KARSANTILI AYŞE VE KADINLAR KULÜBÜ
“Ev kadının vatanıdır… Kuma işgal edilmiş bir vatandır…”
Kadınlar Arasında Kitap Kulübü ile İl Halk Kütüphanesi işbirliği ile düzenlediği Kitap Sohbetlerinin bu ay konuğu oldum.
Konu son yayınlanan romanım olan “Karsantılı Ayşe…”
Moderatör Hilal Karabay idi açılış konuşmasında söyledikleri beni duygulandırdı. Hemen hemen kitabın ruhunu kavramış olduğunu anladım.
Bir başka konuyu daha anladım. Okuyucularımın bilinç düzeyi yüksekti. Rahatlıkla cevap veremeyeceğim sorular geldikçe, ne kadar düzeyli bir kitleye hitap etmiş olduğunu fark ettim. Hatta bir ara:
“Sorun, sorun… Çalışmadığım yerden sorun” diye duyuru yaptım.
Adından da anlaşılacağı gibi katılan okuyucular kadındı.
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Medeni Kanunun yürürlüğe girmesi ve çok eşliliğin yasaklanmasının toplumda yansımasının analiz edildiği bir roman…
Konu kadın olunca, duygu yönünden hepsinin de çağıldayan bir ırmak olduğunu anladım. Bu konularda ne kadar hassas olduklarını, soruları “kadın” konusunda ne kadar duyarlı olduklarını gördüm. Ülkem adına, yarınlar adına güven verici.
Kitabı birkaç cümle ile anlatın derseniz şunu söyleyebilirim.
“Ev kadının vatanıdır… Kuma işgal edilmiş bir vatandır…”
“Ve kadın, insanlığın ruhudur…”
KADININ SUSKUNLUĞU
Söz konusu işgal edilmiş bir ev ise orada kadının suskunluğu sönmüş ama patlamaya hazır bir volkandır. Bu volkanın ne zaman püsküreceğine kadın karar verir. Bu suskunluk, mahkemeye gitmeden, herhangi bir celsede tanık ya da sanık sıfatında olmadan bir insanı idam sehpasına götürebilen suskunluktur. Bu Satu’nun suskunluğudur.
Ve kadının suskunluğun daha şiddetle patlayan bir patlayıcı keşfedilmemiştir.
Çok soru geldi: Özellikle Karsantılı Ayşe ölmeseydi daha iyi olmaz mıydı? Şeklinde temenniler vardı. Zaten şu an ülkemizde, yasal olarak değil de İmam Nikâhı ile sayısı bilinmeyen hayatı çalınmış Karsantılı Ayşe yaşamaktadır.
*
Bir çok soru, kitapta geçen olaylar ile bilinç altımı çözen nitelikte oldu.
Dikkatli okuyucular, dönemin ruhuna uygun olan bu eseri beğendiklerini ifade edince, bu kadar öğretmen karşısında (+) almış öğrenci gibi mutlu sevindim.
Gerçekten mutlu olduğum bir akşamdı. Gecemi gündüzüme katarak ortaya çıkardığım bir eserin, böylesine geniş bir yelpazede yansıması bütün yorgunluğumu giderdi.

MEKAN
Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bağlı Adana İl Halk Kütüphanesi…
Kütüphane yetkilileri, şehrin kültür bileşenleri ile irtibata geçmiş, bu güzel mekânı kültür faaliyetlerinin hizmetine sunmuştu. Bu bileşenlerden biri bugün konuğu olduğum Kadınlar Arasında Kitap Kulübü. Uzun zamandır tanık olmadığımız halk ile bütünleşmeye tanık oldum. Kütüphane yetkisi Serdar Bey, bir dakika oturmadı, gelen konuklar ve ihtiyaçlar ile ilgilendi. Zaten kitap imzalama aşamasında İl Kültür ve Turizm Müdür yardımcısı geldi. Bu etkinlikte bulunmak için plan yaptığını ancak başka görüşmeler çıktığı için katılamadığını ifade etti. Konuklara tek tek selamlaştı.
Başta İl Kültür ve Turizm Müdürü olmak üzere Müdür yardımcısı ve Kütüphane yetkilisi Serdar Bey’e teşekkür ederim.
İtiraf ediyorum, en son böyle bir ilgi ve bütünleşmeyi Rahmetli Zeki Yılmaz zamanında görmüştüm.
Muhteşem bir salon, kalabalık haliyle bile dinlendirici ve huzur verici. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bu mekanı mesai saatinden sonra olsa bile kültür faaliyetlerinin hizmetine sunuş.
KATILIMCILAR
Hilal Karabay ve ekibi önderliğinde kulüp üyeleri, Tiyatro çalışmalarından tanıdığım Anıl Memili desteğini esirgemedi.

Adana Şair ve Yazarlar Platformu Yönetim Kurulu Üyeleri Başta Başkan Mahmut Reyhanioğlu, Yaşar Erkmen, muzaffer Özen üyelerini temsilen katıldılar, soru ve önerileri ile katkı sundular.
Sadece sanatına değil kişiliğine de ayrıca sygı duyduğum Azize Atasoy Ekli Hanımefendi, Sanat galerilerinde tanışmış olduğu ve birçok dizide rol almış olan Alper Görmüş Beyefendi, beni yalnız bırakmadılar.
Mehmet Akdoğan’ı saymıyorum, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kahrımı çekti.
Bütün dostlarım, sağ olsun var olsun…
SÖZ : HLAL KARABAY’IN…
Hilal Karabay’a son sözleri bırakıyorum…
"Şeytanın bile sonsuza kadar kötülük yapması mümkün değildi. Kötülüğe giden yollar çoğu zaman iyilikle döşenirdi." Karsantılı Ayşe, okuduktan sonra bir kenara kaldırabileceğiniz bir roman değil. Çünkü gerçek bir olayı ele alıyor: Cumhuriyet tarihinde zina suçu ile idam edilen ilk ve son kadın olan Karsantılı Ayşe'nin hikayesini.
1920'den 38'e kadar bir dönemde geçerek tarihe tanıklık eden roman, Torosların şahit olduğu bir aşk kurgusuyla harmanlanıyor. Kaç Kaç Olayı, yurdun düşmandan temizlenmesi, Cumhuriyet'in ilanı ve inkılapların halkta yarattığı etkiyi an be an okumak sizi geçmişte bir yolculuğa çıkarıyor. Hikâyeyi unutulmaz kılan şey Ayşe'nin, başka bir olayın üstünün kapatılması için zina suçuyla yaftalanmış olması. Bizi kahreden ise Ayşe'nin, uğrunda her şeyi göze aldığı, o çok güvendiği aşkı tarafından ihanete uğramış olmasına rağmen susması, hep susması…
Yeni devletin kuruluşuyla etkisini yitiren ağalık kültürünün köylünün başında nasıl bir bela olduğuna şahit olmak, Cumhuriyet'in varlığına şükrün sadece küçük bir sebebi.
Kitap boyunca kadının, köylünün, ezilenin Cumhuriyet sayesinde kazandıklarını, böylelikle tabiri caizse zalimin gücünün elinden alınmasıyla bazı kesimlerin Cumhuriyet'e neden düşman olduklarına şaşmamak lazım. Kadını bir birey olarak kabul eden Cumhuriyet'e en çok da bizlerin sahip çıkması gerekiyorken lütfen birbirimizi aşağıya çekmeyip el üstünde tutalım, birbirimizin kurdu değil yurdu olalım, olur mu kız kardeşlerim…




YORUMLAR