GÖKMEN CAN İLE EĞİTİM VE GENÇLİK ROPÖRTAJI
Eğitimci Sosyolog Gökmen Can İle Eğitim, Gençlik ve Aile Üzerine Yaptığımız Röportaj
04 Aralık 2025 - 03:07
TAŞKÖPRÜ: Merhaba Gökmen Hocam. Bugün gençlik, eğitim, sosyal medya ve aile konularını sizinle konuşacağız. Eğitimci ve sosyolog perspektifinizden, modern toplumdaki gençlerin karşılaştığı fırsatları ve zorlukları anlamak istiyoruz. Hazırsanız başlayalım.
Gökmen CAN: Tabii ki, memnuniyetle efendim.
TAŞKÖPRÜ: Dilerseniz ilk olarak günümüzde gençlerin eğitim hayatını en çok etkileyen toplumsal ve kültürel faktörlerin sizce neler olduğunu sormakla başlayalım. Sahiden günümüzde gençlerin eğitim hayatını en çok etkileyen toplumsal ve kültürel faktörlerin sizce nelerdir?
G.CAN: Evvela sosyal hadiselerin tek kaynaklı veya etkenli olmadığını söylemekle başlamak isterim. Değişim, gelişim ya da başkalaşımların her türlüsü tek etkenli olmayıp illa ki birden fazla unsurun varlığıyla oluştuğunu söylemeliyim. Sorduğunuz soruya gelince de gençlerin eğitim hayatını etkileyen en büyük faktörlerin, hızla değişen teknoloji, aile yapısındaki dönüşümler ve toplumsal değerlerin çeşitlenmesini gösterebiliriz. Tabii bu kadar mı derseniz de hayır derim. Dediğim gibi belki onlarca etkeni sıralayabiliriz. Kültürel normlar, ekonomik fırsatlar ve sosyal çevre de öğrencilerin motivasyonunu ve öğrenme biçimlerini doğrudan etkiler. Daha kısa ve daha net bir cevapla diyebilirim ki aklımıza gelebilecek sosyal ve fiziki her olay etkileyebilir. Ama derecesi aynı değildir. Mesela kapalı havadan hoşlanmayan, insan sesinden veya çok kalabalık yerlerden hoşlanmayan kimselerin de başarısızlıkta psikolojik etkisi vardır.
TAŞKÖPRÜ: Peki hocam, sosyal medyanın gençlerin kişilik ve karakter gelişimi üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
G.CAN: Bana kalırsa insanlık tarihi boyunca en stratejik, en etkili, en kolay ve en geniş kitleleri imha edebilecek bir kitle imha silahıdır. Bu cümlemle hemen her yönüyle de kötü gördüğümü düşünmeyin lütfen. Bende aktif bir sosyal medya kullanıcısıyım. Tamamıyla kişinin kendi biten bir konu bu.
Sosyal medya hem fırsatlar hem tehditler sunar. Gençler sosyal medyada kendilerini ifade etme, bilgiye hızlı erişim ve sosyal ağlar kurma imkânı bulurken; aynı zamanda yüzeysellik, kıyaslama ve dikkat dağınıklığı gibi risklerle karşılaşırlar. Kişilik gelişimi, sosyal medyayı bilinçli kullanmayı öğrenmekle doğrudan ilişkilidir.
TAŞKÖPRÜ: Aileler, çocuklarının sosyal medya ve internet kullanımına yaklaşırken hangi kritik noktaları göz önünde bulundurmalı?
G.CAN: Aileler sınır koyarken dengeyi sağlamalıdır. Aşırı kısıtlama yerine rehberlik, açıklık ve iletişim ön planda olmalı; çocukların hangi içeriklerle karşılaştığını bilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca örnek olmak, teknoloji kullanımında model oluşturmak kritik bir noktadır. Tabii ki teorik ve pratik her zaman aynı olmamaktadır. En bilgili ve bilinçli kimselerin bile çocukları üzerinde etkileri olmamakla birlikte çok büyük sıkıntılarla da karşılaşılmaktadır. Önemli olan aslında “dil” rehberliğinde, “iyi niyet” yoldaşlığında, “güzellik” hedefine kilitlenmektir. Bazen sıkıntılar olsa bile bu saydıklarımız sağlanırsa dediklerimiz de gerçekleşir diye düşünüyorum.
TAŞKÖPRÜ: Eğitim sistemimiz, gençlerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmede yeterli midir? Eksikleri nelerdir?
