Gecen aylarda Rahmeti Rahmana kavuşan kadim dost, Mersin İslami İlimler Fak. Dekanı Felsefe Profesörü Merhum Erdal Baykan' ın kaleminden:
İslam Felsefesi ve müfredatımız hakkında...
...
Felsefeyi ve medeniyet bilincini dillerinden düşürmeyen Dostlar: Kindi, Farabi, İbni Sina, Gazâlî, İbni Rüşd vb.nin, yani, İslam Filozoflarının Felsefi perspektiflerinden hareketle yapılmayan her okuma niyetiniz ne kadar halis olursa olsun sizi İslam Medeniyeti ile buluşturmayacaktır.
Yani, Medeniyet bilincini dilinizden düşürmeseniz de Platon ve Aristo’yu İslam Filozofları üzerinden okumadığınız sürece ulaşacağınız yer kendinizi ikincil kılmak olacaktır.
Felsefeye Giriş ve Felsefe Tarihi kitapları İslam Düşünürlerinden hareketle yazılmadığı, konular ve sorular buradan hareketle oluşturulmadığı/tartışılmadığı sürece dilimizden düşürmediğimiz felsefe felsefe değil ”ajan” olacaktır.
Eğitim ve Kültür politikalarının başarısızlığının arkasında da bu kendimizi ikincil hallere düşüren okumaların oluşturduğu gafletin etkileri vardır.
Coşku ile başladığınız her çaba sonuçta kendinize yani geçmişinize / kültürünüze / düşüncenize / Peygambere / İslâma olan saygıyı yitirmekle sonlanacaktır.
Bu okuma biçimi ile siz;
Peygamberleri, insanın yeryüzü serencamının dışına iten bir anlam arayışına ulaşacaksınız, İslam’ın bütün bir insanlık için “son İlâhi imkân” olduğunu bilen paradigma ile asla buluşamayacaksınız.
Halbuki bugün insanlık farkında olmasa bile siz “son ilahi imkan’ın” insanlığın yegane umudu olduğunu biliyor ve iman ediyorsunuz.
İman ettiğiniz şey ile insanlığı buluşturabilme çabası ancak, yapıp-edilen şeyleri anlamlı kılacaktır.
Antik felsefeyi müslüman zihinle okuyarak evrensel olana dahil eden düşünce tarihinin eşsiz tecrübelerini atlayarak / ikincil kılarak antik / modern perspektifin politeist, seküler yobazlığına terk edilen bir okumanın ne bizi ne de gelecek nesilleri hakikate ulaştırması mümkün olmayacaktır.
Türkiye’deki hiç bir Felsefe Bölümü’nün müfredatı, kaynakları ve yöntemi bize ait değildir. Lisede okutulan Felsefe dersi de bu kategoridedir. Daha ilginci -belki daha acısı denmeli- Günümüz İslam Felsefecilerinin felsefi tasavvurlarının da diğerlerinden farklı olmamasıdır.
Onlara göre de İslam Düşüncesi ikincildir. İçlerinden bir kısmı İslam Düşüncesinin orijinalliğine ilişkin ürkek çalışmalar yapmış olsalar da Antik Yunan’ı İslam Filozofları aracılığıyla okumanın zorunluluğunu, henüz idrak edebilmiş görünmemektedirler.
Halbuki bu görev önce onlarındır. Yani, bu perspektifle Felseye Giriş ve Felsefe Tarihi kitaplarını yeniden yazmak, buna göre bir Düşünce Tarihi inşa etmek/oluşturmak ve Eğitim Öğretim Müfredatının şekillenmesine öncülük etmek İslam Felsefecilerinin birincil görevidir.
Kendisini paranteze alan bir yaklaşımın bu söylediklerimizin önemini farkedebilecek bir bilince erişebilmesi, sahip olduğu mirasın sadece Müslümanlar için değil insanlık için de imkan olduğunu idrak edebilmesi zor olsa da artık gerçekleşmelidir.
31 Ağustos 2019
YORUMLAR