Hz. Muhammed'e Açık Ara Fark Atan Şeyhler!

Adem DOĞANTEMUR

Meşhur anekdotu duymuşsunuzdur. Kaymakam köyü ziyarete gider. Yaşlı bir teyze gelenin kim olduğunu sorunca o da "ilçe kaymakamıyım" der. Köylerde kendilerini kral gibi gören ormancıların karizmasına alışan teyze kaymakama der ki: "Yavrum keşke biraz daha okuyup da ormancı olsaydın ya..."

Aşağıda yazdıklarımı okuyunca ister istemez insanın şöyle diyesi geliyor: Keşke bizim peygamberler biraz daha çalışıp da "şeyh" olsalardı ya! Düşünün ki;

Hz. Muhammed bizim gibi insan olup gaybı bilmez (6/50) ama şeyh efendiler müritlerini gece yatak odalarında bile murakabe altında tutarlar!

Hz. Muhammed ahrette kızı Fatıma’yı kurtaramayacağı gibi kendisinden bile emin olmazken (46/9), şeyh efendiler kendi tarikatının mensuplarını şefaat ederek Allah’ın elinden kurtarıp cennete sokarlar!

Hz. Muhammed kendisine gelen zararı bile savamazken (72/21-22), veliler “yetiş ya Abdülkadir Geylani” diyenleri kurtarır!

Hz. Muhammed insanlara aracılık yapmak bir yana kendi günahları için bile doğrudan Allah’a tövbe ederken (40/55), tarikata girmenin yolu şeyhin huzurunda tövbe alarak günah çıkartmaktır!

Hz. Muhammed ele “talkın” verip kendisi “salkım” yutmadığındandır ki insanlara “bir lokma bir hırka” yaşamı tavsiye edip, kendisi lüks ve şatafat içinde yaşamayacak kadar tutarlı ve aynı zamanda da müminlere karşı merhametlidir (3/159, 9/128)!

Hz. Muhammed’le her konuda istişare edip tartışabilir, hatta fikirlerinizi kabul ettirebilirsiniz (58/1, 12, 3/159) ama şeyh efendilerin emirlerine karşı -velev ki Kuran’a aykırı bile olsa- bırakın itiraz etmeyi içinizden tereddüt bile geçirseniz maazallah ebediyen felah bulamazsınız!

Hz. Muhammed’in ipe sapa gelmez mucizeleri yoktur  (17/53, 29/50) ama şeyh efendiler havada uçmaktan, denizde yüzmekten, göklerde seyahat etmekten bir türlü ümmetin problemlerine çözüm üretecek zaman bulamazlar!

Hz. Muhammed kendisini Kureyş’ten kuru ekmek yiyen dul bir kadının oğlu, sadece Allah’ın “kulu ve resulü” diye nitelendirirken, şeyh efendiler için sanki ilahi alemde akademik kariyer yapmışçasına “Kutp, Kutbu’l-Aktap, Gavsu’l-Evtad, Gavsu’l Azam, Kâinatın Mutasarrıfı, asrın müceddidi, Kaddesallahü sırrahu, Hoca Efendimiz Hazretleri…” vb. sıfatlar bile az gelir!

Şimdi sorumu mazur görün ama tüm bunlara bakınca insan merak ediyor: Sıradan bir "insan peygamber” mi olmayı tercih ederdiniz, yoksa böylesine mistik güçlerle donanımlı karizmatik(!) bir  “şeyh” olmayı mı?