G.CAN: Yıllarını eğitime harcamış bir eğitim neferi olarak bu soruya şöyle cevap vermek istiyorum: Mevcut sistem akademik başarıya odaklanmakla birlikte, sosyal ve duygusal becerilerin genellikle tam olarak iyileştirilemediğini söyleyebilirim. Eleştirel düşünme, empati, takım çalışması ve problem çözme gibi becerilerin, uygulamalı etkinliklerle daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Okul programları bu yönde daha esnek ve kapsamlı hâle getirilmeli. Müfredatta meydana getirilecek değişiklikler; ders saati, derslerin nitelikleri, kadim kültürel değerlerimiz ve evrensel değerlerin varlığının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Merkeze “insanı” koyan ve temel insani değerleri hedefleyen tüm planlama ve programlamaların neticeye ulaşabileceğini düşünenlerdenim.
TAŞKÖPRÜ: Dijital çağda gençlere okuma alışkanlığı kazandırmak mümkün mü? Bunun yolları sizce nelerdir?
G.CAN: Neden mümkün olmasın, tabii ki mümkün; ancak geleneksel kitap odaklı yaklaşım yerine dijital kaynaklarla entegre bir okuma kültürü oluşturmanın da alternatifliğinden yararlanmak gerekir. İlgi çekici içerikler, kısa makaleler, podcast ve interaktif kitaplar gençlerin ilgisini çekebilir. Okullarda ve ailelerde rol model olmak da önemlidir.
Günümüz geçleri ve çocukları artık bizim çocukluk ve gençlik zamanlarında olduğu gibi değiller. Dikkat, algı, ilgi, beğeni, istek gibi özellikleri çok başkalaşmış durumda. Bu sebeple çalışmaları ya da programları-planlamaları yaparken güncelliği ve değişimin yönünü, hızını ve niteliğini de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medya gençler için bir fırsat mı yoksa bir tehlike mi? Neden?
G.CAN: Her ikisi de. Fırsat olarak bilgiye erişim, sosyal etkileşim ve kişisel marka oluşturma imkânı sunar. Tehlike olarak ise bağımlılık, yanlış bilgi ve kimlik karmaşası meydana getirebilir. Önemli olan, kullanımın bilinçli ve dengeli olmasıdır. Bunun da yolu eğitimden geçer. Bakanlığımızın Medya Okuryazarlığı konusundaki planlama ve çalışmaları tam olarak sahada yansıması sağlanırsa çok büyük bir mesafe almaya başlayacağımızı umut ediyorum.
TAŞKÖPRÜ: Gençlerin kimlik gelişiminde öğretmenlerin rolünü nasıl görüyorsunuz?
G.CAN: Çok önemli bir soru. Aslında öğretmenlik denilen meslek herkesin yapabileceği bir şey olduğuna inanmıyorum. Arkadaşlarla bu konularda konuşuruz bazen. Tartışmalarımız olur. Neyi, niye söylediğimize dair argümanlarımız vardır her birimizin. Amacımız tartışmaktan öte bu memleketin sevdalısı olarak kendimize göre bir kurtuluş reçetesi ortaya koymaktır. Ama öncelikle bilinmelidir ki öğretmenler sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda rehber, mentor ve rol modeldir. Gençlerin kendi değerlerini keşfetmelerine ve sosyal beceriler kazanmalarına yardımcı olurlar. Empati, adalet ve eleştirel düşünme örnekleri öğretmenlerden gelir. Bir insana dokunmak, gelişmesine katkıda bulunmak, iyileştirmek ve rota çizmek çoğu zaman ana babadan önce bir öğretmenin varlığıyla vücut bulur. Bundan dolayıdır ki mesleğimiz çok ama çok önemli. Sevgi, bilinç, irade, planlama ve şikayetlerden uzak bir ruh hali istemektedir. Bunu başarabilenler tarihe imza atacak olanlardır.
TAŞKÖPRÜ: Modern eğitim anlayışı, aile ile iş birliğini güçlendirmede yeterli mi? Eksik gördüğünüz yönler var mı?
G.CAN: Her ne kadar bakanlığımız bu konuda çok güzel çalışmalara imza atmış olsa bile maalesef zihinlerde okul ya da okul veli toplantıları birer para talep etme yeri kaldığı için yapılan yenilikler takdire şayan olsa bile genellikle eksiklik görülmektedir.
Dediğim şeylerden ya da başka sosyal ve ekonomik etkilerden dolayı eğitim sistemi ve aileler arasında iletişim ve ortak hedef oluşturma zayıf görülmektedir. Velilerin okula dahil edilmesi, eğitim planlarına katılımı ve sürekli bilgilendirilmesi, gençlerin başarısını doğrudan etkiler. Bunu sağlayan veliler ilgili kimselerdir. Çocuğunun eğitimine dahil olmanın önemini bilirler. Velilerimizin bilinçlendirilmesi ve okul veli arasındaki bağın güçlenmesi için Milli Eğitmi Bakanlığımıza ait eğitim portallarında kamu spotları, kısa videolar, örnek olaylar, afişe edilmiş çalışmalar, yazımlar ve daha çok çeşitli materyaller vardır. Bunları kullanmayı başarabilirsek sıkıntılarımızdan da kurtulmaya başlayabiliriz diye düşünüyorum.
