Ramazan ve oruç; bireysel ve toplumsal dönüşüm ayıdır
Ramazanın kokusu, sesi, ruhu duyulmaya başladı. Rabbim nasib ederse, 19 Şubat perşembe günü ilk orucumuzu tutuyoruz.
Ramazan yaklaşırken, insanın hem kendisiyle hem de Rabbiyle yeniden yüzleştiği bir zaman dilimine giriyoruz. Oruç, sadece aç kalmak değil; bir bilinç, bir arınma ve bir yeniden inşa sürecidir. Belki de bu Ramazan hayatımızın en buyuk fırsatıdır. Kur’an’ın ifadeleriyle Ramazan ve oruç, hem bireysel hem toplumsal bir dönüşüm çağrısıdır.
Kur’an’da Oruç:
Oruçla ilgili en temel ayet, Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu ilahî hitaptır:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvâya erersiniz.” (Bakara, 2/183)
Bu ayet, orucun iki önemli boyutunu ortaya koyar:
Oruç, insanlık tarihinin kadim bir ibadetidir; yalnızca Müslümanlara özgü değildir.
Nihai hedef “takvâ”dır; yani Allah bilinci, sorumluluk duygusu ve iç denetim.
Yine aynı sûrede Ramazan ayı şöyle tanımlanır:
“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğruyu ve yanlışı ayırt edici olarak Kur’an o ayda indirilmiştir…” (Bakara, 2/185)
Demek ki Ramazan, sadece açlık ayı değil; vahyin, rehberliğin ve bilinçlenmenin ayıdır.
Oruç: Nefsin terbiyesi ve İrade eğitimidir. Oruç, insanın en temel dürtülerini – yeme, içme, arzu – belirli bir süreliğine kontrol altına almasını ister.
Bu yönüyle: İrade terbiyesi, nefisle yüzleşme, iç disiplin eğitimidir.
Modern çağın en büyük krizlerinden biri ölçüsüzlüktür: tüketimde, paylaşımda, arzuda, konuşmada, öfkede…
Oruç, insana “dur” demeyi öğretir. Aç kalmak, sadece mideyi değil; dili, gözü, kalbi de eğitmelidir. Gerçek oruç, sadece sofradan değil; kötülükten, haksızlıktan ve israftan da uzak durmaktır.
Orucun toplumsal boyutları: Empati ve Adalet Bilinci
Oruç, sosyal adaletin vicdanî zeminini güçlendirir. Gün boyu aç kalan insan, yoksulun hâlini daha derinden hisseder. Açlık, bir empati köprüsüne dönüşür.
Bu nedenle Ramazan: paylaşma ayıdır. Zekât ve sadakanın yoğunlaştığı, toplumsal dayanışmanın zirveye ulaştığı bir iklimdir.
Açlığı tatmayan bir toplum, yoksulluğu anlayamaz. Oruç, zengini fakirin dünyasına davet eden ilahî bir pedagojidir.
Oruç ve Sağlık: Bedensel Faydalar
Modern bilim de aralıklı açlığın (intermittent fasting):
Metabolizmayı düzenlediğini, hücre yenilenmesini desteklediğini, sindirim sistemini dinlendirdiğini, Insülin hassasiyetini artırdığını ortaya koymaktadır.
Elbette oruç bir “diyet programı” değildir; ancak ruhî ve manevî hedeflerinin yanında bedensel arınmaya da katkı sağlar. Ölçülü ve bilinçli bir sahur-iftar düzeni, hem ibadeti hem sağlığı destekler.
Ramazan, insanın kendi hayatına şu soruları sorması için bir fırsattır:
- Hayatımın merkezinde ne var?
- Tüketim mi, bilinç mi?
- Gösteriş mi, samimiyet mi?
- Dünya mı, ahiret mi?
Oruç, insanı sadeleştirir. Gürültüyü azaltır. Kalbi berraklaştırır. Gün boyu süren sabır, akşam ezanıyla birlikte bir şükür patlamasına dönüşür. Bu, sadece sofraya değil; hayata şükürdür.
Oruç aç kalmak değil, bir bilinçtir.
Ramazan, aç kalarak toklaşmanın; susarak arınmanın; sabrederek güçlenmenin ayıdır. Oruç, insanı zayıflatmaz; bilakis ruhen güçlendirir.
Eğer Ramazan sonunda:
-Daha merhametli,
-Daha ölçülü,
-Daha adaletli,
-Daha iyi ve bilinçli bir insan olabiliyorsak,
işte o zaman oruç maksadına ulaşmıştır.
Ramazan, güzelliğe ve Allahın rızasına doğru atılan bir adımdır. Ve belki de insanın kendine doğru çıktığı en hakiki yolculuktur.




YORUMLAR