Reklam
İbrahim Halil CAN

İbrahim Halil CAN


Bir İlahi ve Toplumun Nabzı

22 Şubat 2026 - 09:57

Bir İlahi ve Toplumun Nabzı
Yıllar önce söylenen “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisi…
Zaman içinde hafızalara yerleşmiş, dönem dönem hatırlanmış bir eserdi. Fakat son günlerde Samsunlu Celal Karatüre ve arkadaşlarının sokak sokak, kapı kapı dolaşarak bu ilahiyi yeniden seslendirmesi, beklenenden daha geniş bir karşılık buldu.

Başta çoğumuz bunun da sosyal medyada birkaç hafta sürecek bir akım olduğunu düşündük. Beğenilir, paylaşılır, sonra başka bir gündemin gölgesinde kaybolur diye tahmin ettik. Ancak görünen o ki mesele yalnızca dijital bir etkileşim değil.

Bu ilahi sosyal medyada kalmadı.
Okullarda konuşuldu, evlerde paylaşıldı, sokaklarda duyuldu. Hatta zamanla kültürel ve politik tartışmaların içine kadar girdi.

Burada dikkat çekici olan şu: Milyar liralık kültür yatırımlarının, profesyonel prodüksiyonların ve küresel popüler kültürün yoğun etkisi altında olan bir dönemde; sade bir yorumun, gösterişten uzak bir icranın bu kadar geniş kitlelere ulaşabilmesi.

Bu durum, toplumun kültürel refleksleri hakkında bazı ipuçları veriyor olabilir.

Belki de mesele sadece bir müzik tercihi değil. Belki insanlar, yoğun ve hızlı tüketim çağında daha sahici, daha doğrudan ve daha içten olanı arıyor. Gösterişli olan değil; kalbe temas eden, kendinden bir parça bulabildiği şeyler daha güçlü bir karşılık üretiyor.

Ramazan ayının manevi atmosferi de bu ilginin artmasında etkili olmuş olabilir. Çünkü bu dönemler, toplumun daha fazla içe döndüğü, değerlerini yeniden hatırladığı zamanlardır.

Elbette her akım gibi bunun da dijital görünürlüğü zamanla azalacaktır. Ancak geride bıraktığı tartışma ve oluşturduğu etki kolay kolay silinmeyecektir.

Bir başka dikkat çekici nokta da şu: Bu yükseliş karşısında bazı kesimlerin sert eleştirilerle, küçümseyici bir dille tepki vermesi. Oysa bu tür kültürel hareketleri anlamaya çalışmak, reddetmekten daha sağlıklı sonuçlar doğurabilir.

Çünkü bu ilgi, yukarıdan organize edilmiş bir kampanya izlenimi vermiyor. Daha çok tabandan, gündelik hayatın içinden doğmuş bir yönelim gibi görünüyor.

Bu nedenle belki de yaşananı büyük kavramlarla tanımlamak yerine, toplumun nabzındaki küçük ama anlamlı bir değişim olarak görmek daha doğru olur.

Bazen büyük dönüşümler sessiz başlar.
Bazen de bir ilahi, bize toplumun kalbinin hangi yönde attığını hatırlatır.

Sizce de burada sıradan bir akımdan fazlası yok mu?

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum