Reklam
Prof. Dr. İsmail GÜVENÇ

Prof. Dr. İsmail GÜVENÇ


Teşvik Dışsal mı olmalı İçsel mi: Akademi Örneği

11 Ocak 2026 - 18:53

Teşvik Dışsal mı olmalı İçsel mi: Akademi Örneği
Teşvik Arapça kökenli bir kelime olup isteklendirme veya özendirme (TDK) anlamına gelmektedir. Genelde belirli bir amaca ulaşabilmek için maddi destek ve kolaylıklar biçiminde verilen ödüldür. Bir konuda istek, içsel veya dışsal kaynaklı olabilir.

İçsel hedefler, bir bireyin dışarıdan bir ödül (para, statü, alkış) beklemeden, sırf kendi gelişimi, merakı veya tatmini için belirlediği hedeflerdir. Psikolojide bu durum “İçsel Motivasyon” (Intrinsic Motivation) ile doğrudan bağlantılıdır. Dışsal hedefler (terfi etmek, para akmak) genellikle başkalarının sizi nasıl gördüğüyle ilgiliyken; içsel hedefler, sizin kendinizi nasıl hissettiğinizle ilgilidir.

Şu anda kamunun yapmaya çalıştığı dışsal ödüllerle bilim üretme çabasıdır. Çeşitli kamu kuruluşları proje, yayın vs yapan akademisyenlere maddi ödüller vererek bilimsel sonuçlar üretmeye çalıştırmaktadır. Sonuçta bu ödülleri almak için çoğu ne kurama (teori) ne de uygulamaya (teknoloji) katkısı olan projeler ve yayın enflasyonu ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de YÖK’ün 2025 verilerine göre 186 bin 942 akademik personel görev yapmaktadır. Bu sayıya diğer araştırma kurumlarındaki bilimsel araştırma yapan personeli de eklemek mümkündür. Bu bilim insanlarınca Türkiye’de bilim üretimi yapılmaktadır. Kamu bu bilimsel üretimi artırmak için farklı “teşvik” uygulamasına sahiptir.

Ülkemizde üniversitelerin başarısı (performansı) zaman zaman tartışılmaktadır. Aslında üniversitelerin başarısı bilim insanlarının başarısı ile ilgilidir. Tek tek akademisyenlerin performanslarının toplamı bazı alanlarda üniversitenin performansı olarak değerlendirilmektedir.

Bu üniversitelerimizin veya akademisyenlerimizin başarısı (performansı) nasıl ölçülmelidir? Yükseköğretim kurumlarında her yıl akademik değerlendirme yapılarak gerçekleştirilmektedir.
Performans
Performans (başarım) herhangi bir eseri, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı olarak açıklanmaktadır. Üniversitelerden klasik anlamda (a) bilimsel araştırmalar, (b) eğitim ve (c) sosyal sorumluluk alanlarında bir başarı göstermesi gerekir. Dolayısı ile üniversite akademik personelinin performansı (Başarım) değerlendirilirken bu alanların dikkate alınması beklenir.
Kamu akademisyenlerinin performansını yükseltmek için bir teşvik programı vardır. Bu amaçla “Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği” adıyla bir yönetmenlik mevcuttur.

Akademik Teşvik
Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğinde yayımlandıktan sonra (Resmî Gazete: 27.06.2018; Karar Sayısı: 2018/11834) 17 Ocak 2020’de bazı değişiklikler yapılmıştır.

Yönetmenliğin amacı Devlet üniversitelerindeki öğretim elemanlarına akademik teşvik puanlarının hesaplanması ile ilgilidir. Bu yönetmenlikle teşvik edilen faaliyetler ise şu şekildedir.

Ölçütler
Bu yönetmenlikte “Faaliyet ve Puan Tablosu” 9 alanı kapsamaktadır: Proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent, atıf, tebliğ ve ödül.

Dikkat edilirse teşvik konuları arasında “Eğitim-öğretim ve Sosyal sorumluluk” faaliyetleri dâhil değildir. Bu yönetmenliğin bir eksikliğidir.

Akademik teşvikten yararlanmak isteyen öğretim elemanları -epeyce bir zaman harcayarak- istenen belgeleri hazırlaması gerekir.

Akademik teşvikte kriterlerden biri de yayınlardır. Batı üniversitelerinde WOS abonelikleri ve Q serisi yayın tartışılırken bizde hala yükseltilmede ve teşvikte bu kadar önemsenmesi ne kadar doğrudur?

Bu yayınları hakkıyla yapan büyük bir çoğunluk vardır.
Ya bir grup! Tam bir felakettir: Bakarsın bu gruptan bir akademisyen (Prof. Vd) yılda üç, beş değil 40-50 indeksli dergide yayın yapma başarısı (!) gösterir. Yıl 52 hafta olduğuna göre bu üretken (!) akademisyen her hafta bir indeksli makale (!) üretmektedir. Acaba bu üretken şahıs haftada bir makale okuyor mu? Okumasına gerek yok, bir derginin editör veya yayın kurulunda olması yeterlidir. Bu çok çalışkan akademisyenler bir gün aşı bulur, bir gün kelliği çözer, bir gün yeni bir bitki bulur. Maalesef bu gruba karşı hala etkin bir tashih yapılmamıştır.

Bu çalışkanlığı (!) ödüllendirilir ve akeminin en yüksek konumlarına yerleşirler.
Eksikliklerine rağmen bir teşvik yönetmenliğinin olması önemlidir. Amacımız üniversitelerimizin toplumumuzun ve devletimizin problemlerine çözüm bulması yanında Dünya üniversiteleri arasında ilk sıralarda yer alması olmalıdır. Bunu başarmak için yeni bir teşvik sistemi geliştirilmeli ve “içsel kaynakların” geliştirilmesine odaklanmalıdır. Kendinize şu soruyu sorun: "Eğer bu yaptığım şeyi kimse görmeseydi veya karşılığında hiç para almasaydım, yine de yapmaya devam eder miydim?" Cevabınız "Evet" ise, bu bir içsel hedeftir

Son söz: Anlamsız teşvik işlevsiz sonuçlar üretir.


 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum