Reklam
Metin ÖZEL

Metin ÖZEL

Tükenmez Kalem

SEVGİ Mİ, SINIR MI? EĞİTİMDE BÜYÜYEN SESSİZ KRİZ

06 Mart 2026 - 11:40

Son yıllarda hepimizin gözleri önünde büyüyen bir sessiz kriz var. Evlerimizde sınırlar kayboluyor, sorumluluk duygusu zayıflıyor, çocuk yetiştirme anlayışımız ise derin bir sorgulamayı bekliyor. “Benim çocuğum yapmaz”, “O daha çocuk”, “Üzülmesin” gibi iyi niyetli sözler, çoğu zaman hataların üzerini örtmenin bahanesine dönüşüyor. Oysa çocuk yetiştirmek yalnızca sevmek değil; aynı zamanda sınır koymak, sorumluluk öğretmek ve karakter inşa etmektir.

Bugün birçok aile sevgiyi sınırsız özgürlükle karıştırıyor. Çocuk üzülmesin diye kurallar kaldırılıyor, hata yaptığında görmezden geliniyor. Teknoloji ise çoğu evde bir “bakıcı ”ya dönüşmüş durumda. Sessiz kalsın diye ekranlara bırakılan çocuk, gerçek hayattan ve sorumluluk duygusundan uzaklaşıyor. Manevî duygudan yoksun büyüyen bir çocuk ise toplumda sorumluluk bilmeyen, empati kuramayan ve başkalarına zarar verebilen bir “canavar” hâline gelebiliyor.

Evlerde görev paylaşımı yok. Odanın düzenlenmesi, sofraya yardım etmek, küçük bir temizlik… Bunlar bile çoğu zaman anne babalar tarafından üstleniliyor. “Yorulmasın” diye konfor alanında büyütülen çocuk, hayatın yükünü taşımayı öğrenemiyor. Okullarda ise tablo daha da ağırlaşıyor. Öğrenci hata yaptığında veliler “Benim çocuğum yapmaz” diyerek gerçeği inkâr ediyor. Oysa hatayı görmek ve düzeltmek eğitimin en temel parçasıdır.

Bu yanlış yaklaşımın toplumsal sonuçlarını artık acı bir şekilde yaşıyoruz. Öğretmenlere yönelik saldırılar artıyor. Hakaretler, şiddet ve hatta can kayıpları… İstanbul Çekmeköy’de Fatma öğretmenin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay, hepimize bir kez daha gösterdi: mesele çok ciddi. Eğer çocuk yetiştirme anlayışımızı değiştirmezsek, bu tür acılar ne ilk olacak ne de son.

Çünkü eğitim sadece öğretmenin omuzlarına bırakılabilecek bir süreç değildir. Çocuğun karakteri önce evde şekillenir. Ailede saygıyı, sınırı ve sorumluluğu öğrenmeyen bir çocuk, okulda bunları kabul etmekte zorlanır. Zorunlu eğitim tartışmaları da bu noktada önem kazanıyor. Her bireyin akademik eğitim yoluyla ilerlemesi mümkün değil. Gençleri zorla okul sıralarında tutmak, çoğu zaman eğitim kalitesini düşürdüğü gibi okula karşı nefret duygusu da doğuruyor. Mesleki yönelimlerin güçlendirilmesi artık kaçınılmaz bir ihtiyaç.

Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınızı iyi eğitin ki yüce Allah sizleri affetsin.” Bu hadis, çocuk yetiştirmenin sadece dünyevî değil, uhrevî bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor. Manevî duygudan yoksun bir nesil, gelecekte toplumun huzurunu tehdit eder.

Disiplinin olmadığı yerde sorumluluk gelişmez. Sorumluluğun olmadığı yerde ise karakter inşa edilemez. Çocuğa sınır koymak sevgisizlik değildir; tam tersine onu hayata hazırlayan en önemli adımdır.

Sevgi; şımartmak değildir. Özgürlük; başıboşluk değildir. Eğitim; sadece okulda verilen bir süreç de değildir.

Asıl eğitim evde başlar.
Toplumların geleceği yetiştirdiği nesillerle şekillenir. Eğer bugün çocuklara sorumluluk, saygı ve sınır bilinci kazandıramazsak, yarının toplumunda bunun bedelini hep birlikte öderiz. Çünkü mesele sadece bir öğrencinin davranışı değil; bir toplumun geleceğidir.

Selam ve dua ile…

Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum