Mustafa ALTINSOY

Mustafa ALTINSOY


İNEKLER ÜZERİNE

18 Mayıs 2026 - 15:12


Nereden geldiyse aklıma, ineklerin, ‘’lider‘’ olarak yaftalanan pek çok insandan daha iyi bir "rol model" olabileceğini düşündüm.

“Hocam, Dünya savaş, terör ve açlık gibi çok önemli problemlerle uğraşırken, sen inekler üzerine yazmışsın" diyebilirsiniz.

Unutmayalım ki... "Elinde silahı olanlar, bir gün; yumurtası, eti, sütü ve ekmeği olanların kapısında sıraya girecek."

Bir Kızılderili Atasözü'nde;

“Son ırmak kuruduğunda...

Son ağaç yok olduğunda...

Son balık öldüğünde...

İnsanoğlu, paranın yenmeyen bir şey olduğunu ve yanlış yaptığını anlayacaktır.” denilmektedir.

Rabbimiz, Yasin Suresinde (71-72-73);

“Bizim kudretimizle meydana getirdiklerimiz arasından onlar için (deve, sığır, koyun cinsi) hayvanlar yarattığımızı hâlâ görmediler mi? Şimdi (böylece) kendileri de onlara sahip bulunmaktadırlar. Onları, kendilerine boyun eğdirip emirlerine verdik. Onlardan bir kısmını binek edinirler, bir kısmını da yiyorlar. Kendileri için onlarda daha nice faydalar ve içecek(leri süt)lervardır. Hâlâ şükretmezler mi? buyurmaktadır.

İnekler, İlahi iradenin programlamış olduğu şekilde insanlara faydalı olmak için kendilerine kurgulanmış görevlerini yapararak insan için üretim yapıyor. (1)

Allah’ın yarattığı bu dilsiz canlılar (dillerini şimdilik biz anlamıyoruz) kendilerine emredileni yerine getiren bir fabrika gibidir. Bu fabrikada, sidikle sütün birbirine karışmadığı bir sistemde ayrı bir kanaldan süt üretilir. Et üretilir, derisinden ayakkabı, kemer, çanta yapılır. Ayak ve baş etinden kelle-paça çorbası ile işkembeden yapılan çorba şifa kaynağıdır. Kırılan kemiklerin kaynaşması için ilaç gibidir bu çorbalar. Dışkısı bile kıymetlidir bu mübarek hayvanın. İneklerin dışkısı yığın halinde fermente olunca; kokusundan ve kirinden eser kalmaz. Dışkının fermente haline gübre denir; bu gübre ot, sebze ve meyve yetiştirmek için toprağa verilir. Yani, inek kendi yiyeceği otların yetişmesi, büyümesi için ihtiyaç olan mineral maddeleri yine kendi gübresinden karşılar.

İneklerin etinden, sütünden, derisinden, kafasından, ayağından, dışkısından insanlarla birlikte tüm canlılar faydalanırken; onlar ne övünür, ne şikâyet eder, ne de hallerinden yakınırlar.

“Onlara ne sunulursa sunulsun kabul ediyorlar, modları; sessiz bir memnum olma haliymiş gibi görünüyor. Çimleri yer, geviş getirir, dinlenir ve etini ve dışkısını cömertçe sunarlar. İnekler savaş başlatmaz, farklı renkteki ya da tercihteki ineklere ayrımcılık yapmazlar. Miras talebinde bulunmaz ve kırpılmış çimi öbekleri ya da dumanı tüten dışkıları dışında öldükten sonra iz bırakmaya çalışmazlar. İnekler aynı zamanda gelecekte nesillerini devam ettirmek, insanlığa yeni hizmetçiler sunmak için bir taraftan da üretime devam ederler. Sessiz sedasız çalışan anneler gibidirler onlar.(Okulsuz Büyümek kitabı. Ben Hewitt.S.122 )

"Muhakkak sizin için sağmal hayvanlarda bir ibret vardır.Size onların karnındaki işkembe pisliği ile kan arasından hâlis bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından afiyetle geçer. (Nahl Suresi 66.ayet)

İnsanoğlu hayvanların şekillerine ve suretlerine,onlardan sağlanan deri, yün ve kıllar gibi faydalara bakarsa, öyle faydalar görür ki Allah onları, mahlûkları için elbise, göç etme, içecek ve gıda maddelerini yerleştirecek kapları ve ayaklarını koruyucu pabuçları onlardan yaratmıştır. O hayvanların sütlerini, etlerini insanlara gıda kılmıştır. Sonra onların bir kısmını binmek için süs yapmış, bir kısmını da yükleri taşıyıp uzak çölleri kat etmek için vasıta kılmıştır. (İhya, 4. Cilt ,Tefekkür Bahsi, sayfa 773)

Bütün bu realitelere rağmen, tepeden tırnağa günahlara dalmış ,her şeyiyle dünyayı kirleten insanlar; etinden sütünden, yününden istifade ettikleri, hiçbir günahı olmayan hayvanları telef etmek için plan ve projeler yapıyorlar.

