EĞİTİM YAZI DİZİSİ | EĞİTİM KABİLİYET YETENEK

Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog

Gökmen CAN
Eğitimci Sosyolog
Eğitim, doğumdan ölüme kadar devam eden en önemli süreçlerin başında gelmektedir. Gerek aile içinde gerekse resmi müfredatların uygulandığı eğitim kurumlarında yürütülen bu sürecin bilinçli ve farkındalıkla geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu önemli gelişim; öncelikle kişinin, ardından ailesinin, toplumun ve nihayetinde tüm insanlığın faydasına katkı sağlar.

Eğitim, yalnızca kişisel değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Bu yönüyle, toplumu ilgilendiren maddi ve manevi tüm unsurlarla da yakından ilişkilidir. Manevi değerlerin öğrenilmesi, yaşanması ve yaşatılmasına köprü olunması eğitimin kişilere en önemli katkılarından biridir. İlmi eğitimlerden insan ilişkilerine ve dahası kişilerin büsbütün tüm mevcudata olan tutum ve yaklaşımların önemli bir sürecidir.

Ömrünün büyük bölümünü eğitim kurumlarında geçirmiş ve “eğitim meselesi” üzerine dertlenen biri olarak, uzun zamandır üzerine düşündüğüm bu konuyu bir yazı dizisi halinde sizlere sunmak istedim. Umarım faydalı ve bereketli bir yolculuk olur.

Eğitimin gerçekten faydalı olabilmesi, kişide mevcut olan ya da geliştirilmesine zemin hazırlanabilecek yetkinliklerin doğru şekilde tespit edilmesine bağlıdır. Bu sayede hedeflenen kazanımlar, zaman ve emek kaybına yol açmadan, planlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebilir. Böyle bir yaklaşım, aynı zamanda “milli servetin” yerinde ve israf edilmeden, doğru noktalara yönlendirilmesine de imkân sağlar.

Zihinsel, sosyal, sanatsal, fiziksel, teknik, karakter ve manevi kimlik alanlarından oluşan yazı dizimizin ilk bölümü olan bu yazımızda “Zihinsel Kabiliyetler” konusunu ele alıyoruz.
Zihinsel Kabiliyetler
Evvela “zihin” ve “kabiliyet” kavramlarına kısaca değinmek istiyorum:
Zihin, TDK'ya göre, canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Aynı zamanda anlama kabiliyeti, idrak etme kuvveti ve hafıza anlamlarına da gelmektedir. Bu yeti, sadece insanoğlunda has olup, onu varlık aleminde çok ayrı bir yere konumlandırmaktadır.

Kabiliyet ise bir işi başarma, anlama veya yapabilme niteliği, yetenek veya istidat olarak tanımlanır. Arapça kökenli olan bu kelime, kişinin doğuştan gelen veya sonradan kazandığı potansiyel gücü ve kapasiteyi ifade eder. Bu yönüyle de kabiliyetin / kabiliyetlerin zihinle birlikte desteklenmesi çok faktörlü ihtimallerin gerçekleşmesinin anahtar rolünü üstlenecektir.

Peki, “zihinsel kabiliyetler” olarak adlandırdığımız bu ilk bölümün parçaları nelerdir diye baktığımızda hemen karşımıza şu konu başlıkları çıkmaktadır:

Analitik Düşünme 
Problem Çözme 
Hafıza Gücü 
Dil Yeteneği 
Soyut Düşünme 
Hızlı Kavrama 
Mantıksal Akıl Yürütme
Bunların her birini açıklamadan önce şunu vurgulamak isterim: Ele alıp açıklamaya çalışacağımız bu “yetilerin” her biri başlı başına birer kitap konusu olmakla birlikte biz, bunları sadece “yol açma çalışmalarının” fizibilite unsurları olarak değerlendireceğiz. Geniş perspektifteki değinişler illa ki katkı sağlayacaktır.

Analitik Düşünme: Eğitim dünyasında analitik düşünme, en yalın haliyle bir durumu, problemi ya da bilgiyi neden-sonuç ilişkisi içinde ve mantık çerçeveli neticelere ulaşma kabiliyeti olarak nitelendirilir. Aslında sadece “doğru cevabı bulmak” değil, o sonuca nasıl ulaşılacağını anlamak ve açıklayabilmek analitik düşünmenin özüdür şeklinde kabul etmeliyiz. Var olan problemi / problemleri doğru tanımlama, bilgileri sınıflandırma, sebep sonuç bağıntısı kurma, bağıntıları yorumlayabilme, varsayımlarda bulunabilme, test edebilme, nihayetinde de çözüm yollarına ulaşma analitik düşünmenin içerik zenginliğidir. Buna ulaşabilmek de öncelikle aile içerisinde verilen ve sonra da kurumlarda devam eden “eğitimin” önemli katkısıdır.

