Adana...
Çukurova'nın kalbi.
Ülkenin lokomotifi.
Bereketin, emeğin, pamuğun ve alın terinin başkenti.
Seyhan'ın, Ceyhan'ın sularıyla hayat bulan yiğitler diyarı.
Tarih boyunca her işin başını çekti bu kent.
Tarımda hep öncü oldu.
Sanayide ilk büyük kıvılcımı yaktı, fabrikaların dumanı önce burada tüttü.
Sanatta, sinemada, edebiyatta Türkiye'ye dev isimler armağan etti.
Adana budur.
Öncüdür. Liderdir.
Şimdi...
Devir değişti.
Zaman, topraktan ziyade gökyüzüne hükmetme zamanı.
***
Geçtiğimiz günler...
İstanbul.
SAHA Expo Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı.
Müthiş bir kalabalık, muazzam bir gurur tablosu. Yerli ve milli firmalarımızın gövde gösterisi...
Dünyanın dört bir yanından gelen delegasyonlar, bizim ürettiğimiz teknolojilere hayranlıkla bakıyor.
Gözümüz, kulağımız orada.
Sahneye bir isim çıkıyor...
Baykar Genel Müdürü ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı...
Haluk Bayraktar.
Çok ama çok önemli şeyler söylüyor.
Diyor ki;
"Türkiye'nin 81 ilinde drone üretim ve eğitim merkezleri kurmak istiyoruz."
Salonda alkışlar kopuyor.
Ardından ekliyor; "Bunu bir 'sivil inisiyatif' olarak hayata geçireceğiz."
Niyet halis. Vizyon dünya çapında.
***
Kolay değil...
Yıllarca bize parasıyla silah satmadılar.
Kanada, İHA'larımızın kameralarına ambargo koydu.
Ne oldu?
Kendi kameramızı, kendi sistemimizi yaptık.
Yerlilik oranını neredeyse yüzde yüze ulaştırdık.
Ama en önemlisi ne biliyor musunuz?
Yazılım!
Yazılım!
Yazılım!
Yazılım milli olmadıktan, o kodları siz yazmadıktan sonra demir yığınının ne kıymeti var?
Biz o yazılımı da yerli ve milli yaptık.
İşte bu yüzden Karabağ'da, Azerbaycan'da destan yazdık.
Libya'da, Suriye'de oyunun seyrini baştan aşağı değiştirdik.
İnsansız hava araçlarımızla dosta güven, düşmana korku saldık.
Fakat...
Burada bir parantez açmak şart.
Durum sadece sivil inisiyatife bırakılacak kadar basit değil.
Dünya adeta kaynıyor.
Ortadoğu tam bir ateş çemberi.
Emperyalist güçler, on yıllardır bizim coğrafyamızı kan gölüne, kendi güç gösterisi alanlarına çevirdi.
Diğer yanda siyonizm...
Ve onun tetikçisi siyonist işgal rejimi...
Her geçen gün köşeye sıkışıyor, sıkıştıkça vahşileşiyor.
Vahşileştikçe dünyada taraftar kaybediyor.
Avrupa ise bildiğiniz gibi...
"Hasta adam."
İçi kof.
Amerika, o eski gücünden, o yenilmez denilen ihtişamından çok ama çok uzak.
Nereye gitse bataklığa sağlanıyor.
Kazanıyor görünüyor ama her gün daha çok güç kaybediyor.
Üçüncü Dünya Savaşı fısıltıları mı dediniz?
Artık fısıltı değil, tüm dünyada daha yüksek sesle konuşuluyor.
***
Böyle kritik bir eşikte...
Göklerin hâkimi olan, dünyanın hâkimidir.
İşte tam da bu yüzden!
Drone meselesi, İHA ve SİHA meselesi...
Hatta İnsansız Deniz Araçları, İnsansız Kara Araçları üretimi...
Sadece bir 'sivil inisiyatifin' veya bir şirketin omuzlarına bırakılamaz.
Bırakılmamalı.
Bu konu doğrudan bir 'devlet meselesi' olmalı.
81 ilde üretim merkezi kurulması harika bir fikir.
Ancak bu merkezler, devletin himayesinde, devletin şefkatli ama çelik gibi sert kontrolünde yürütülmeli.
Milli güvenlik şakaya gelmez.
***
Gelelim işin Adana ayağına...
Dedik ya, Adana hep öncüydü.
Son yıllarda biraz geri gitti ama...
Yiğit düştüğü yerden kalkar.
Elektrikli otomıbillerin pillerinin Adana'da üretilmesi konusunda çok çaba göstermiştim ama olmadı.
Bari hu konuda geç kalmayalım.
Daha önce her işte olduğu gibi drone teknolojisinde de bayrağı en önde taşıyalım.
Bu kentte, üretim merkezlerinin en kapsamlısı derhal kurulmalı.
Adana Valiliği, belediyeler, üniversiteler omuz omuza vermeli.
Adana'daki meslek liseleri bu işin mutfağı yapılmalı.
Bir zamanlar pamuk toplayan eller, şimdi kod yazmalı.
Ama sadece üretmek yetmez.
İsteyen her Adanalı...
Özellikle de pırıl pırıl gençlerimiz...
Açılacak ücretsiz kurslarla eğitilmeli.
Herkese, ama herkese ücretsiz 'drone ehliyeti' verilmeli.
Lisanslar ceplerde olmalı.
Elbette kimse savaş istemez.
Biz barışın ve kardeşliğin çocuklarıyız.
Ama...
Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-u salah!
Olası bir savaş durumunda...
Adana'nın her genci bir drone pilotu gibi donanımlı olmalı.
Vatan savunması artık sadece dağda, siperde değil...
Ekran başında, kumanda kolunda!
***
Gelecek sadece insansız hava araçlarında değil, insansız kara ve deniz araçlarında da olacak.
Adana, bu büyük geleceğin ve teknolojik devrimin tam merkezinde yer almalı.
Sayın Valimiz Mustafa Yavuz bu işe öncülük etmeli.
Milletvekillerimiz parti ayrımı yapmadan en öne çıkmalı.
İktidar ve muhalefet partilerinin İl Başkanları elinden geleni yapmalı.
Üniversite rektörleri bu işi yapmaya talip olmalı.
Devlet de artık Adana için elini uzatmalı...
Adanalı genç o eli sımsıkı tutmalı.
Gökyüzü bizimdir.
Adana, göklerin de öncüsü olmalıdır!
İstikbâl, Adana’nın göklerindedir





YORUMLAR