İL BAŞKANLIĞINDA ADAY ENFLASYONU

Korkut DABAN

Bir önceki yazımın başlığında “Nasıl Bir İl Başkanı Olmalı” demiştim. Anlaşılan belirlediğim kriterleri belli ki birçok aday okumamış/haberi olmamış ya da ciddiye almamışlar diye düşünüyorum.

Özellikle uzun süre iktidarda kalan Kitle Partilerinde teşkilatlarda görev alan insan sayısı doğal olarak diğer partilere oranla her geçen gün artmaktadır.

Daha açık konuşmak gerekirse, İktidar ile birlikte gelen Muktedirlik ve ardından elde edilen Güç, Parti olarak size daha fazla Başkan ve Yönetim Kurulu Adaylarının ilgi göstermesine vesile olur. Bu durum Aday Enflasyonu oluşmasına da neden oluşturur.

Bu tabiatın değişmez bir kuralıdır. İnsanlar Güç kimin elinde ise ona yakın olmak ve o gücün nimetlerinden istifade etmek isterler.

Bu yüzden Siyaseten Davalar İşadamlarının sırtında değil. Cefakar ve Vefakar Günüllülerinin sırtında yükselir. Yükseldikten sonra ise İktidar Nimetlerinden istifade eden İşadamları yükünü alıp köşelerine çekilirler ve sadece Teşkilatları Eleştiri üzerine bir misyon üstlenirler.

Bu Zenginleşmiş Oligarkları memnun etmekte pek kolay değildir. Deyim yerindeyse Dişe Kan Değmiştir. Her açıdan kazanmakla birlikte yeni hedeflere yönelirler. Ekonomik manada tatmin edilmeleri de zordur.

Bu arada Partisi için herşeyini verenler ise bir köşeye çekilmek/itilmek suretiyle Küskünler olarak yine eleştirilen ve ihmal edilen kesim olurlar.

İktidar süresi uzadıkça bu şeklde insan sirkülasyonu sürekli olarak artmaktadır. Bununla beraber kaderi değişmeyen tek kesim, yine Partinin Samimi Gönüllüleri olmuştur. Bunlar her daim ihmal edilip hatta çoğu zaman oyun dışında bırakılmışlardır.

Adana Özelinde çok sayıda isim sayabilirim. Ama çok iyi biliyorum ki, o onurlu ve gururlu insanlar bir köşe yazısına malzeme olmak istemezler.

İlla ki bir isim isterseniz hiç mütevazı olmayacağım bizzat kendimi örnek gösterebilirim. Yetkinlik ve Liyakat yoksunu Adaylarla, Yerel Seçimlerde ismi dahi duyulmamış rakiplerden tarihi farklar yenilmiştir.

Partiye henüz yeni katılmış ve Partinin ismini dahi doğru söyleyemeyecek kadar yabancı insanların, bu Cefakar ve Vefakar Dava İnsanlarına karşı üstenci bakışları ise ayrı bir ironi oluşturmaktadır.

Öyle ki Partinin kuruluşundan bu yana emek etmiş, gecesini gündüzüne katmak suretiyle Ailesini ihmal etmiş ciddi bedeller ödemiş Dava İnsanları dahi bu yeni gelen Hevesli Tayfanın gerisinde kalmışlardır.

Ancak değişmeyen tek gerçek vardır. Tüm bu basitliklere ve ihmalkarlıklara rağmen Seçim Vakti geldiğinde Dayak Yenilecek süreçte bu Samimi Dava İnsanları teşkilatlara çağrılmakta hatta İl ve İlçe Yönetimlerinde görev verilmektedir.

Seçim Dönemi bittikten sonra Sofra Kurulduğunda ise bu Dava Ehli Neferlerin hiç biri yine davet edilmemektedir. İşte tam bu noktada şunu söylemek yerinde bir ifade olacaktır.

Ak Parti Adana Teşkilatı’nın son yıllarda Yerelde sürekli başarısız olmasının nedenin altında işte bu büyük haksızlık yatmaktadır.

Deyim yerindeyse Kul Hakkı kimsenin yanına Kar olarak kalmamaktadır. Siz her ne kadar bu samimi insanları gariban ve sahipsiz görseniz de Onların Sahibi Allah’tır!

