Reklam
Kurtuluş KILINÇ

Kurtuluş KILINÇ


PORTAKAL ÇİÇEĞİ 'CARNE VALE'Sİ

25 Mart 2026 - 17:19

PORTAKAL ÇİÇEĞİ ‘CARNE VALE’Sİ?

Nisan ayı gelir.

Çukurova’nın o eşsiz, o bereketli toprakları uyanır.

Adana’nın sımsıcak sokaklarını o efsanevi, o bayıltıcı koku sarar. Portakal çiçeği…

Beton yığınlarının arasında nefes alan memleketin en güzel, en bedava parfümüdür. Sabah rüzgarıyla yüzünüze çarpar, ruhunuzu yıkar, içinizi açar.

Ama gel gör ki…

Bu muazzam doğa olayını, bu saf güzelliği alıp, sığ, rant odaklı ve ithal bir “karnaval” çuvalına sokuverdiler.

Adana’nın felç olan trafiği, bir panayır havasından ziyade ticari bir sömürüye dönen sokakları cabası.

Her sene yazarım.

Her sene açıkça, kimseden lafımı esirgemeden karşı çıkarım.

Daha isminden kaybediyor bu iş, isminden!

Bizim bin yıllık kültürümüzde şenlik vardır.

Bizim coğrafyamızda baharın gelişi panayırla kutlanır, şölenle taçlanır, eğlenceyle anılır, bayram coşkusuyla yaşanır.

Karnaval nedir birader?

Bilmeyenler, okumayanlar, araştırmayanlar için anlatalım.

Karnaval kelimesinin kökeni Latince “carne vale”den gelir.

Yani, kelime anlamıyla “ete veda” demektir.

Hristiyan inancında, büyük perhiz öncesi et yemeyi bırakmadan hemen önce yapılan, sokaklara dökülüp çılgınca yenilip içilen, günah çıkartmaya hazırlık yapılan dini bir ritüelin adıdır.

Rio’da olur.

Venedik’te olur.

Ancak Allah aşkına söyleyin Adana’nın bereketli topraklarında, Seyhan’ın kıyısında, Taş Köprü’nün gölgesinde “carne vale”nin ne işi var?

Bize uymaz.

Ruhumuza, dokumuza, genetiğimize, örfümüze tamamen terstir.

Şimdi bazıları dudak büküp “Sen de her şeye karşısın, milletin neşesine bari gölge etme” diyecek birileri.

Sakın yanlış anlaşılmasın.

İnsanlar eğlenmesin, gülmesin, sokağa çıkmasın demiyoruz.

Hayatın bunca ağır yükü, bunca ekonomik buhranı altında ezilirken elbette eğleneceğiz.

Elbette dünyanın bu boğucu havasında bir nebze olsun nefes alacağız.

Ama… Biraz da etrafımıza bakacağız.

Hemen yanı başımızdaki Ortadoğu coğrafyası kan gölüne dönmüş durumda.

Siyonistler ve emperyalistler, dünyanın gözünün içine baka baka kadınları, çocukları, kundaktaki bebekleri, masum insanları katlediyor.

Gökyüzünden yağan bombalar, o küçücük bedenleri paramparça ederken uluslararası toplum sadece arsızca izliyor.

Sınırımızın hemen ötesinde yükselen feryatlar arşa ulaşırken…

Bizim burada yüzümüze rengarenk boyalar sürüp, sokaklarda çığlık çığlığa, hiçbir şey yokmuş gibi, çılgınca “karnaval” kutlamamız ne kadar ahlaki? Ne kadar vicdani?

Empati diyoruz ya hep.

Nerede kaldı bizim o meşhur Anadolu irfanımız?

Nerede kaldı komşusu kan ağlarken kahkaha atamayan o kadim, o onurlu duruşumuz?

Dahası var.

Adana dediğin, mert insanıyla, harbi duruşuyla bilinir.

Karnaval adı altında şehri dışarıdan gelen organizasyonların rant kapısına çevirmek kime fayda sağlıyor?

İşin içine şekilcilik ve rant girince, o güzelim portakal çiçeği bile maalesef yapay kokmaya başlıyor.

Portakal çiçeğinin o saf, o temiz kokusunu, Batı’nın şuursuz eğlence kültürüyle kirletmeyelim.

Eğlenelim, şenlik yapalım. Ama insanlığımızı, vicdanımızı ve bizi biz yapan o derin değerlerimizi çöpe atmadan yapalım.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum