Reklam
Ramazan YÜKSEL

Ramazan YÜKSEL


Dağılma, İşine Odaklan!

17 Ocak 2026 - 04:01

Dağılma, İşine Odaklan
Oldukça meşhur bir hikâyedir.
Hamile bir ceylan doğum yapmak için bir dere kenarına iner.
Tam o sırada gök gürler, şimşekler çakar; devasa bir yıldırım ormana düşer ve yangın başlar.
Ceylan başını sola çevirir; kendisine nişan almış bir avcıyı görür.
Sağına bakar; devasa bir aslan saldırmak için beklemektedir.
Altında dere taşmak üzeredir.
Kaçacak yer yoktur.
Ne yana baksa ölüm vardır:
Yangın, aslan, avcı ya da boğulma…
Ceylan o an şunu fark eder:
Bakmakla kurtuluş yoktur.
Kontrol edemediği ihtimallerle meşgul olmanın da bir faydası yoktur.
Elinden gelen tek şeye yönelir.
Gözlerini kapatır ve doğumunu yapar.
Tam o esnada beklenmedik bir gelişme olur.
Bir yıldırım daha düşer, avcının gözünü alır.
Avcı refleksle tetiğe basar ve aslanı vurur.
Ardından şiddetli bir yağmur başlar, yangın söner.
Anne ceylan ve yavrusu hayatta kalır.

Bu hikâye bize şunu anlatır:
İnsan dikkatini her yöne dağıttığında güç kaybeder; yapması gereken şeye yöneldiğinde ise ayakta kalır.

Biz ise çoğu zaman bunun tersini yapıyoruz.
Önümüzde duran asli işleri bir kenara bırakıp, üzerimize birinci dereceden vazife olmayan konuların uzmanı olmaya çalışıyoruz.

Her meseleye yetişme çabası, bizi hiçbir meselede derinleştirmiyor.
Örneğin sıradan bir insan olarak —ki yöneticiler dışında hepimiz sıradanız— Venezuela’da Trump, Maduro’yu almış mı; Grönland’a el mi koyacakmış; Suriye’de bitmeyen olaylar, İran’ın iç işleri, falan ülkenin falan firması…

Bunların hangisi bizim gerçek sorumluluğumuz?
Vaktiyle fark etmiştim:
Siyah-beyaz televizyon döneminde Chicago sokaklarını, New York’un caddelerini, Texas’ın dağını taşını; kendi şehrimizden, kendi kasabamızdan daha iyi bilir hâle gelmiştik.
Dünya gözümüzün içine dolarken, hayatımızın içi boşalmaya başlamıştı.

Bu bize şunu söylüyor:
Bize ait olmayan, bize bir fayda ve kazanç sağlamayacak bilgilerin peşine düşmek; zihni gereksiz yere işgale açmaktır.
Dikkati israf etmektir.
Bu israf, insanı fasit bir daireye sokar.
Koşturur, yorar, tüketir…
Ama hiçbir yere vardırmaz.
Bazen yapılması gereken şey çok basittir:
Etrafa bakmayı bırakmak.
Gürültüyü susturmak.
Korkularla, ihtimallerle oyalanmamak.
Elindeki işe dönmek.
O yüzden soruyu net soralım:
Evet biraderim… artık işimize odaklansak mı?

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum