
Taşköprü Gazetesi yeni yayın dönemine hazırlanıyor. Bu bir bayrak değişimi. Kurucular, emek verenler, yazarlar-çizerler hep önemli katkılarda bulundu. Vedat Kahyalar ağabeyin öncülüğünde Adana’da etkili bir internet gazetesi olarak bilindi, anıldı.
Bu bayrak değişiminde neler değişecek? Neler değişmeyecek? Gelin birlikte bakalım. Bu haber sitesinin bir manifestosu vardı. Saygıdeğer ağabeyim Ramazan Yüksel’in bayrağı bizlere teslim ederken gösterdiği o metni buraya tamamen almıyorum ama nelerin değişmeyeceğini anlamanız için biraz değineceğim.
O metin “Okuyucularımıza” linkiyle sayfanın en altında 6 yıldır duruyormuş, 6 yıl önce yazılmış ve şöyle başlıyor: “Gazete olarak yazılarımızda ve haberlerimizde ne okuyucuyla, ne kurumlarla, ne de kişilerle kavga etmek gibi bir misyonumuz yoktur. Bizim yolumuz; tartışmayı büyütmek değil, meseleleri doğru yerden ele almak, faydayı çoğaltmaktır.” İşte bu tam da bizlerin de istediği şeylerden biridir.
Taşköprü Gazetesi hakarete, kurnazlıklarla saklanmış art niyetlere açık değildir. Olmayacaktır. Kavga başlatmak, kavganın ortasına dalmak, kavga çıkarmak gibi heveslerimiz yok. Kamuoyu oluşturmak, kamu yararını gözetmek temel ilkelerimiz olacaktır.
Bir haberimiz yüzünden bizimle kavga etmek isteyecek pek kimse de olmayacaktır. Çünkü, daha önceki medya geçmişimizde ve hatta sahibi olduğumuz Adana Kanalı’nda böyle olmuştu. Taşköprü Gazetesinde de böyle olacaktır inşallah.
İnsanlar nezaket diliyle karşılaştıklarında kabalıktan vazgeçip, bu tavrı saygıyla karşılıyorlar. İşte değişmeyecek şeylerden biri bu dildir: Nezaket dili.
Değişmeyecek şeylerden biri de o manifestoda yer alan şu ifadelerdir: “Makalelerimiz ve haberlerimiz ahlaki bir kaygı taşır. Bu ahlak anlayışının kaynağı ise İslamiyet’in öğretileridir. Bu değeri ne kimseye dayatırız ne de bu konuda bir taviz veririz. İnancımız bizim pusulamızdır; baskı aracımız değil.“
Bizim değerlerimiz bizim değerlerimizdir. Herkesin bu değerleri benimsemesi, kabul etmesi ya da onaylaması gerekmez. Yazarlarımız istedikleri şeyleri yazmakta hürdür. Tüm yazdıkları kendilerini bağlar. Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere makaleler ve haberler ahlaki bir kaygı taşımalıdır. Eğer biz ya da yazarlarımız bu maddeyi unutur ya da ihmal eder ya da çizgimizde sapma meydana gelirse bizi veya yazarlarımızı bu manifestonun olmazsa olmazlarından olan “ahlaki kaygı” hususunda uyarabilirsiniz.
Hz. Adem (A.S) ile ilgili Allah’u Teala (cc) bir çok detay verebilecekken, onun hakkında birçok bilgi verebilecekken Kur’an’da onun hata yapışını ve fakat hatadan sonra ne yaptığını anlatır. Ben bunu hep çok anlamlı bulurum. Boyu, göz rengi, nasıl yemek yediği ve diğer bütün özelliklerini merak ederim. Ancak bunlardan bahsetmez Kur’an, onun hata işledikten sonra ne yaptığından bahseder. Burada tüm insanlık için ilginç olan bir hayat var. Hepimiz Ademoğluyuz. Adem nasıl biridir? Bizim gibi mi? Daha mı farklı? Bunları bilmiyoruz elbette ama artık şunu biliyoruz o da bizim gibi hata yapma potansiyeline sahipti ve biz de onun gibi hatamızdan dönme potansiyeline sahibiz. O halde hata yapanlara hatalarından dönmek isteyebilecek kişilere yardımcı olabiliriz. Yani siz bizlere yardımcı olabilirsiniz.
Bir başka ince detay da şudur. Allah (cc) onun sadece hatasını anlatarak konuyu bitirebilirdi. Sadece hatasını da anlatabilirdi. Ama öyle olmadı. O halde bir hatasını gördüğümüz kişiyi hemen aceleci davranarak ölmüş muamelesi yapıp cehenneme atmayalım. O kişiyi hatayı görür görmez öldürmeyelim. Hesabını kesmeyelim. O kişinin bugüne kadar neler yaptığına bütüncül bir şekilde bakalım. Allah (cc) bile hemen hesabını kesmezken biz neden keselim?
Bu vesileyle bu bayrağı bize teslim eden ağabeylerimiz, değerli kurucularımıza, yazarlarımıza, okurlarımıza, eş dost, akrabaya, tanıdıklarımıza sesleniyorum. Gelin bu birlikte yaşadığımız geminin bir yerinde de sizler olun. Eğer tercih ederseniz, biz bu gemiye bindik, gelin birlikte dünyayı gezelim. Kalplerin dünyasını, akılların dünyasını, fikirlerin dünyasını, dünyaların dünyasını…
Kalın sağlıcakla.
Yusuf KOÇAK





YORUMLAR