformlarının hasarı üzerine çalışmalar yapıyorum. Dijital oyunlardaki nöropsikolojik, nöroplastisite, fizyolojik ve biyolojik zararların birçok araştırmayla kanıtlanması; yine sosyal medya mecralarının bir foseptik çukuru gibi kirlilik yayması; sabah ve gündüz kuşağı programlarının anneleri esir alması ve asli vazifesinden uzaklaştırması; RTÜK’ün yeteri kadar denetim ve ceza uygulamaması; mafya, şiddet ve sapkınlık içerikli dizilere caydırıcı yaptırımların olmaması gibi birçok sebeple neslimiz, bir nevi muhakemesini kaybedip mankurtlaşma sürecine doğru gitmeye başlamıştır.
Dijital Oyunların Zihin Tahribatı
Ailede sosyal ilişkilerin zayıf olması, anne ve babaların ebeveynlik rolünü birbirine ve okullara havale etmesi; okulların ise bu sorumluluğu tekrar aileye bırakması; dijital ekranın çocuklara bir “oyalanma aracı” olarak verilmesi; çocuk ve gençlerin boşluğa düşmesi sonucunda dijital oyunlara yönelmesi; sosyal medya platformlarında tehlikeli mecralara ve görüntülere maruz kalmaları, gençliğin aklî melekelerini ciddi anlamda zayıflatmıştır.
Burada özellikle alternatif çalışmalar yapılması gerekmektedir. Dijital oyunlar yerine kutu oyunları, sosyal medya bağımlılığı yerine sosyal hayatın aktif hâle getirilmesi ile neslimizi kurtarmaya çalışmalıyız. Diğer taraftan ailelerin dijital ekranı doğru kullanması, çocuklarını sosyal hayattaki faaliyetlere yönlendirerek dijital dünyadan uzaklaştırması gerekmektedir.
Şiddet İçerikli Mafya Dizileri
Kahramanmaraş’taki sekizinci sınıf öğrencisinin silahı alıp öğretmenini ve arkadaşlarını tek tek vururken hissiz ve duygusuz davranması; dijital oyunlardaki silahlı figürlerin ve televizyon dizilerindeki şiddete özendiren mafya rol modellerinin etkisini düşündürmektedir.
Özellikle televizyon dizilerindeki mafya rolleri ciddi anlamda gençleri özendirmektedir. Adaleti kendi sağlayan, cezayı kendisi kesen, emeksiz zenginleşen, istediği hayatı yaşayan bu karakterler, gençlerin de bu yola yönelmesine sebep olmaktadır. Sürekli şiddete maruz kalan bir genç, gerçek hayatta da benzer eylemleri sıradan görebilmektedir. Hatta mankurtlaşan bir zihin, sanki bir oyun sahnesindeymiş gibi davranarak öldürmeye devam edebilmektedir.
Burada “maruz kalarak öğrenme” psikolojisi göz önünde bulundurularak bu dizilerin ciddi şekilde denetlenmesi gerekmektedir. Nitekim reyting uğruna bir nesli kaybediyoruz.
Anne Babanın Çocuk Yetiştirme Havaleciliği
Havalecilik, psikososyal bir rahatsızlıktır ve hayatımızın neredeyse her alanına yansımıştır. En tehlikelisi ise anne babaların çocuk eğitimini başkalarına devretmesi havaleciliğidir.
Eskiden çocuklar; anne, baba, dede, nine, amca, dayı, hala ve teyze ile yetiştirilirdi. Bugün ise çekirdek aile yapısı içinde çocuk eğitimi daralmış, anaokulları ve bakıcılar bu rolü üstlenmiş, babaların bir kısmı ise sürecin dışında kalmıştır. Böylece çocuk eğitimi ya ücretli bakıcılara ya da sosyal medyaya bırakılmıştır. Çocuğun tedavisinden psikososyal sağlığına kadar ihmalller meydana gelmiş hatta sıradanlaşmıştır.
Anne babalar, çocuklarını sadece okula göndermekle görevlerini yerine getirdiklerini zannetmektedir. Oysa okulların görevi akademik eğitimdir. Asli görev, çocuk yetiştirmek, anne ve babaya aittir. Anne babalar havaleciliği bırakmalı ve çocuklarını bizzat kendileri yetiştirmelidir.
RTÜK Sosyal Medyayı da Denetlemelidir
Günümüzde en çok tartışılan konulardan biri de RTÜK’ün sosyal medyayı denetlememesi meselesidir. Diğer taraftan, şiddet, cinsel sapkınlık ve mafya içerikleriyle dolu televizyon dizilerinin yeterince denetlenmemesi ciddi bir sorundur.
Dine hakaret, cinsel sapkınlık, sürekli şiddet ve cinayet sahneleri, devlet otoritesinin yok sayıldığı bir algı oluşturmakta; herkesin adaleti kendisinin sağlamaya çalıştığı anarşik bir yapı sunulmaktadır. Bu diziler, düşük cezalarla yayın hayatına devam etmektedir.
Neslimize zarar veren her türlü içerik, daha ciddi şekilde denetlenmeli ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
Gündüz Kuşağı Programları
Neslimize en büyük zararı veren unsurlardan biri de gündüz kuşağı programlarıdır. Bu programlar, aile yapısını ciddi anlamda tahrip etmektedir.
Programlarda; aile içi ihanetler, gayrimeşru ilişkiler ve mahremiyet ihlalleri açıkça sergilenmekte, her türlü ahlaksızlık normalleştirilmektedir. Ayrıca bu programlar, sanki devlet kurumları yokmuş gibi bir algı oluşturarak, olayları kendileri çözüyormuş izlenimi vermektedir. Bu durum hem toplumsal yapıya hem de devlet otoritesine zarar vermektedir.
Neticede;
Eğer bir genç silah alıp katliam yapmaya gidiyorsa, bunu tek bir sebebe bağlamak doğru değildir. Bu durum; aile, eğitim, medya ve toplumun ortak bir sorunudur.
Eğitim sisteminde değerler eğitimi her ne kadar müfredata alınmış olsa da öğretmenlerin bu değerleri güçlü bir şekilde aktarması gerekmektedir. Şefkat, merhamet, adalet ve ahlak gibi değerler gençlere kazandırılmalıdır.
Anne babalar havaleciliği bırakmalı, çocuklarının psikososyal durumlarını yakından takip etmelidir. Aksi takdirde ihmal edilen çocuklar hem kendilerine hem topluma zarar verebilmektedir.
Çocukların dijital oyunların etkisiyle algılama, muhakeme ve karar verme becerileri zayıflamakta; iyi ile kötüyü ayırt etme kapasiteleri zarar görmektedir. Bu nedenle çocuklar hem sosyal hayatta hem dijital ortamda korunmalıdır.
Bu olaylar Kahramanmaraş ve Siverek’te yaşanmış olabilir; ancak bir daha yaşanmayacağı anlamına gelmez. Devlet ve millet olarak gerekli önlemler alınmazsa, benzer olayların tekrar etmesi kaçınılmazdır. Özellikle Kahramanmaraş okul katliamı bize ciddi mesajlar vermektedir.
Artık havaleciliği bırakıp sorumluluk alma vaktidir. Unutulmamalıdır ki bu ateş sadece düştüğü yeri yakmamaktadır; hepimizi etkileyebilmektedir.
Rabbim hayırlı nesiller yetiştirmeyi bizlere nasip eylesin.




YORUMLAR