TAŞKÖPRÜ: Kişilik gelişiminde okul dışı sosyal etkileşimlerin önemi nedir? Hangi tür deneyimler gençler için kritik öneme sahiptir?
G.CAN: Okul dışı etkinlikler, gençlerin empati, liderlik ve problem çözme becerilerini geliştirmede kritiktir. Sosyal kulüpler, gönüllü çalışmalar, kültürel ve sportif faaliyetler gençlerin kendilerini tanımaları ve topluma katkı sağlamaları için fırsatlar sunar. Mesela Gençlik Merkezlerinin varlıkları sportif, sanatsal ve kültürel açıdan gelişimin önünü açan ve destekleyen projelerin yürütüldüğü yerlerin başında gelir. Buraları iyi ve doğru kullanmak ve de yönlendirmeleri de iyi yapmak gerekir.
TAŞKÖPRÜ: Gençlerin değerler eğitimini sağlamak için en etkili yöntemler neler olabilir?
G.CAN: Bu soru aslında başlı başına bir program konusudur. Dilerseniz gazetemizin öncülüğünde böyle bir panel ya da konferans tertip edip alanında uzman arkadaşlarla bir buluşmayla halkımızın huzuruna çıkabiliriz. Ama kısaca diyebilirim ki değerler eğitimi, anlatım yerine deneyimle öğrenilmelidir. Örnek olma, tartışma, hikâye ve vaka çalışmaları etkili yöntemlerdir. Aile ve okul birlikte hareket etmeli; toplumsal sorumluluk projeleri gençlere değerleri somut hâlde göstermelidir. Yaşanmayanı anlatamayız, söylemediğimizi işitemeyiz, sergilemediğimiz iyi şeyi göremeyiz. Sanırım açık bir cevap oldu.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medya fenomenlerinin gençler üzerindeki etkilerini nasıl yorumluyorsunuz?
G.CAN: Adana yöremizin bir seslenmesiyle cevabıma başlayayım: Abooovv! Fenomenler, gençler için rol model hâline geliyor; bu iyi veya kötü olabilir. Olumlu etkiler, gençleri motive eden ve topluma faydalı davranışları teşvik eden içeriklerdir. Bunlara rastlamaktayız. Güzel ve kültürel, bilimsel, ilim içerikli paylaşımlar takdirliktir. Olumsuz etkiler ise tüketim odaklı, yüzeysel ve bazen zararlı davranışları normalleştiren içeriklerdir. Bunların ıslahı, eritilmesi gerçekleşmeden de iyilerin etkilerinin o kadar ilerleyeceğini de düşünmüyorum. Zamanımız insanının birçoğu kötüye meyyaldir. Dilerseniz paylaşımlara, içeriklere, beğenilere bakabilirsiniz.
TAŞKÖPRÜ: Aileler, çocuklarının internet ve sosyal medya kullanımını sınırlandırırken nelere dikkat etmeli?
G.CAN: Sadece yasak koymak yerine, kullanım amaçlarını ve sürelerini birlikte belirlemek gerekir. Eleştirel düşünmeyi öğretmek, dijital güvenlik ve mahremiyet konularını açıklamak, çocukların bilinçli kullanıcı olmalarını sağlar. Ebeveynler ile çocuklar birlikte oturup konuşarak bunu başarabilirler. Neticede “dil” önemli bir nimettir ve bunu kullanmayı asla bırakmamalıyız. Bir de argümanlarımızı ortaya koymalıyız. İkna etmek ancak argümanlarla olmaktadır. Hele ki zamane çocuklarında bazen yeterli bile gelmemektedir.
TAŞKÖPRÜ: Eğitimde bireysel farklılıkları dikkate almak ne kadar mümkün ve neden önemli?
G.CAN: Bireysel farklılıkları dikkate almak hem mümkün hem de gerekli. Her öğrencinin öğrenme stili, ilgi alanı ve yeteneği farklıdır. Öğretim yöntemleri esnek olursa, öğrencinin motivasyonu ve başarısı artar. Kapsayıcı eğitim, toplumsal eşitsizlikleri azaltır. Müfredatların tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mevcutla değil de revize edip geliştirilen bir sistemin daha çok kazanıma vesile olacağına inanıyorum.
TAŞKÖPRÜ: Artan sınav ve başarı baskısının gençler üzerinde psikolojik etkileri sizce nelerdir?
G.CAN: Sınav ve başarı baskısı kaygı, stres ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Uzun vadede motivasyonu düşürür ve depresyon riskini artırır. Gençlerin yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda desteklenmesi, baskının etkilerini azaltır.
