Reklam
Kurtuluş KILINÇ

Kurtuluş KILINÇ


Bu Şehir Bunu Hak Etmemişti

20 Ocak 2026 - 10:27

Adana Demirspor küme düştü. Hem de matematiksel olarak 1. Lig’den düşmesi kesinleşen ilk takım olarak…

Sadece bir alt lige değil, şanlı bir tarih; bir emeğin, bir hayalin, bu şehrin kayıp çocuklarının beklentilerinin de altına düştü.

Nereden nereye?

Daha birkaç sene önce Avrupa’da devlerle çarpışan, şimdi hayal bile edemeyeceğimiz bir marka değerine ulaşan kulüp, nasıl oldu da bu kadar kısa sürede 2. Lig kapısına dayandı?

Haydi! Gelin, kimsenin söyleyemediğini yine ilk biz söyleyelim.

Tane tane, eğip bükmeden konuşalım.

Ancak önce bir geçmişe yolculuk yapalım ki bugünü daha iyi anlayalım.

Benimkisi, bir çok Demirspor sevdalısı gibi öyle sonradan görme bir “başarı” sevdası değil.

Çocukluğumun o tozlu Adana sokaklarından çıkıp Demirspor’un başka takım bilmeyen rahmetli abimin peşinden stadyuma gidişimle başladı her şey.

O günlerden bugüne abimden bana kalan en dokunulmaz, en kıymetli miraslardan birisidir bu Mavi-Lacivert arma.

O armanın peşinde az mı perişan olduk?

Otobüslerin arkasında uykusuz deplasmanlara gittik.

Polis barikatları arasında gaz yedik, darp edildik.

Play-off finallerinde, o bitmek bilmeyen eşiklerde elenip Adana’ya boynumuz bükük döndük.

Kavgaların ortasında kaldık, haksızlığa uğradık ama bir gün olsun armaya sırtımızı dönmedik.

O mirası içimizde yaşatmak, her platformda savunmak için ömür verdik.

Bir dönem takım yine sahipsizken biraz iktidarın isteği biraz kentin ihtiyacı ile farklı bir rüzgâr esti.

Adana Demirspor’a kimliğini hatırlattı, marka değerini zirveye çıkardı.

Avrupa kapıları açılınca hepimiz bir rüya gördük ama ben o şaşaalı günlerde bile uyardım.

En kaliteli oyuncular transfer edilirken, “Yanlış yapılıyor, bu sistem sürdürülebilir değil” diye açık açık yazdım.

Açık mektuplar yazdım. Takım maç kazandığında dahi eleştirdim.

Amacımız çok bilmişlik yaslamak değildi. Sadece şunu biliyordum; Adana Demirspor bu şehrin insanı için bir hobi değil, bir hayat memat meselesiydi.

Peki ne oldu? Ben bu gerçekleri haykırırken bana ilk karşı çıkanlar, kendi meslektaşlarım oldu. “Sen Demirspor’un başarısını mı istemiyorsun?” dediler. Yanlış yaptığımı söylediler. Bugün gelinen noktada o meslektaşlarım nerede? Benimle aynı noktada. “Sen doğru söylemişsin” diyorlar.

Haklı çıkmanın acı tadı ağzımda, keşke yanılsaydım diyorum. Çünkü bugün Adana Demirspor, tarihinin belki de en karanlık günlerini yaşıyor ve artık geri dönülmez bir yola girdi.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere.

Tarihe not düşmek lazım: Bu kötü tabloda en büyük paylardan biri de maalesef o sözüm ona ‘taraftar liderleri’nin.

Bir ikisi hariç, o grupların başındaki insanların dertleri Demirspor mu sanıyorsunuz?

Yakinen yaşadık ve gördük ki; onların derdi, alacakları paranın miktarıdır.

Kendi ceplerini, Demirspor’un asil ve karşılıksız sevgisinden daha çok önemsediler.

Kulüp yönetimiyle kurulan o girift, o karanlık ilişkiler…

Tribündeki rant savaşları…

Adana Demirspor kan kaybederken, onlar cüzdanlarını doldurmanın peşindeydi.

Gencecik çocukların saf sevgisini kendi ikballeri için pazarladılar. İşte bu ihanet, takımı 2. Lig’e iten en büyük itici güçlerden biri oldu.

Yazıyı karamsar bitirmeyeceğim. Çünkü bu şehir, küllerinden doğmayı genetiğinde taşır.

Adana Demirspor bir şirket değil, bir halk hareketidir.

Demiryolu işçilerinin, o nasırlı ellerin, o tertemiz alın terinin mirasıdır.

Yönetimler gider, rantçılar tasfiye olur, isimler değişir ama o ruh baki kalır.

Şimdi ayağa kalkma vaktidir.

Gerçek taraftar; menfaat beklemeyen, armayı karşılıksız seven o büyük kitle bu takımı yeniden tarihe adını altın harflerle yazdıracak güçtedir.

Mavi-Lacivert sevdamız hüzünlü olabilir ama asla son bulmayacak.

Güneş yeniden Adana’dan doğacak!

Bu Şehir Bunu Hak Etmemişti

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum