Kurtuluş KILINÇ

Kurtuluş KILINÇ


Haydi Oradan!

10 Temmuz 2023 - 16:35

Ülke ya da şehir yönetiminde bulunan insanları ilahlaştırarak ulaşılmaz mertebelere koyan bizim gibi kaç toplum vardır biliyorum ama çok olmadığına eminim.

Devletin kutsiyetinden yola çıkarak biraz da egemenlerin, yandaşları aracılığıyla mükemmel bir şekilde gerçekleştirdiği algı oyunları sayesinde bütün kavramları birbirine karıştırmış durumdayız.

Basit bir soru; İnsan mı devlet içindir yoksa devlet mi insan için? Hadi birilerinin damarlarına biraz daha fazla basalım; Yaşadıklarınız, yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz, şeyler gezdiğiniz yerler aynı olduktan sonra hangi ülkede ya da hangi yönetim şekli ile ya da hangi yönetim sistemi altında hayatınızı idame ettirdiğinizin bir önemi var mı?

Şunu ifade etmeye çalışıyorum; Kutsal olan (insan) (vatandaş olarak) siz değilseniz diğer kutsallıkların bir anlamı var mı?

Bir hayvan için kutsal saydığınız şeylerin ne önemi var?

Örneğin; devlet kutsal mıdır?

Vatandaşına her türlü haksızlığı yapan, inancına göre yaşam hakkından tutun da fikir ve ifade özgürlüğüne varana kadar, geçmişte ya da gelecekteki hatalarında bile 'bizden-sizden' ayrımına uğradığı, sosyal medyadan adalet dağıtılan, geçmişte yapılan ya da gelecekte yapılacak hatalarda 'dayı'sının gücüne göre muamele edilen insanların olduğu ve adaletin herkesin ağzında adeta bir sakıza döndüğü ancak herkesin kendi adaletini savunduğu bir ülkede devletin kutsallığından bahsedebilir misiniz?

Bizim ülkemizde siyasetçilerin sıkça kullandığı ve Şeyh Edebali’nin Osman Gazi'ye Nasihatleri olarak bildiğimiz sözleri bugün hayata geçirebilecek olsak kutsal olan devlet midir yoksa insan mı?

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düşüncesinin hâkim olduğu ülkelerde devlet ve hükümet ayrımı bile çok bariz bir şekilde yapılmıştır ki biz henüz devletin kutsallığını konuşuyoruz. İş hükümete gelince bugün var yarın yok olan ve vatandaştan aldığı yetkiyle belirli bir süre devlete ve millete hizmet etmesi gerekenlerin bir zaman sonra kendisini ülkenin sahibi sanarak hareket etmesi de anlaşılabilir değil.

Gerçi geçiniz ana muhalefeti aldığı oy oranları binde sıfır virgül bilmem kaç olan partilerde bile koltuk savaşlarının yaşandığı bir ülkede devletin şahsi beka ve çıkarlarını ön plana çıkmasını ve devlet mi insan mı ayrımına gidecek varsayımların tartışılmasını da garip bulmak gerekir.

Başka ülkeleri geçelim kendi ülkemizden iki örnek vereyim size;

Birincisi muhalefetten olsun.

Daha bir-kaç hafta öncesine kadar ülkeyi kurtaracak (!) İkinci Kemal olduğu söylenen, devletin yönetiminde şürekasıyla birlikte ortak aklı hâkim kılacak denilen Kemal Kılıçdaroğlu’na bugün yanı başındaki bulunan bazı isimlerden ve gelecekte alan kapmaya çalışan perde arkasından çıkacağı günü bekleyen birkaç kişiden başka destek veren var mı? İşin garibi düne kadar bulunmaz Hint kumaşı mertebesindeki Kılıçdaroğlu’nun bugün ne kadar kötü bir siyasetçi/yönetici olduğunu söylüyorlar. Kuzum! Siz, düne kadar bu milletin başına böyle bir insanı nasıl layık görüyordunuz o zaman?

Hadi bir örnek de iktidardan verelim; Yeni Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek dün seri halde birkaç sosyal medya paylaşımı yaptı. Siz ne yazdığına kendi hesabından bakarsınız. Ben yazdıklarını tersten okuyayım. Şimşek kısaca şöyle demiş oldu; "Memur ve memur emeklilerine yaptığımız zammın yükünü tüm vatandaşlara yükledik. Geçmişte mali disiplinden taviz verilmiş ve bütçe açığı kontrol altına alınamaz olmuştu. Bu nedenle de kamu maliyesinde kalıcı bozulmalar oldu. Cari açıkla mücadele edilmeyince açık büyüdü ve ülkemizin risk primi yükseldi.

Bir de yaşadığımız deprem nedeniyle kaynağa ihtiyacımız var. Meclis’e sunduğumuz kanun teklifi ile deprem maliyetini de tüm vatandaşlarımıza yayacağız. Böylece depremin yol açtığı ilave maliyetlerin bütçe üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyoruz. Bir de önceki dönemde yapılan yanlışlar nedeniyle kontrol dışına çıkan cari açığı vergilerle kapatacağız."

Yani iktidar da muhalefet de kafasına göre bir hayat yaşıyor ve her gelen kendince bir rota çiziyor. Biz de onların yanlışlarının bedelini ödüyoruz. Sonra da buna kutsal devlet anlayışı diyoruz öyle mi?

Haydi! Oradan. Haydi! Oradan.

Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mustafa Tekin KAYTANCI
    11 ay önce
    Kendileri ne maaşlarından , ne yaşantılarından , ne arabalarından , ne giyim kuşamlarından , ne özel sağlık hizmetlerinden , ne danışmanlarından , ne sekreterlerinden , ne çocuklarının okullarından ,  çocuklarının yaşantısından v.b. taviz vermiyorlar. Yahu gerçekten yazık hiç olmazsa son seçimde devlet yardımını red edeydiniz, almasaydınız . Varsa yoksa halka bindirme. Yine halka güç yetecek bu yıl araç vergisini 2. Sefer alacaklarmış. El insaf yahu. Hersene bir yapılandırma , bir af çıkaracaksın , üç kağıtçılar ödemeyecek , dürüst insanlar hep cezalandırılacak. Bir ülke , Üretim yapmıyorsa , Tüketimi teşvik ederek ondan gelecek vergilerle ,    o vergileri artırarak , cezalarla ayakta kalmaya çalışıyorsa  cari açık artacak ve  borçlanmalar çoğalacak , sonucunda Allah göstermesin batmaya mahkum olacaktır. Serbest piyasa ekonomisinden de vazgeçilmediği müddetçe ekonominin düzelmesi mümkün değil.