Bu konu hakkında bir de şu gerçeği bilmeliyiz: Gelecek kaygısı! Bunun oluşumunu sağlayacak sosyal, ekonomik, teknolojik kaygı unsurlarına karşı tedbir alıcı olarak çocukları ve gençleri koruyabiliriz. Aksi halde sınavların altında ezilen, sınavlara girip başarılı olsa bile kapılarda bekleyen bir gençliğin ruh ve zihin dünyası çok da sıhhatli olmayacaktır diyebilirim.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte gençler arasında empati eksikliği gözlemliyor musunuz?
G.CAN: Evet, gözlemleniyor. Hem de çok. Hatta bakın “akran zorbalığı” denilen şeylerin ya da işkence, cinayet, hırsızlık, baskılama olaylarının artışında önemli bir etkendir. Dijital etkileşim yüz yüze iletişimin yerini aldığında, empati ve duygusal farkındalık zayıflar. Aileler ve eğitimciler, sosyal duygusal öğrenmeye önem vererek bu eksikliği telafi edebilir. Zaten devlet idarecilerimiz de bunun farkındalar ve çeşitli çalışmalarla da bunu sağlamaya çalışmaktadırlar.
TAŞKÖPRÜ: Teknoloji ve eğitim ilişkisinde doğru stratejiler nasıl uygulanmalı?
G.CAN: Teknoloji destekleyici araç olarak kullanılmalı, hedef odaklı ve ölçülebilir olmalı. E-öğrenme, interaktif materyaller ve dijital beceri eğitimi, öğretim programlarıyla uyumlu şekilde uygulanmalı. Okullarımızda bu yönde imkanlarımız çok fazla. Kullanırsak başarırız. Bahaneler arkasına sığınırsak kaybederiz.
TAŞKÖPRÜ: Öğretmenlerin gençleri motive etmedeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
G.CAN: Öğretmenler, ilham verici ve motive edici yaklaşımlarıyla öğrencilerin ilgisini artırır. Yalnızca bilgi aktarmak yerine, öğrencilerin merakını ve yaratıcılığını beslemek öncelikli olmalıdır. Kendini güncelleyen bir öğretmen müthiş bir rol model olur. Günü okuyan, dünü bilen, yarına ait öngörüleri olan, gençliğin dilinden anlayan öğretmenlerin sırtında çok önemli bir yük var ve bu yükü taşıyan omuzlar çok önemli bir vazifenin şerefine nail olmaktadırlar.
TAŞKÖPRÜ: Ailenin rehberlik ve destek işlevi, okulun rehberlik hizmetleriyle nasıl uyumlu olmalı?
G.CAN: Aile ve okul, sürekli iletişim hâlinde olmalı; rehberlik süreçleri ortak hedefler doğrultusunda planlanmalıdır. Gençler hem akademik hem de duygusal olarak bütüncül destek almalıdır. Rehberlik servisi ya da sınıf rehber öğretmenlerimiz veya idarecilerimiz, öğrencinin sorun sıkıntı çıkarttığı zamanda veli ile görüşmemelidir. Aileler bilmelidir ki biz öğretmenler olarak “emanetleri” olan çocukları için her daim görüşmeye ve varsa bir sorun, onları gidermeye hazırız.
TAŞKÖPRÜ: Gençler, kişilik ve kimlik gelişimi için hangi sosyal deneyimlere daha fazla ihtiyaç duyuyor?
G.CAN: Farklı sosyal ortamlarda bulunmak, toplumsal projelere katılmak, liderlik deneyimleri yaşamak ve çeşitli kültürlerle etkileşim kurmak kimlik gelişimi için kritiktir. Bilimsel proje etkinlik ve yarışmaları, sportif ve kültürel etkinlikler çok önemli motivasyon ve öğrenmeyi geliştirme adımlarıdır. Doğru yönlendirmekle çok güzel doğrulara ulaşırız.
TAŞKÖPRÜ: Son olarak, sağlıklı bir gençlik için aile, eğitim ve sosyal medyanın dengesi nasıl kurulabilir?
G.CAN: Aile rehberlik etmeli, eğitim gençlerin gelişimini desteklemeli ve sosyal medya bilinçli kullanılmalıdır. Denge, iletişim, sorumluluk ve bilinçli kullanım ilkeleriyle sağlanabilir. Gençlik bizim yarınlarımızdır. Yarınlarımızı düşünmek zorundayız. Bizim yerimize kimse düşünemez, düşünmez.
TAŞKÖPRÜ: Gökmen Can Hocam, bu değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederiz. Eğitim, gençlik ve aile ilişkilerinde farkındalık oluşturacak bilgiler paylaştınız. Umuyoruz ki söyledikleriniz hem ailelere hem eğitimcilere hem de gençlere yol gösterici olur. Tekrar teşekkür ederiz.
