Reklam
Ramazan YÜKSEL

Ramazan YÜKSEL


Takdir, Aklın Rütbesidir

07 Ocak 2026 - 04:54

Takdir, Aklın Rütbesidir
“Allah’ı gereği gibi takdir edemediler.”
(Zümer, 39/67 meali)

Takdir edebilmek, aklın bir rütbesidir. Her akıl aynı seviyede çalışmaz; her göz baktığını görmez, her kulak duyduğunu anlamaz. Takdir, yalnızca bir nezaket davranışı değil; insanın idrak kapasitesinin, sezgi gücünün ve vicdan canlılığının dışa vurumudur.

Gerçek takdir; duyarlılığı olan, insani melekelere açık bir sezginin iş başında olduğuna işaret eder. Zekânın, kuru bir hesap makinesi gibi değil; sezgiyle birlikte, anlamı tartarak çalıştığını gösterir. Ortaya konmuş bir eseri anlayabilmek, emekle ortaya çıkan bir işin kıymetini hissedebilmek, rastgele kazanılmış bir yetenek değildir. Bu, iç terbiyeyle, dikkatle ve vefayla ilgilidir.

Vefa… Belki de meselenin en ayırt edici noktası burasıdır. Takdir edemeyen insanın çoğu zaman eksik olan yanı bilgisi değil, vefasıdır. Çünkü emek görmeyen göz, çaba tanımayan zihin ve fedakârlığı hissetmeyen kalp, ortaya konan işi sıradanlaştırır. Böyle biri için yüksek kabiliyetle yapılan bir iş ile alelade bir çaba arasında fark kalmaz.

Bu yüzden şunu bilmek gerekir: İnsanların yaptığın bir işi ya da ortaya koyduğun bir eseri takdir etmemesi, her zaman senin eksiğin değildir. Çoğu zaman bu durum, karşı tarafta saydığımız bu özelliklerin yeterince gelişmemiş olmasının bir sonucudur. Herkesin idrak sınırı vardır ve o sınır, gördüğünü zannettiği şeyleri de belirler.

Yüksek kabiliyet isteyen işler, derinlikli eserler ve zahmetli yollar çoğu zaman sessizlikle karşılanır. Bu sessizlik bir yok sayma değil; çoğu zaman bir yetememe hâlidir. O yüzden ortaya koyduğun işin takdir görmemesini kişisel bir kırılma sebebi hâline getirmek yerine, bunu insanın idrak farklılıklarıyla açıklamak daha sahici ve daha sağlıklıdır.

Sebil niyetine buraya bırakıyoruz. İhtiyacı olan gelir, alır. Herkes nasibini, kabı kadar taşır.

İnsanların yaptığını takdir edemeyen, Allah’ı zaten takdir edemez.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum