Zor Zamanlar Değil, Zorlanmayan İnsan Sorun
Tarih boyunca birçok insan hep aynı yanılgıya düştü. Zor zamanlardan kurtulduğunda huzura erdiğini sandı. Fakat çoğu zaman çözülme, tam da o rahatlığın içinde başladı.
Bir nesil yoklukla mücadele etti. Aç kaldı, çalıştı, direndi… Ama ayakta kalmayı öğrendi. Sonraki nesil, o mücadelenin meyvesini yedi. Daha güvenli, daha rahat bir hayatın içine doğdu.
Ve bir yerden sonra mücadele unutuldu. Yerini konfor, hız ve kolaylık aldı.
Bugün sıkça duyduğumuz bir cümle var:
“Gençler çok zayıf…”
Durup düşünmek gerekiyor: Gerçekten zayıf doğan bir nesilden mi bahsediyoruz, yoksa zorlanmadan büyüyen bir nesilden mi?
Güç; sadece yoklukta değil, zorlanmada ortaya çıkar. Birçoğumuz, konfor alanında değil; sınırlarımıza çarptığımızda büyürüz. Sabretmeyi, direnç göstermeyi, vazgeçmemeyi… İşte tam orada öğreniriz.
Bir nesil, yaşadığı zorlukları çocuklarına yaşatmamak istedi.
“Ben çektim, onlar çekmesin.” dedi. Bu cümle merhametle kuruldu, şefkatle büyüdü. Ama fark edilmeden, hayatın en büyük öğretmeni olan zorlukları da ortadan kaldırdı. Çocuklarımızı korumak isterken, fark etmeden onları hayata karşı savunmasız bıraktık.
Günümüze bakalım, birçok genç, en küçük sarsıntıda yönünü kaybedebiliyor. Sabır eşiği düşmüş, tahammül sınırı daralmış durumda. Hemen vazgeçmek, ertelemek, kaçmak artık sıradan tepkileri haline geldi.
Bu bir suçlama meselesi değil. Yanlış anlaşılmasın. Bugün gençler zayıf doğmadı. Zayıflık, içinde büyüdükleri şartların bir sonucu oldu.
Her şeyin kolay ulaşıldığı, beklemenin değersizleştiği, emek vermenin ikinci plana atıldığı bir dünyada insanın güçlü kalması zaten zor.
Üstelik mesele sadece bireysel de değil. Üretmeden tüketen, sorumluluk almadan talep eden bir alışkanlık, zamanla sadece insanı değil, sistemi de zayıflatır.
Biliyor musunuz bu uyarı yeni değil?
Asırlar önce Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm Muaz bin Cebel’i Yemen’e gönderirken ona önemli bir uyarıda bulunuyordu (mânâ olarak):
“Refahiyetten sakın.
Allâh’ın kâmil kulları, refah içinde olanlardan değildir.”
Bu uyarı, sadece bir dönem için değil; hepimiz için yapılmış bir uyarıdır.
Çünkü aşırı konfor, insanın iradesini köreltir. İrade körelince nefis sadece ister ama istemek, yükü taşımaya yetmez.
Refah kötü değildir. Bizim için bir nimettir. Ama sınır tanımayan, sorumlulukla dengelenmeyen refah
insanı büyütmez, aksine küçültür.
Bugün yaşadığımız krizler sadece ekonomik ya da sosyal değil. Aynı zamanda bir karakter krizidir.
Çözüm ise yeniden yokluk üretmek değildir. Kimse çocukları zorla büyütmekten bahsetmiyor.
Ama insanı yeniden sorumlulukla, sabırla ve emekle tanıştırmak zorundayız.
Hayatın gerçeği değişmedi: Biz, rahatladıkça değil; zorlandıkça olgunlaşırız.
Güçlü insan, sadece zor zamanların insanı değildir. Zor zamanlarda zayıf insanlar da olmuştur.
Güçlü insan; şartlar ne olursa olsun, kendini zorlamayı seçen insandır.