G.CAN: Ben teşekkür ederim böyle bir fırsatı sunduğunuz için. Gençlik adına yapılacak tüm güzel işlere iştirak etmeye gayret eden bir Eğitimci Sosyolog olarak bundan gurur ve şeref duyuyorum. Sağlıcakla kalın efendim.
Gökmen CAN: Tabii ki, memnuniyetle efendim.
TAŞKÖPRÜ: Dilerseniz ilk olarak günümüzde gençlerin eğitim hayatını en çok etkileyen toplumsal ve kültürel faktörlerin sizce neler olduğunu sormakla başlayalım. Sahiden günümüzde gençlerin eğitim hayatını en çok etkileyen toplumsal ve kültürel faktörlerin sizce nelerdir?
G.CAN: Evvela sosyal hadiselerin tek kaynaklı veya etkenli olmadığını söylemekle başlamak isterim. Değişim, gelişim ya da başkalaşımların her türlüsü tek etkenli olmayıp illa ki birden fazla unsurun varlığıyla oluştuğunu söylemeliyim. Sorduğunuz soruya gelince de gençlerin eğitim hayatını etkileyen en büyük faktörlerin, hızla değişen teknoloji, aile yapısındaki dönüşümler ve toplumsal değerlerin çeşitlenmesini gösterebiliriz. Tabii bu kadar mı derseniz de hayır derim. Dediğim gibi belki onlarca etkeni sıralayabiliriz. Kültürel normlar, ekonomik fırsatlar ve sosyal çevre de öğrencilerin motivasyonunu ve öğrenme biçimlerini doğrudan etkiler. Daha kısa ve daha net bir cevapla diyebilirim ki aklımıza gelebilecek sosyal ve fiziki her olay etkileyebilir. Ama derecesi aynı değildir. Mesela kapalı havadan hoşlanmayan, insan sesinden veya çok kalabalık yerlerden hoşlanmayan kimselerin de başarısızlıkta psikolojik etkisi vardır.
TAŞKÖPRÜ: Peki hocam, sosyal medyanın gençlerin kişilik ve karakter gelişimi üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
G.CAN: Bana kalırsa insanlık tarihi boyunca en stratejik, en etkili, en kolay ve en geniş kitleleri imha edebilecek bir kitle imha silahıdır. Bu cümlemle hemen her yönüyle de kötü gördüğümü düşünmeyin lütfen. Bende aktif bir sosyal medya kullanıcısıyım. Tamamıyla kişinin kendi biten bir konu bu.
Sosyal medya hem fırsatlar hem tehditler sunar. Gençler sosyal medyada kendilerini ifade etme, bilgiye hızlı erişim ve sosyal ağlar kurma imkânı bulurken; aynı zamanda yüzeysellik, kıyaslama ve dikkat dağınıklığı gibi risklerle karşılaşırlar. Kişilik gelişimi, sosyal medyayı bilinçli kullanmayı öğrenmekle doğrudan ilişkilidir.
TAŞKÖPRÜ: Aileler, çocuklarının sosyal medya ve internet kullanımına yaklaşırken hangi kritik noktaları göz önünde bulundurmalı?
G.CAN: Aileler sınır koyarken dengeyi sağlamalıdır. Aşırı kısıtlama yerine rehberlik, açıklık ve iletişim ön planda olmalı; çocukların hangi içeriklerle karşılaştığını bilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca örnek olmak, teknoloji kullanımında model oluşturmak kritik bir noktadır. Tabii ki teorik ve pratik her zaman aynı olmamaktadır. En bilgili ve bilinçli kimselerin bile çocukları üzerinde etkileri olmamakla birlikte çok büyük sıkıntılarla da karşılaşılmaktadır. Önemli olan aslında “dil” rehberliğinde, “iyi niyet” yoldaşlığında, “güzellik” hedefine kilitlenmektir. Bazen sıkıntılar olsa bile bu saydıklarımız sağlanırsa dediklerimiz de gerçekleşir diye düşünüyorum.
TAŞKÖPRÜ: Eğitim sistemimiz, gençlerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmede yeterli midir? Eksikleri nelerdir?
G.CAN: Yıllarını eğitime harcamış bir eğitim neferi olarak bu soruya şöyle cevap vermek istiyorum: Mevcut sistem akademik başarıya odaklanmakla birlikte, sosyal ve duygusal becerilerin genellikle tam olarak iyileştirilemediğini söyleyebilirim. Eleştirel düşünme, empati, takım çalışması ve problem çözme gibi becerilerin, uygulamalı etkinliklerle daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Okul programları bu yönde daha esnek ve kapsamlı hâle getirilmeli. Müfredatta meydana getirilecek değişiklikler; ders saati, derslerin nitelikleri, kadim kültürel değerlerimiz ve evrensel değerlerin varlığının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Merkeze “insanı” koyan ve temel insani değerleri hedefleyen tüm planlama ve programlamaların neticeye ulaşabileceğini düşünenlerdenim.
