Gazetecilik bayram değil, emek günüdür. Ancak geçtiğimiz hafta Adana’da gördüğümüz manzara, bir özel 'gün'ün nasıl bayram havasında değil de unutulmuş bir randevu gibi geçebildiğini gösterdi.
10 Ocak, 212 sayılı kanunla başlayan ve mesleğin haklarını hatırlatan bir gün; ama ne ilginçtir ki, o günün anlamını hatırlaması gereken kurumlar bazen aynı hafızayı paylaşmıyor.
Valilikten, Büyükşehir’den, ilçe belediyelerinden beklenen; bir kutlama değilse bile en azından o günün ciddiyetine yaraşır bir ilgi ve saygıdır.
Ne var ki Adana’da birçok kamu kurumunun 10 Ocak’ta gazetecileri görmezden gelip bigâne kaldığını, sahici bir selamın dahi yerine ulaşmadığını gözlemledik.
Bu, yalnızca incelik eksikliği değildir; kurum kültürünün, kamusal sorumluluğun ve basına verdiğiniz değerin aynasıdır.
Milletvekillerinin, Adana Valisi’nin, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, ilçe belediye başkanlarının, Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili mesajı yayımlanmış olabilir; fakat ‘mesaj’ vermek ile ‘muhatap almak’ farklı şeylerdir.
Süslü cümlelerin kurulduğu basın bültenleri ile bugünü geçiştirenler bence şapkalarını önüne alıp düşünsünler ancak en az onlar kadar Cemiyetimiz ve bizler de neden bu halde olduğumuzu iyi tahlil etmek durumundayız.
Bir de basın kartı meselesi var.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartları hâlihazırda gazetecilere tanınan bazı küçük ayrıcalıkları içeriyor ama bu kartların taşıdığı hakların ve güvencelerin, mesleğin giderek ağırlaşan şartlarına cevap verecek biçimde güçlendirilmesi şart.
Geçmişte tanınan bazı haklar var; şimdi üzerine o alınmış haklarla birlikte yenilerini ekleyip, fiilî çalışma, sosyal güvenceler ve emeklilik açısından somut iyileştirmeler sağlanmalı.
Basın kartı uygulamasının işlevi salt bir kimlik göstergesi olmaktan çıkmalı; gazetecinin çalışma güvencesine dönük gerçek ayrıcalıklar sunmalı.
Bunu yazdığım için birileri yanlış anlayıp bir program düzenlemekten, bir hediye vermekten bahsettiğimi sanmasın. Samimi bir telefon görüşmesi, dostça bir sohbet yeterliydi.
Gazetecinin bayram gününde olması gereken ilgi ve saygıyı görememesi, o kurumların ciddiyetine hiç yakışmıyor.
Eğer kamu kurumları basını gerçekten önemsiyorsa, 10 Ocak’ı sadece metinlerle değil, somut adımlarla da desteklemelidir.
Bu kapsamda Adana’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle programlar düzenleyen (alfabetik sırayla) Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, Kozan Belediyesi, Sarıçam Belediyesi, Seyhan Belediyesi ve Yüreğir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. (Gözümden kaçmış ya da bilmediğim kurumlar varsa onlardan özür diliyorum.) Özellikle Sarıçam Belediyesi’nin geçtiğimiz yıl vefat eden gazetecileri unutmaması ve ailelerine yönelik vefa gösterisi müthişti. Emeği geçen herkese özel teşekkür ediyorum.
Son söz: Gazetecilik, kolay bir meslek değildir.
Hele günümüzde...
Kartlar, rozetler, törenler bir yana; gazetecinin hakkını, mesleğinin saygınlığını ve güvenliğini savunmak; kurumların görevidir.
Basın kartı ayrıcalıkları iyileşsin, fiilî hizmete dönük haklar güçlensin.
Tüm kurumlar ve o kurumların başındaki kişiler bu konuda sorumluluğunu tekrar göğsüne taksın.
Gazeteciler insanlara yalnızca haber ulaştırmıyor; kamuoyunun gözü, kulağı ve vicdanını da taşıyor.
O vicdana saygı gösterin.
Gösterin ki saygı size de saygı duyulsun.




YORUMLAR