
Geçtiğimiz cumartesi günü eşimle birlikte Çatıkule Emlak şirketine gitmiştik. Randevumuzu beklerken, şirket sahibi Mustafa kılıç Bey daha önce randevulaştığı genç bir adamla kısa bir görüşme yapmak için bizden izin istedi. İstemeden de olsa yan masadan yükselen konuşmaya kulak misafiri olduk.
35-38 yaşlarında olduğu anlaşılan o genç, iş arıyordu. Mustafa Bey ise sakin ama tecrübeyle olgunlaşmış bir ses tonuyla şöyle dedi:
“Bu iş sabır ister… Ama daha önemlisi bir hayalin olacak. Eğer hayalin yoksa bu işi yapamazsın. Bir de borcun olacak… Borcun yoksa buraya sadece zaman öldürmeye gelirsin.”
O an bu sözler zihnimde bir kıvılcım gibi çaktı. Basit gibi görünen bu cümleler günlerce aklımdan çıkmadı. Düşündüm, sorguladım ve etrafımı daha dikkatli gözlemledim.
Gerçekten de insanı harekete geçiren, onu yatağından kaldıran ve yorgunluklara rağmen ilerleten iki büyük güç var: HAYAL VE BORÇ.
Hayal… İnsanı ileriye taşıyan, karanlık günlerde bile içini aydınlatan umut ışığıdır. Hayali olan insan yorulur ama vazgeçmez. Çünkü bilir ki, o hayale ulaştığında tüm çileler anlam kazanacaktır.
Borç ise sadece maddi değildir. Elbette maddi borç insanı çalışmaya iter. Fakat asıl güçlü ve kalıcı olan, manevi borçlardır. Ailesine karşı duyduğu sorumluluk, çocuklarına güzel bir gelecek bırakma arzusu, vatanına ve milletine faydalı olma isteği… Bunlar insanın omuzlarına yük değil, tam tersine ona yön veren, yolunu aydınlatan birer pusuladır.
Hayali olmayan insan, yönsüz bir gemi gibidir. Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, bir türlü ilerleyemez.
Borcu olmayan insan ise sorumluluktan uzak, gayesiz bir yolcu gibidir. Yürür ama nereye gittiğini bilmez.
Bugün başarılı olmuş insanların hayatlarına baktığımızda, hepsinde ortak bir nokta görüyoruz: Güçlü bir hayal ve derin bir sorumluluk duygusu. Onları diğerlerinden ayıran şey sadece zekâları veya yetenekleri değil; bir hedefe yürekten inanmış olmaları ve bir sorumluluğu taşıma bilincidir.
İster bir esnaf dükkânını açsın, ister bir mühendis mesleğini icra etsin, isterse bir genç hayata ilk adımlarını atsın… Onu başarıya götürecek olan sadece bilgi ve birikim değildir. Asıl onu ileri taşıyacak güç, yüreğinde taşıdığı hayal ile omuzlarında hissettiği borçtur.
Artık bu düşünceyi sadece bir gözlem olarak değil, bir hayat dersi olarak kabul ediyorum. Bundan böyle öğrencilerime, çocuklarıma ve hayata yeni adım atan tüm gençlere hep şunu söyleyeceğim “Bir hayaliniz olsun… Ve sizi o hayale ulaştıracak bir sorumluluğunuz.”
Çünkü insanı diri tutan, ayakta tutan ve yarınlara taşıyan şey ne sadece imkânlardır, ne de tesadüfler…
İnsanı var eden, insanı insan yapan şey; hayali ve borcudur.
Bu yazıyı, Çatıkule Emlak şirketi sahibi değerli Mustafa KILIÇ Bey’den aldığım ilhamla kaleme aldım.
Selam ve dua ile…




YORUMLAR