TAŞKÖPRÜ: Dijital çağda gençlere okuma alışkanlığı kazandırmak mümkün mü? Bunun yolları sizce nelerdir?
G.CAN: Neden mümkün olmasın, tabii ki mümkün; ancak geleneksel kitap odaklı yaklaşım yerine dijital kaynaklarla entegre bir okuma kültürü oluşturmanın da alternatifliğinden yararlanmak gerekir. İlgi çekici içerikler, kısa makaleler, podcast ve interaktif kitaplar gençlerin ilgisini çekebilir. Okullarda ve ailelerde rol model olmak da önemlidir.
Günümüz geçleri ve çocukları artık bizim çocukluk ve gençlik zamanlarında olduğu gibi değiller. Dikkat, algı, ilgi, beğeni, istek gibi özellikleri çok başkalaşmış durumda. Bu sebeple çalışmaları ya da programları-planlamaları yaparken güncelliği ve değişimin yönünü, hızını ve niteliğini de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medya gençler için bir fırsat mı yoksa bir tehlike mi? Neden?
G.CAN: Her ikisi de. Fırsat olarak bilgiye erişim, sosyal etkileşim ve kişisel marka oluşturma imkânı sunar. Tehlike olarak ise bağımlılık, yanlış bilgi ve kimlik karmaşası meydana getirebilir. Önemli olan, kullanımın bilinçli ve dengeli olmasıdır. Bunun da yolu eğitimden geçer. Bakanlığımızın Medya Okuryazarlığı konusundaki planlama ve çalışmaları tam olarak sahada yansıması sağlanırsa çok büyük bir mesafe almaya başlayacağımızı umut ediyorum.
TAŞKÖPRÜ: Gençlerin kimlik gelişiminde öğretmenlerin rolünü nasıl görüyorsunuz?
G.CAN: Çok önemli bir soru. Aslında öğretmenlik denilen meslek herkesin yapabileceği bir şey olduğuna inanmıyorum. Arkadaşlarla bu konularda konuşuruz bazen. Tartışmalarımız olur. Neyi, niye söylediğimize dair argümanlarımız vardır her birimizin. Amacımız tartışmaktan öte bu memleketin sevdalısı olarak kendimize göre bir kurtuluş reçetesi ortaya koymaktır. Ama öncelikle bilinmelidir ki öğretmenler sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda rehber, mentor ve rol modeldir. Gençlerin kendi değerlerini keşfetmelerine ve sosyal beceriler kazanmalarına yardımcı olurlar. Empati, adalet ve eleştirel düşünme örnekleri öğretmenlerden gelir. Bir insana dokunmak, gelişmesine katkıda bulunmak, iyileştirmek ve rota çizmek çoğu zaman ana babadan önce bir öğretmenin varlığıyla vücut bulur. Bundan dolayıdır ki mesleğimiz çok ama çok önemli. Sevgi, bilinç, irade, planlama ve şikayetlerden uzak bir ruh hali istemektedir. Bunu başarabilenler tarihe imza atacak olanlardır.
TAŞKÖPRÜ: Modern eğitim anlayışı, aile ile iş birliğini güçlendirmede yeterli mi? Eksik gördüğünüz yönler var mı?
G.CAN: Her ne kadar bakanlığımız bu konuda çok güzel çalışmalara imza atmış olsa bile maalesef zihinlerde okul ya da okul veli toplantıları birer para talep etme yeri kaldığı için yapılan yenilikler takdire şayan olsa bile genellikle eksiklik görülmektedir.
Dediğim şeylerden ya da başka sosyal ve ekonomik etkilerden dolayı eğitim sistemi ve aileler arasında iletişim ve ortak hedef oluşturma zayıf görülmektedir. Velilerin okula dahil edilmesi, eğitim planlarına katılımı ve sürekli bilgilendirilmesi, gençlerin başarısını doğrudan etkiler. Bunu sağlayan veliler ilgili kimselerdir. Çocuğunun eğitimine dahil olmanın önemini bilirler. Velilerimizin bilinçlendirilmesi ve okul veli arasındaki bağın güçlenmesi için Milli Eğitmi Bakanlığımıza ait eğitim portallarında kamu spotları, kısa videolar, örnek olaylar, afişe edilmiş çalışmalar, yazımlar ve daha çok çeşitli materyaller vardır. Bunları kullanmayı başarabilirsek sıkıntılarımızdan da kurtulmaya başlayabiliriz diye düşünüyorum.
TAŞKÖPRÜ: Kişilik gelişiminde okul dışı sosyal etkileşimlerin önemi nedir? Hangi tür deneyimler gençler için kritik öneme sahiptir?
