İsrail işgal rejimi, aklını peynir ekmekle yemiş durumda.
Dünyanın gözünün içine baka baka, hukuku ve vicdanı yerle yeksan ederek sınırları zorluyorlar.
Şimdi de Filistinli esirlere idam cezası getiren kan dondurucu bir yasa tasarısını korsan meclislerinden geçirdiler.
Zulmün, zorbalığın, evrensel hukuku ayaklar altına almanın bundan daha net, daha küstah bir fotoğrafı olamaz.
Fakat durun!
Bu arsızlığa karşı ses çıkaran, “Biz buradayız ve bu sistematik zulmü görüyoruz” diyen yiğitler var.
Geçtiğimiz hafta, Adana’da tam da bu konuyla ilgili çok kıymetli, çok anlamlı bir hareketlilik yaşandı.
Başta ASİM ve AFİDAP olmak üzere, birçok sivil toplum kuruluşu büyük bir vakarla bir araya geldi.
Meydanlara inildi, güçlü yürüyüşler yapıldı, ses getiren basın açıklamalarıyla yeri göğü inlettiler.
İşte sivil inisiyatif budur!
“Adana sıcağı” dedikleri etki, sadece havada değil, vicdanda da kendini göstermeliydi.
Gösterdi de…
İnsanlığın sessizliğe gömüldüğü bir dünyada, Adana’nın bu onurlu duruşunu avuçlarım patlayıncaya kadar alkışlıyorum.
Çok kıymetli, çok değerli, tarihe not düşen bir tavırdır bu.
Madalyonun bir de Gazze tarafındaki o kanayan gerçeği var.
Yaşananlar öyle kuru kuruya bir 'ambargo' kelimesiyle geçiştirilecek, sıradanlaştırılacak gibi değil.
Açlık var orada. İlaçsızlık var.
Kadınlar, el kadar çocuklar, kronik hastalar ve yaşlılar göz göre göre ölüme terk ediliyor.
İnsani yardımın önü kesiliyor, koca bir şehrin nefes boruları tamamen tıkanıyor.
Sadece tepelerine yağan bomba ile değil; bir lokma ekmeksizlikten, susuzluktan ve basit hastalıklardan dolayı da can veriyor o masumlar.
Bu insanlık dışı ablukayı kırmak, nefes alan her insanın boynunun borcudur.
Başka bir formülü, başka yolu yok.
Şimdi ufukta yepyeni bir umut belirdi.
Gazze ablukasını kırmak, o masumlara can suyu olmak için “Özgürlük ve Sumud Filosu” üçüncü kez demir almaya hazırlanıyor.
İşte tam bu kritik eşikte Adana İHH çok önemli, çok heyecan verici bir toplantı gerçekleştirdi.
Vicdanlı yürekler mutlaka hatırlayacaktır...
Mavi Marmara gemisinde Adana, o yiğit sporcusunu, o her an gülümseyen güzel insanı Çetin Topçuoğlu’nu şehit vermişti.
Çetin Ağabey’in aziz hatırası, bu şehrin cesur vicdanında ilk günkü gibi hala sımsıcaktır.
Şimdi Adana İHH çıkıp diyor ki:
“Gelin, Sumud Filosu’na ‘Adana’ adını taşıyan bir gemi bağışlayalım.”
Açık söyleyeyim, ben bu fikre bayıldım.
Muazzam bir vefa örneği.
Eğer bu başarılırsa, hem Şehit Çetin Topçuoğlu’nun ruhu şad olacak hem de Adana’nın o merhametli karakteri Akdeniz’in sularında Gazze’ye doğru yelken açacak.
Haydi Adana!
Sen ki en zor zamanların şehrisin.
Mazlumlara hep sahip çıktın, destek oldun.
İyiliğe hep öncülük ettin.
Yine bir öncü şehir olma fırsatın var.
Bu güzel kampanyaya destek olmak, o umut gemisine bir tuğla olmak bu şehirde yaşayan her vicdanlı yüreğin boynunun borcudur.
Hiç düşünmeden, herkes bütçesi neye elveriyorsa, bu çağrıya kulak vermeli ve Adana İHH’ya, Adana gemisi için yardımını yapmalı.
O “Adana” gemisi o limandan muhakkak kalkmalı ve Gazze’ye ulaşmalıdır.
Çünkü bu, sadece gemi meselesi değil; insan kalma meselesidir.





YORUMLAR