
Ali TUNAY
Amerika'nın dostu olmaz, çıkarı olur.
Çok duymuşsunuzdur; "Tebriz'i alacağız. Fars Molla Rejimi" falan...
Bunun Türkiye versiyonu da az konuşulmadı, Amerika ve Avrupa yüksek tepelerinde.
Pentegon'un bir odasında "Kürtler için" yüreği pır pır atan CIA, diğer odaya girerken "Türkler için" diye değiştiriyordu onu.
Aslında zerre kadar önem atfetmedikleri bu halklar için Batı Emperyalizmi, kendi hedeflerini gerçekleştiren "arazide iş görecek, bittiğinde ise bir şekliyle üstünü çizecek saha unsuru" olarak bakıyordu onlara.
Amerika'nın dostu olmaz, çıkarı olur.
Coğrafyamızda gelişmişliğin, kaynaklarımızın kendimizce kullanılmasının, aydınlanmanın, düşünce ve inanç özgürlüğü alanında yaşanan sorunların tamamını Batı Emperyalizmine veya Siyonizme yükleyip kendi suçumuzu örtemeyiz elbet. Bu, ucuzculuk olur. Bizden bize işler var. Hepimizin sorumluluğunda...
Birarada huzurlu yaşamanın en temel kuralı, adaleti tesis etmektir. Liyakat esasına göre bir yapılanmayı gerçekleştirmektir. Toplumda kimsenin kendisini öteki olarak gör(e)meyeceği bir anlayışı hakim kılmaktır.
Bunlar, Emperyalizm bizi yutmasın diye de değil. Medeniyetimizin, inancımızın, tarihimizin içinden süzülerek gelen "insanca yaşam"ın evrenselleşmiş kuralı, diye... Yoksa, elin oğlu bir şekliyle burnunu sokacak. Buradan girecek.
Önce eğitimden geçiyor huzur toplumunun gereği. Gelişmişlik ise ikinci ayağı. Bunların olmadığı toplumlarda her zaman harici eller kendine birşeyler bulur.
Dolayısıyle ülkelerimizde hem "dahili bedbaht" üreten, hem de zenginliklerimizi çalmak için uluslararası areneda gerekçe üreten Emperyalizm, alçakça sömürüyor coğrafyamızı.
Son olaylarda ortaya çıkan bir gerçek var: Batılılar, kendi ülkelerinde tesis ettikleri iç barışı, demokratik yaşam biçimini, inanç ve düşünce özgürlüğünü, biz doğululara asla layık görmüyorlar. Bu alanda çalışanlarımızı bir şekliyle engelliyorlar. Savaş, suikast ve sabotaja kadar götürüyorlar işi.
Çünkü yukarıda belirttiğim "medenileşmenin iki ayağından biri olan gelişmişlik" için gerekli olan maddi kazanımları, sadece sınırları içinden kazanmıyorlar onlar. Ne Amerika'nın kazancı ulusal sınırları içindendir ne de Almanya'nın. Ne İngiltere dünyanın diğer bölgelerindeki hırsızlıkları olmazsa ayakta kalabilir ne de Fransa...
Lübnan, Fransa'nın neyi olur mesela? Sömürgesi... Yıl kaç, 2026. Niye kan durmuyor, çünkü onun eli var.
Amerika'nın, İran'a saldırısının tek bir sebebi var; bu ülkenin herkese parmağını ısırtacak potansiyeldeki zenginlikleri. Amerika'nın ne İran Milleti diye bir derdi var, ne de Molla Rejimi takıntısı. Onun derdi azalan kaynaklar. Çin'in, dünya patronluğuna doğru hızlı yükselişi.
Suud'la niye işi olmaz, zira alacağını aldığı için. Suriye'de başına 10 milyon dolar ödül koyduğu adama şimdi niye parfüm sıkıyor? Ya da Körfez Monarşilerinin hangisinde ne oluyor niye bilmiyoruz da, İran'da sende bu kadar adam öldü diye Amerikalıların gözünden yaş eksilmiyor?!
Herkes biliyor aslında neyin ne olduğunu.
Haydut bir düzenin kurbanlarıyız. Mezhep, Irk, din, dil... Bunların hangisi uygunsa oradan sıkıyorlar boynumuzu.
İran Milleti bugün 16. gündür ki, bu hayasız akına karşı direniyor. Topyekun bir irade geliştiriyor.
Bu bağlamda Tebriz'in, düşmanın oyununa gelmemesi anlamında önemli bir yeri var İran hafızasında, bilinmesini isterim.
Aslında bu insanlar, ulusun kendi iç hukukunda yönetime karşı eleştirel kültür seviyeleri yüksek bir toplum. İran'ın neredeyse tamamına yayılmış durumdalar.
Dünyayı tanıyorlar. Sistemler, halklar biliyorlar. Ticari bir toplumdurlar. Eğitime çok önem verirler.
Bakü'den çok öndedirler. Vatan bilinçleri yüksektir.
"Düşmanı gözünden tanıyan halk" tabiri onlar için...
Ki, bazen düşman, Azerbaycan Maskesi takıp gelse bile, indirmeleri zor olmuyor.
Tractor'u tutarlar, Vatan'ı atmazlar ama.
Bugün eğer İran ayakta ise bu, topu tüfeğinden ziyade halkının basireti sayesinde.
Perşembe gecesi onlarda Muhtemel Kadir Gecesi'ydi tüm İran ayaktaydı. Sabahına ise Kudüs Günü'ydü ve o uykusuz toplum yine alanlardaydı. Yöneticilerini bağrına basmış düşmana parmak sallıyordu. Trump ve Netanyahu rüsvâ olmuştu. Trump "kötülük milleti" diye hakaret etti, Netanyahu ise "onlar olmadan rejimi değiştirmek zor" itirafını yaptı.
Komşumuza Emperyalizm karşısında muvaffakiyetler dilerim. Halkının bu basiretine muhabbet...




YORUMLAR