G.CAN: Okul dışı etkinlikler, gençlerin empati, liderlik ve problem çözme becerilerini geliştirmede kritiktir. Sosyal kulüpler, gönüllü çalışmalar, kültürel ve sportif faaliyetler gençlerin kendilerini tanımaları ve topluma katkı sağlamaları için fırsatlar sunar. Mesela Gençlik Merkezlerinin varlıkları sportif, sanatsal ve kültürel açıdan gelişimin önünü açan ve destekleyen projelerin yürütüldüğü yerlerin başında gelir. Buraları iyi ve doğru kullanmak ve de yönlendirmeleri de iyi yapmak gerekir.
TAŞKÖPRÜ: Gençlerin değerler eğitimini sağlamak için en etkili yöntemler neler olabilir?
G.CAN: Bu soru aslında başlı başına bir program konusudur. Dilerseniz gazetemizin öncülüğünde böyle bir panel ya da konferans tertip edip alanında uzman arkadaşlarla bir buluşmayla halkımızın huzuruna çıkabiliriz. Ama kısaca diyebilirim ki değerler eğitimi, anlatım yerine deneyimle öğrenilmelidir. Örnek olma, tartışma, hikâye ve vaka çalışmaları etkili yöntemlerdir. Aile ve okul birlikte hareket etmeli; toplumsal sorumluluk projeleri gençlere değerleri somut hâlde göstermelidir. Yaşanmayanı anlatamayız, söylemediğimizi işitemeyiz, sergilemediğimiz iyi şeyi göremeyiz. Sanırım açık bir cevap oldu.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medya fenomenlerinin gençler üzerindeki etkilerini nasıl yorumluyorsunuz?
G.CAN: Adana yöremizin bir seslenmesiyle cevabıma başlayayım: Abooovv! Fenomenler, gençler için rol model hâline geliyor; bu iyi veya kötü olabilir. Olumlu etkiler, gençleri motive eden ve topluma faydalı davranışları teşvik eden içeriklerdir. Bunlara rastlamaktayız. Güzel ve kültürel, bilimsel, ilim içerikli paylaşımlar takdirliktir. Olumsuz etkiler ise tüketim odaklı, yüzeysel ve bazen zararlı davranışları normalleştiren içeriklerdir. Bunların ıslahı, eritilmesi gerçekleşmeden de iyilerin etkilerinin o kadar ilerleyeceğini de düşünmüyorum. Zamanımız insanının birçoğu kötüye meyyaldir. Dilerseniz paylaşımlara, içeriklere, beğenilere bakabilirsiniz.
TAŞKÖPRÜ: Aileler, çocuklarının internet ve sosyal medya kullanımını sınırlandırırken nelere dikkat etmeli?
G.CAN: Sadece yasak koymak yerine, kullanım amaçlarını ve sürelerini birlikte belirlemek gerekir. Eleştirel düşünmeyi öğretmek, dijital güvenlik ve mahremiyet konularını açıklamak, çocukların bilinçli kullanıcı olmalarını sağlar. Ebeveynler ile çocuklar birlikte oturup konuşarak bunu başarabilirler. Neticede “dil” önemli bir nimettir ve bunu kullanmayı asla bırakmamalıyız. Bir de argümanlarımızı ortaya koymalıyız. İkna etmek ancak argümanlarla olmaktadır. Hele ki zamane çocuklarında bazen yeterli bile gelmemektedir.
TAŞKÖPRÜ: Eğitimde bireysel farklılıkları dikkate almak ne kadar mümkün ve neden önemli?
G.CAN: Bireysel farklılıkları dikkate almak hem mümkün hem de gerekli. Her öğrencinin öğrenme stili, ilgi alanı ve yeteneği farklıdır. Öğretim yöntemleri esnek olursa, öğrencinin motivasyonu ve başarısı artar. Kapsayıcı eğitim, toplumsal eşitsizlikleri azaltır. Müfredatların tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mevcutla değil de revize edip geliştirilen bir sistemin daha çok kazanıma vesile olacağına inanıyorum.
TAŞKÖPRÜ: Artan sınav ve başarı baskısının gençler üzerinde psikolojik etkileri sizce nelerdir?
G.CAN: Sınav ve başarı baskısı kaygı, stres ve özgüven eksikliğine yol açabilir. Uzun vadede motivasyonu düşürür ve depresyon riskini artırır. Gençlerin yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda desteklenmesi, baskının etkilerini azaltır.
Bu konu hakkında bir de şu gerçeği bilmeliyiz: Gelecek kaygısı! Bunun oluşumunu sağlayacak sosyal, ekonomik, teknolojik kaygı unsurlarına karşı tedbir alıcı olarak çocukları ve gençleri koruyabiliriz. Aksi halde sınavların altında ezilen, sınavlara girip başarılı olsa bile kapılarda bekleyen bir gençliğin ruh ve zihin dünyası çok da sıhhatli olmayacaktır diyebilirim.