Problem Çözme: Öğrencilerimizin yani eğitim alan kimselerin karşılaştığı bir zorlukta anlama, çözüme gitme ve uygulama yönlerini geliştirmek zihinsel kabiliyetlerin oluşturulması, geliştirilmesi ve tutarlılığında önemli bir pay sahibidir. Özellikle ana okulundan itibaren başlayacak olan bu sistemli ve prensiplere saik yolculuğun titizlikle ve sabırla uygulanması, karşılaşılacak olan tüm problemlerde problem çözümlerine yoldaşlık etsin.

Hafıza Gücü: Eğitimin temel amaçlarından olan öğrenmenin, kalıcılığı ve bilgiler arasındaki ilişkilendirmeleri, akabindeki sürecin başarısında çok önemlidir. Bu, doğal olarak öğrenmeyi sevdirip hızlanmasına ve kişinin, kişiliği ve kendine olan güvenin de merkezlerindendir. Anlam arayışı ve sağlam zeminlere oturtma ne işe yaradıkları ve hayatımızın ne denli şekillendirdiği hususunda çok önemli bir yer sahibidir.

Dil Yeteneği: Dil, insanın en “fenomen” taraflarından biridir. İnsanın en önemli özelliklerinin başında gelir. Duygu ve düşünceleri en etkili biçimde ifade edebilmek bir insan için çok büyük bir zenginliktir. Bu kabiliyet aynı zamanda karşımızdaki insanları da anlayabilmemizi sağlayacaktır. Konuşma ve yazma iki önemli ayaktır. Bireylerin anlama ve yorumlaması, iletişim kurup iletişimde kalması dilin eşsiz zenginliklerindendir.

Soyut Düşünme: Doğrudan deneyimlenemeyen, sadece zihinde kavramsal olarak canlandırabilme becerisidir de diyebiliriz buna. Bu “soyutluk” kavramı felsefeden din alanına, matematikten astronomiye varıncaya kadar her alanda karşımıza çıkmaktadır. 

Bildiğiniz gibi hayatımızdaki anlama, anlatma ve anlamlandırmaların hepsi “kavramsal” ilerlemelerledir. Bu noktada sembollerle birlikte fikirlerin varlığı da önemli bir husustur. Toplumdaki değer yargılarından bazı bilimlerdeki temel semboller ve kabuller aynı zamanda varsayımları da güçlendirerek zihnin soyut olanları anlamasında çok özel bir görev üstlenmektedir. 

Hızlı Kavrama: Eğitimin temel amacı aslında “hızlı/çabuk” öğrenmekten ziyade “kalıcı” bir inşadır. Her bilgiyi yerinde ve kararında, diğer etkenlerle ilintili halde oluşturmak ayrıcalıklı bir durumdur. Dikkat, gereksiz detayları atlama, ana düşünceyi yakalama ve eski yeni bilgiyi harmanlama bu hususun temel zenginlik noktalarıdır.

Mantıksal Akıl Yürütme: Mantıksal akıl yürütmeler eğitim sürecindeki elde edilen bilgilerin doğruluk değerlerinin, tutarlılıklarının, çelişkilerden uzak olmalarının aktörüdür. Bundan uzak düşmek ya da bunu yakalayamama eğitimin hem başarısını hem de niteliğini zedelemektedir. 

Bu kısa değerlendirme neticesinde şu sonuca ulaşabiliriz: 
Eğitim, sadece kuru bir bilgi aktaran süreç olmayıp; insandaki potansiyeli ortaya çıkaran, onu şekillendiren ve yaşamının her alanına yön veren çok katmanlı bir yapıdır. Bu yapının sağlıklı işleyebilmesi ise, insanın sahip olduğu “kabiliyet ve yeteneklerin” doğru şekilde tanınması ve geliştirilmesiyle mümkündür.

Zihinsel kabiliyetler, bu sürecin temel taşı niteliğindedir. Çünkü öğrenmenin kalitesi, düşünmenin derinliği ve üretilen çözümlerin niteliği büyük ölçüde zihnin işleyiş biçimiyle doğrudan ilişkilidir. Analitik düşünmeden mantıksal akıl yürütmeye, hafıza gücünden soyut düşünmeye kadar her bir başlık, kişinin eğitim yolculuğunda ayrı bir kapı açmakta ve farklı bir gelişim alanı sunmaktadır. 

Bu sebepledir ki eğitim süreci, sadece “ne öğretildiği” ile değil, “nasıl geliştirildiği” ile de değerlendirilmelidir. İnsan zihninin kapasitesini doğru okumak ve buna uygun eğitim yaklaşımları geliştirmek hem kişisel başarıyı hem de toplumsal ilerlemeyi mümkün kılacaktır.

Gelecek yazımızda bu bütünlüğü daha da genişleterek, diğer kabiliyet alanlarını ele alacağız. Çünkü insanı anlamak, aslında onun çok katmanlı yapısını doğru okumaktan geçmektedir.

Kalalım sağlıcakla…