İşte O Allah, muhakkak inanıyoruzki bu garibanların haklarının yenilmesi nedeniyle Vefasız Teşkilatlara başarı yüzü göstermemektedir! O yüzdendir ki 25 yıla yakın Ak Parti İktidarında Adana bir kez olsun Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanma muradına nail olamamıştır.

İşin kötüsü, son Yerel Seçimlerde adeta hezimet yaşanmıştır. Bırakın Büyükşehir kazanmayı, eldeki İlçe Belediyeleri kaybedildiği gibi bir tek İlçe Belediyesini dahi kazanmak mümkün olmamıştır.

Bu başasrısızlığın müsebbibi de asla ve asla Genel Merkez veya Genel Siyaset görülemez. Teşkilatlar için, oturup şapkayı öünen koyup düşünme zamanıdır. Kusuru birazda kendinde arama vakti çoktan gelmiştir.

Geçmiş dönemlerde, Ak Parti Antalya gibi zor bir seçim bölgesinde dahi Menderes TÜREL ile seçim kazanmıştır. Buna benzer örnekleri farklı lokasyonlarda göstermek mümkündür.

Bugün Ak Parti Adana için İl Başkanlığına talip olan tüm adaylara saygı duymakla birlikte samimi bir Dava İnsanı ve Siyaset Bilimci olarak Adaylara dostane uyarılarda bulunmak istiyorum.

Lütfen artık Adananın Kronik hale gelmiş bireysel menfaate dayalı, Ucuz Siyaset Eksenli alışkanlıklarınızı bir kenara bırakın.

Seçmenler siyasette bazı isimleri, bırakın İl Başkan Adayı olarak, sokakta dahi görmek istemiyor. Bakın bu sözümü yabana atmayın. Adana’nın son yıllarda ki seçimlerde yaşadığı Ağır Hezimetler sahada net fark ediliyor.

Bu seçmen, siyasetçi geçinen, Teşkilat Mensuplarının hiç görmediği veya yok saydığı sorunları gayet iyi görüyorlar ve analizini de yapıyorlar.

Ahbap Çavuş ilişkileri ile siyasete girenlerin zaten Halkın Sorunlarını görme ve çözüm üretimi noktasında da alternatifleri yoktur!

Yaşı ilerlemesine ve onca iş yüküne rağmen ERDOĞAN’IN hala Taksi Duraklarını, Cafeleri ziyaret etmesi dahası Halkın Sofrasında dert dinlediği bir ortamda, İl ve İlçe Başkanlarının sadece Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar minvalinde, Teşkilatların kendi içlerinde yapmış olduğu ziyaretler artık halk nezdinde ciddi tepki almaktadır.

Başka bir konu ise teşkilatlarda Haddini bilen insanların dışlanıp, aksine haddini bilmeyenlerinse her makama talip olduğu görülmüştür.

Bu durum Parti içi Demokrasiden ziyade Cahil Cesareti göstermek suretiyle aday belirleme sürecinde seviyenin düşmesine neden olmaktadır.

Bir Temayül düşünün ki kırktan fazla aday olsun. Dahası elemelerin ardından tam 23 İl Başkan Adayı çıksın. Listede yer alan isimlerin birçoğu üzgünüm ama Teşkilat Üyesi olamayacak seviyelerde. Ancak bunun yanı sıra listede birçok kıymetli isim olduğunu da görebiliyoruz.

Tüm bu adayların yanı sıra listede ismi olmayan ancak Genel Merkez tarafından İl Başkanı olarak atanması muhtemel ağır toplar olduğunu da tahmin edebiliyoruz.

Muhalefetin bu kadar kötü olduğu ve hatta yerlerde süründüğü bir zamanda Ak Parti Adana’da özellikle Büyükşehir Belediyesini kazanma ihtimali hiç bu kadar yüksek olmamıştı.

Halka rağmen değil Halkla birlikte sahada yer alacak İl Başkanını Ak Parti’nin Adana’da ki Gönüllüleri dört gözle bekliyor!

Selam ve Dua İle...