TAŞKÖPRÜ: Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte gençler arasında empati eksikliği gözlemliyor musunuz?
G.CAN: Evet, gözlemleniyor. Hem de çok. Hatta bakın “akran zorbalığı” denilen şeylerin ya da işkence, cinayet, hırsızlık, baskılama olaylarının artışında önemli bir etkendir. Dijital etkileşim yüz yüze iletişimin yerini aldığında, empati ve duygusal farkındalık zayıflar. Aileler ve eğitimciler, sosyal duygusal öğrenmeye önem vererek bu eksikliği telafi edebilir. Zaten devlet idarecilerimiz de bunun farkındalar ve çeşitli çalışmalarla da bunu sağlamaya çalışmaktadırlar.
TAŞKÖPRÜ: Teknoloji ve eğitim ilişkisinde doğru stratejiler nasıl uygulanmalı?
G.CAN: Teknoloji destekleyici araç olarak kullanılmalı, hedef odaklı ve ölçülebilir olmalı. E-öğrenme, interaktif materyaller ve dijital beceri eğitimi, öğretim programlarıyla uyumlu şekilde uygulanmalı. Okullarımızda bu yönde imkanlarımız çok fazla. Kullanırsak başarırız. Bahaneler arkasına sığınırsak kaybederiz.
TAŞKÖPRÜ: Öğretmenlerin gençleri motive etmedeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
G.CAN: Öğretmenler, ilham verici ve motive edici yaklaşımlarıyla öğrencilerin ilgisini artırır. Yalnızca bilgi aktarmak yerine, öğrencilerin merakını ve yaratıcılığını beslemek öncelikli olmalıdır. Kendini güncelleyen bir öğretmen müthiş bir rol model olur. Günü okuyan, dünü bilen, yarına ait öngörüleri olan, gençliğin dilinden anlayan öğretmenlerin sırtında çok önemli bir yük var ve bu yükü taşıyan omuzlar çok önemli bir vazifenin şerefine nail olmaktadırlar.
TAŞKÖPRÜ: Ailenin rehberlik ve destek işlevi, okulun rehberlik hizmetleriyle nasıl uyumlu olmalı?
G.CAN: Aile ve okul, sürekli iletişim hâlinde olmalı; rehberlik süreçleri ortak hedefler doğrultusunda planlanmalıdır. Gençler hem akademik hem de duygusal olarak bütüncül destek almalıdır. Rehberlik servisi ya da sınıf rehber öğretmenlerimiz veya idarecilerimiz, öğrencinin sorun sıkıntı çıkarttığı zamanda veli ile görüşmemelidir. Aileler bilmelidir ki biz öğretmenler olarak “emanetleri” olan çocukları için her daim görüşmeye ve varsa bir sorun, onları gidermeye hazırız.
TAŞKÖPRÜ: Gençler, kişilik ve kimlik gelişimi için hangi sosyal deneyimlere daha fazla ihtiyaç duyuyor?
G.CAN: Farklı sosyal ortamlarda bulunmak, toplumsal projelere katılmak, liderlik deneyimleri yaşamak ve çeşitli kültürlerle etkileşim kurmak kimlik gelişimi için kritiktir. Bilimsel proje etkinlik ve yarışmaları, sportif ve kültürel etkinlikler çok önemli motivasyon ve öğrenmeyi geliştirme adımlarıdır. Doğru yönlendirmekle çok güzel doğrulara ulaşırız.
TAŞKÖPRÜ: Son olarak, sağlıklı bir gençlik için aile, eğitim ve sosyal medyanın dengesi nasıl kurulabilir?
G.CAN: Aile rehberlik etmeli, eğitim gençlerin gelişimini desteklemeli ve sosyal medya bilinçli kullanılmalıdır. Denge, iletişim, sorumluluk ve bilinçli kullanım ilkeleriyle sağlanabilir. Gençlik bizim yarınlarımızdır. Yarınlarımızı düşünmek zorundayız. Bizim yerimize kimse düşünemez, düşünmez.
TAŞKÖPRÜ: Gökmen Can Hocam, bu değerli görüşleriniz için çok teşekkür ederiz. Eğitim, gençlik ve aile ilişkilerinde farkındalık oluşturacak bilgiler paylaştınız. Umuyoruz ki söyledikleriniz hem ailelere hem eğitimcilere hem de gençlere yol gösterici olur. Tekrar teşekkür ederiz.
G.CAN: Ben teşekkür ederim böyle bir fırsatı sunduğunuz için. Gençlik adına yapılacak tüm güzel işlere iştirak etmeye gayret eden bir Eğitimci Sosyolog olarak bundan gurur ve şeref duyuyorum. Sağlıcakla kalın efendim.








YORUMLAR