Binlerce yıldan beri, Allah’ın insanların hizmetine verdiği ineklerin çıkardığı gazları atmosferi kirletiyor, ozon tabakasına zarar veriyor, tavukları da kuş gribi yayıyor yalanıyla itlaf etmeye hazırlanıyorlar.

Hiçbir bilimsel temeli olmayan gerekçelerle insana helal kılınan hayvanları yok ettikten sonra; insanlara yapay et yedirmek için birçok çalışmanın yapıldığını büyük bir şaşkınlıkla takip ediyoruz.

Kapitalist sistem, atmosfere zarar veriyor diyerek ineklerin neslini bitirmek isterken; kedi, köpeği koruma altına aldırıyor. Çünkü ineğin eti, sütü ve derisinden insanlık faydalanırken, kedi köpeğin mama satışından ise kendileri faydalanıyor.

“Sen ki bir yumurta yemek için tavuğa, bir sebze yemek için bostandaki gübreye, bir yudum süt içmek için ineğe muhtaçsın. Bir meyveyi yemek için de ağaca muhtaçsın. Yaratılışındaki hikmetlerse ayrıdır. Mesela; insanın memelerini iki bacak arasında değil annenin kucaklayıp sarması için göğsünün arasına koymuşken ineklerin süt torbasının sırtına ya da boynuna koymamış. Yavrularına ulaşması ve insanların sağması için iki bacağının altına yerleştirmiş. (Hikem-i Ataiye’den)

İNEKLER ÜZERİNE GÜZELLEMELER

İnsanoğlu bir tuhaftır. Her türlü ikramıyla insanlara hizmet eden ineklere itibar etmez de... Aslan, Kaplan, Kurt gibi yırtıcıları ad ve soyadı olarak almaktan gurur duyar.

Avrupa'lı bir turist, İstanbul’daki tarihi eserleri, muhteşem mimariye sahip camileri görünce, rehbere şöyle der: “Biz Batı toplumu tavuklar gibiyiz, siz Doğu toplumları inekler gibisiniz. Tavuk günde bir yumurta bırakır ama akşama kadar bağırır. İnek ise günde kilolarca süt verir ama sessiz ve sedasız işini yapmaya devam eder."

Tespit doğrudur. Batılılar, yaptıkları işi genelde abartırlar, Doğu toplumları ise işini yapar ve tevekkül eder. Balık bilmezse Ğalık (yaratan) bilsin anlayışındadır.

Hikmetten yoksun bir insan ineğe seslenmiş:

Ey inek! Ne yapmaya geldin dünyaya?

Maça gitmezsin, çay içmezsin, kahveye gidip oyun oynamazsın.

Gündüz çayıra gece ahıra.Tek düzen bir hayatın var!

Yeyip, içip dışkılıyorsun.

Bunun için mi geldin dünyaya?

İnek dile gelmiş, cevap vermiş:

Ey İnsan! Bu sözü, sen bana nasıl söylersin?

Şu buzdolabını aç bir bak!

Süt benden, yoğurt benden, tereyağı benden, kaymak benden, köfte benden, dolma benden, sucuk benden, pastırma benden.

Ayağındaki ayakkabı, belindeki kemer benden.

Kışın yaktığın tezek benden.

Kemiklerim bile işe yarar.

Ben olmasaydım belindeki pantolonu bile bağlayamayacaktın.

" peki..! sen ne yapmaya geldin dünya'ya..! "

Etin yenmez, derinden bir halt olmaz, saçından çorap örülmez.

Güzelim doğayı tahrip etmek, birbirinizi öldürmekten başka hiçbir işe yaramazsın.

Sen ne yapmaya geldin dünyaya?

Maalesef, bir zamanlar yüzbinlerce zeytin ağacı kestirilerek margarine mecbur bırakıldığı; ahırında inek, ağılında koyun dolu çocuklara zorla Amerikan süt tozu içirildiği; halkın ne giyeceğine bile devletin karar verildiği günler yaşandı bu güzel ülkemizde. Şimdilerde ineklerin osuruğu bahane edilerek, iklim değişikliği adı altında havanın ve suların yapısını bozmak, insanlara yapay et yedirmek için türlü senaryolar yazılmaktadır.

Köpeklere barınaklarda bakmanın yıllık maliyeti 176-200milyar civarı olduğu basında yazılıyor... Köpekbeslemeye milyarlar israf edilirken sesi soluğu çıkmayan lobilerin, etinden, sütünden, yağından, gücünden ve daha pek çok yönünden faydalandığımız, hayatımızı kolaylaştıran, hayvanları düşman ilan etmesi nedendir?

Acaba bütün bunlar insanlara yapay et yedirme planlamalarının bir parçası olabilir mi?

Eğer bir gün; imkânım, param ve zamanım olursa, bu mübarek hayvanlar için bir çiftlik açıp, insanlığa eğitim yoluyla verdiğim hizmeti, inekler vesilesiyle de vermek isterim.

16 Mayıs 2026

-----------------------------

(1) https://sorularlaislamiyet.com/kuranda-inekten-bahsedilmektedir-bu-durum-kuranin-evrenselligine-golge-dusurmez-mi

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum