Reklam
Ahmet EROL

Ahmet EROL


ABDİSRAN DALAŞI

08 Mart 2026 - 22:08

ABDİSRAN DALAŞI
İsrail, ABD ve İran arasındaki çatışmalar, Orta Doğu'nun jeopolitik ve güvenlik dinamiklerini derinden etkilemektedir. Bu düşmanlığın kökenleri, 1979 İran İslam Devrimi sonrası İran'ın İsrail'i tanımaması ve bölgesel vekâlet gruplarına verdiği destekle şekillenmiştir. ABD ise uzun yıllardır israil'in en önemli müttefiki olarak, İran'ın nükleer ve balistik kapasitesini sınırlamayı hedeflemiş, diplomatik ve askeri araçları bir arada kullanmıştır. 2026 yılında başlayan çatışmalar, İsrail ve ABD'nin ortak askeri operasyonlarıyla İran'ın stratejik tesislerini ve nükleer altyapısını hedef almasıyla tırmanmıştır. İran, balistik füze ve insansız hava araçlarıyla misilleme yapmış, Özellikle Körfez ve Tahran bölgesindeki hedefleri Vurmuştur. Operasyonlar, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji taşımacılığını riske sokmuş ve Lübnan'daki Hizbullah gibi bölgesel aktörleri çatışmaya çekmiştir. Uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında, İsrail ve ABD'nin operasyonu önleyici müdahale gerekçesiyle gerçekleştirilmiş olsa da egemen bir devlete yönelik askeri saldırı olması nedeniyle tartışmalı kabul edilmektedir. Saldırılar, İran'la yürütülen diplomatik müzakereleri ve bölgesel güvenlik kanallarını zayıflatmış, taraflar arasında güven erozyonuna yol açmıştır. Bölgesel ve küresel etkiler de önemlidir. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği risk altına girmiş, petrol ve doğalgaz fiyatları dalgalanmıştır. ABD ve lsrail'in askeri varlığı, Körfez'de kalıcı üsler ve çatışma alanları oluşturarak bölgesel güç dengesini değiştirmiştir. BM ve birçok ülke çatışmayı kınamış, ateşkes çağrıları yapmıştır.2026 İsrail-ABD-iran çatışması, yalnızca üç devlet arasındaki askeri bir kriz değildir; aynı zamanda bölgesel güç dengesi, uluslararası hukuk normları ve küresel enerji piyasaları Üzerinde uzun vadeli etkiler yaratmaktadır. Tarafların askeri eylemleri ve diplomatik hamleleri, Orta Doğu'nun ve dünyanın istikrarını ciddi şekilde test etmektedir. Epstein dosyaları gün ışığına çıkmaya başlayınca çok ciddi boyutlarda sözde devleti yöneten, kendini gençlik hormonlarıyla enjekte eden fakat içerde hiçbir organını gençleştiremeyen, yaşlanmanın ve ölümün kaçınılmaz sonuna doğru  adım adım yaklaşan akıl fukaraları dünyayı yaşanmaz hale getirerek güya kendilerini ölümsüz zannederek Alan açmaya çalışıyorlar. Yüzlerce çocuğu kaçırtarak şeytani satanist bir güruha kucak açarak aynı zamanda devletide peşkeş çekerek  ülkeler arası sömürge mantığıyla çatışma çıkararak kendi yoksulluklarını unutturmaya çalışacaklarını zannediyorlar.Asla . Ne yaparsanız yapın bu şeytani ruh bir gün Rahmani güce teslim olacak. İlahi Güç sizi yerle bir edecektir.Yahudi siyonizmi Sıkıysa ilahi güce meydan okuyun hadii....

Siz kendinizi ne zannediyorsunuz.. 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum