Reklam
Metin ÖZEL

Metin ÖZEL

Tükenmez Kalem

YAĞMURUN SUÇU YOK: ADANA'NIN ÇARESİZLİĞİ

13 Şubat 2026 - 15:04


YAĞMURUN SUÇU YOK: ADANA’NIN ÇARESİZLİĞİ

12 Şubat 2026 gecesi Adana’nın merkezinde yaşanan tablo, sıradan bir yağışın çok ötesinde bir uyarıydı. Barbaros’tan Gürselpaşa’ya, Havuzlubahçe’den Kocavezir’e uzanan hat birkaç saatlik sağanakla birlikte adeta kilitlendi. Rögarlar taştı, kavşaklar göle döndü, metro hattı suya teslim oldu. Evler, işyerleri, resmi kurumlar zarar gördü. Çocuklar okula gidemediler, esnaf kepenk açamadı, ambulanslar gecikti.
Sorunun kaynağı aslında yalındı: Yağmurun gidecek yer bulamaması.

Altyapı Meselesi
Bu yaşananlar “doğa olayı” değil; altyapı meselesidir.
Tıkalı rögarlar, yetersiz yağmur suyu hatları, eğim hesabı gözetilmeyen kavşak düzenlemeleri ve düzenli bakım eksikliği… Her sağanakta aynı görüntüyü yeniden üretiyor.

Modern şehirler yağmurla kavga etmez; onu yönetir.
Drenaj sistemleri bir kentin görünmeyen ama hayati damarlarıdır. Görünmedikleri için ihmal ediliyor olabilirler; fakat sonuçları fazlasıyla görünürdür.


Biriken Su, Zincirleme Etki
Bir kavşakta biriken su yalnızca trafiği aksatmaz. Zincirleme bir etki üretir:
İşine yetişmeye çalışan insanı geciktirir.
Ambulansın hızını keser.
Esnafın günlük kazancını azaltır.
Araç sahiplerine ek masraf çıkarır.
Alt katlarda yaşayan ailelere hem maddi hem psikolojik yük bindirir.
Ve en önemlisi; şehirde “alışılmış çaresizlik” duygusunu büyütür.
“Her yağmurda böyle oluyor.”
Bu cümle bir tespit değil, bir kabulleniştir.
Asıl tehlike de budur.


Yağmur Sürpriz Değil
Adana’nın yağış rejimi bilinmez değil. Ani ve yoğun sağanaklar bu kentin gerçeği. Sürpriz olan yağmurun şiddeti değil; her defasında aynı noktalarda aynı görüntülerin yaşanmasıdır. Demek ki sorun doğada değil, planlamadadır.
Kıyıboyu Köprü Kavşağı’ndaki tablo bir gecelik değildir. Bu, yıllardır ertelenen bakımın ve yetersiz altyapı yatırımlarının birikmiş sonucudur. Şehir planlaması yalnızca asfalt dökmekle, kavşak genişletmekle tamamlanmaz. Suya da yol göstermek gerekir. Aksi halde su kendi yolunu bulur; çoğu zaman hayatın tam içinden geçerek.

Kriz Anı Aynadır
Şehirler kriz anlarında gerçek yüzünü gösterir. 12 Şubat gecesi ortaya çıkan manzara; önlem yerine müdahale eden, plan yerine alışkanlığa teslim olan, geçici çözümleri kalıcı sanan bir şehir refleksini yansıttı.
Yağmur yağmaya devam edecek.
İklim değişikliğiyle birlikte daha düzensiz ve daha yoğun yağacak.


Soru şu:
Biz her sağanakta suyun arkasından mı bakacağız, yoksa suyun önünü mü açacağız?

Çünkü mesele yalnızca bir gecelik su baskını değildir.
Mesele, bir kentin kendi geleceğini ne kadar ciddiye aldığıdır.
Selam ve dua ile...


 

Reklam