Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

Misafir Baştacı

RAMAZAN'DA OTİZMLİ ÇOCUKLAR VE ANNELERİ | Ahmet Karaca

12 Mart 2026 - 17:24


Ramazan ayı birçok evde aynı ritimle yaşanır sanılır. Sahur hazırlanır, iftar beklenir, akşam ezanı sofraya davet eder. Ama bazı evlerde Ramazan biraz farklıdır.

 
Otizmli çocuğu olan ailelerin evinde Ramazan bazen uyku saatlerinin değiştiği, bazen takıntıların yeniden şekil aldığı bir zamandır.
 
Bazen de küçük bir değişiklik, çocuğun dünyasında büyük bir soru işareti olur.
 
Bir anne yazmış. Oğlunun adını burada Yusuf diyelim. Yusuf yıllarca sahurda uyanır, sonra bir daha uyumazmış.
 
Evde geceler uzun geçermiş. Zor zamanlar olmuş. Hatta bir dönem evde sağlam eşya bırakmadığı günler bile yaşanmış. Şimdi 15 yaşında.
 
Anne şöyle yazıyor: “Geçmişte çok zorluklar çektik. Ama bu yıl sahurda uyanmıyor. Yaşı ilerledi, belki onun etkisi var. Takıntıları oluyor ama biri bitince diğeri başlıyor. Bu Ramazan dört defa misafirimiz oldu. Hiç zorluk çıkarmadı.”
 
Bir annenin yazdığı birkaç cümle… Ama içinde yılların sabrı var. Başka bir evde ise sahur başka türlü yaşanıyor. O çocuğun adını da Emir diyelim. Emir 20 yaşına girmek üzere.
 
Sahur saatlerinde ablasının ve babasının sesini duyunca uyanıyor. Bir daha da uyumuyor.
 
Evdekiler işe gidecek. Anne sabahın erken saatlerinde mutfağa bağlı cam balkonda onunla birlikte oturuyor.
 
Ev sessiz olsun diye. Bazen saat yedi buçuğa kadar. Emir müziği çok seviyor. Telefonu elinden alınca ağlıyor, elini ısırıyor. Anne bazen telefonu almıyor.
 
Sebebi çok basit. Evdekiler biraz daha uyuyabilsin diye. Bazı fedakârlıklar vardır. Kimse görmez. Ama bir evi ayakta tutar.
 
Bir başka evde ise Ramazan küçük bir korkuyla başlamış. Çocuğun adını Mete diyelim. Mete annesini hep başı açık görmeye alışmış. Bir gün annesi namaz kılmak için başını örtmüş.
 
Mete annesine bakmış. Ama gördüğü kişi ona annesi gibi gelmemiş. Çünkü görüntü değişmiş. Başındaki örtü yüzünü farklı göstermiş.
 
Bir an durmuş. Sonra korkmuş. Annesinin başörtüsünü çekiştirerek çıkarmaya çalışmış. Sanki “sen benim annem değilsin” der gibi…
 
Anne günlerce anlatmış. Her gün biraz daha. Şimdi Mete annesini izliyor. Bazen yanına geçiyor. Elleriyle namaz kılar gibi hareketler yapıyor. Ve küçük bir çocuk gibi dua eder gibi duruyor.
 
Ramazan bazen böyle öğretir. Sessizce. Bir başka evde ise küçük bir ayrıntı bütün günün konusu olmuş. Ramazan’dan önce anne ile çocuk birlikte kahve içermiş. Şimdi gündüz kahve içilmiyor.
 
Çocuğun adı Kerem olsun. Kerem bunu anlamakta zorlanmış. Şimdi kahve kutusunu alıp evin içinde dolaşıyormuş. Odadan odaya. Bir ritüel gibi.
 
Otizmli çocukların dünyasında bazı nesneler sadece nesne değildir. Bir düzenin parçasıdır. Bir alışkanlığın işaretidir.
 
Bir başka evden gelen mesaj ise gülümsetiyor. Çocuğun adını Çınar diyelim. Çınar, Ramazan gelince camilere merak sarmış. Evdeki kap kacaklardan camiler kuruyormuş.
 
Kaselerden kubbe, oklavadan minare yapıyormuş. Karton bardaktan hoparlör. Sonra başlıyormuş ezan okumaya.
 
Anne babası bazen “komşular rahatsız olur mu” diye düşünüyor. Ama sonra vazgeçiyorlar. Çünkü o anda Çınar o kadar mutlu oluyor ki…
 
Bir başka mesaj ise küçük ama güçlü. Bir anne şöyle yazmış: “Oğlum oruç tutuyor hocam.”
 
Sonra eklemiş: “Aslında boğazlı bir çocuktur ama Ramazan’ın anlamını çok iyi biliyor.”
 
Otizmli çocukların dünyası bazen dışarıdan anlaşılmaz. Ama içinde çok güçlü bağlar vardır.
 
Rutinlere… Seslere… Nesnelere… Ve bazen de Ramazan’a.
 
Bu yazıyı hazırlarken gelen mesajlarda bir şey dikkatimi çekti.
 
Anneler çok az kendilerinden bahsediyor. Hep çocuklarını anlatıyorlar.
 
Ama satır aralarında başka bir şey var.
 
Sabır. Sessiz bir sabır. Belki teravihe gidemiyorlar.
 
Belki iftar sofraları her zaman sakin geçmiyor.
 
Ama bir çocuğun dünyasını anlamaya çalışmak da büyük bir ibadettir.
 
Ve belki de Ramazan’ın en güçlü duaları…
 
Otizmli çocukların annelerinin kalbinden yükseliyordur.
 
Sessiz. Ama göğe en hızlı ulaşan dualar gibi…
 
 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum