Reklam
Metin ÖZEL

Metin ÖZEL

Tükenmez Kalem

BİR BAYRAK, BİR MARŞ VE BİR MİLLETİN VİCDANI

12 Mart 2026 - 13:58

Tarih, bazen sadece yaşanmışlıkları değil, geleceğe uzanan sessiz bir çığlığı da taşır içinde. 12 Mart işte böyle bir gün... Bir milletin gözyaşları, kanı ve imanıyla yoğrulmuş bir şiirin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildiği o kutlu an. Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşı, yalnızca bir beste ya da söz dizisi değil; bir milletin yüreğindeki en derin yaranın, en yüksek umudun ifadesiydi.

O günler... Dünya bir ateş çemberi, vatan toprakları düşman postalları altında, şehirler virane, yürekler yorgun ama kırılmamış. Mehmet Akif, o kaosun ortasında oturup bir şiir yazmadı; bir milletin inancını, direncini, hürriyet aşkını mısralara nakşetti. Ve o mısraların arasında, belki de en çok hatırlanan sözü söyledi:
“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”

Bu, bir şairin yakarışı değil; bir milletin duasının ta kendisiydi. Çünkü yeniden bir İstiklal Marşı yazmak zorunda kalmak, yeniden işgal, yeniden yokluk, yeniden ölüm-kalım savaşı demekti. Akif’in bu duası, hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor; hâlâ içimizi titretiyor.

Bayrağımız... O kırmızıya boyanmış al sancak, sadece bir bez parçası değil. Her dalgasında şehit kanının sıcaklığını, hilalde ebedi bağımsızlığın simgesini, yıldızda ise yarınlara uzanan umudu taşıyor. Her rüzgârda bize fısıldıyor:
“Bu vatan kolay kazanılmadı, kolay da verilmez.”

Bir millet bazen kelimelerle yazar tarihini, bazen kanıyla... Bizim tarihimizde bayrak da, marş da, işte bu iki fedakârlığın en kutsal sembolü oldu.
Ve o son dize... O muhteşem kapanış:
“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.”
Bu sözler sadece bir mısra değil; bir milletin dünyaya bakışı, vicdanı, inancı. Özgürlük bizim için salt bir siyasi statü değil; hakkın, adaletin, Hakk’ın tecellisidir. Mazlumun yanında durmak, zulme karşı dimdik olmak, güçlüye boyun eğmemek... İşte bu milletin mayası.

Bugün, dünya hâlâ aynı acıları yaşıyor. Savaşlar bitmiyor, gözyaşları kurumuyor, hukuksuzluk ve zulüm birçok coğrafyada hüküm sürüyor. Güçlü olanın haklı sayıldığı, zayıfın sesinin boğulduğu bir çağda, İstiklal Marşı’nın o gür sesi yeniden yükseliyor içimizde:
Marş söylenmez, yaşanır.

O, bir tören metni değil; milletin ortak vicdanıdır. Farklı fikirlerde, farklı hayallerde olsak da aynı marşı söyleyebiliyorsak, aynı bayrağın altında aynı kaderi paylaşabiliyorsak, işte o zaman milli birlik gerçek olur. Bayrak gökyüzünde dalgalandıkça, marş yüreklerde yankılandıkça...

Bugün 12 Mart’ta sadece bir kabul tarihini anmıyoruz. Bir milletin haysiyetini, direncini, adalet tutkusunu, birlik ruhunu yâd ediyoruz. Çünkü bu marş bize şunu öğretiyor:
Bir milletin en büyük gücü silahında değil, vicdanındadır. Bir toplumun temeli adaletle yükselir. Bağımsızlık ise inanç ve birlikle korunur.
O yüzden, Akif’in duasını bugün bir kez daha içtenlikle tekrarlıyoruz:
Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

Dileğimiz; savaşların sustuğu, mazlumun gözyaşının dindiği, hakkın ve adaletin galip geldiği bir dünya... Ve şuna eminiz ki:
Bayrağımız göklerde özgürce dalgalandıkça, İstiklal Marşı vicdanımızda yankılandıkça, Bu topraklarda istiklal ateşi asla sönmeyecektir.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!
Selam ve dua ile…

 

Reklam