Reklam
Kurtuluş KILINÇ

Kurtuluş KILINÇ


MESELE SADECE TERS KELEPÇE DEĞİL

13 Nisan 2026 - 12:28

Adana’da Filistin için, Gazze’deki mazlumlar için devasa bir araç konvoyu düzenlendi. İHH’nın öncülüğünde...

Binlerce insan, sükûnet içinde, gayet barışçıl bir şekilde tepkisini ortaya koyuyor.

İsrail işgal güçlerinin hukuksuz idam kararlarına karşı haklı bir itiraz, insani bir çığlık yükseliyor.

Güvenlik Şube ekipleriyle istişareler yapılmış, her şey tıkır tıkır işliyor. Eylemin rotası belli, amacı belli.

İşte tam bu sırada, o alanda ne oluyorsa oluyor ve bir arbede başlıyor. Yunus ekipleri yolun kapatıldığı bahanesiyle alandaki protestocularla tartışıyor ve maalesef o güzelim dayanışma ruhu, bir anda biber gazlarının, anlamsız arbedelerin gölgesinde kalıveriyor.

Gelin, alanda tam olarak ne olduğuna bir bakalım: Öncelikle gereksiz, izahsız bir biber gazı kullanımı var. Ardından sert müdahaleler ve ters kelepçe uygulaması var. Hızını alamayan ekiplerin, aralarında gencecik bir kızımızın da bulunduğu beş kişiyi yaka paça gözaltına alması var. Bunlar zaten tek başına can sıkıcı, tek başına yeterince üzücü olaylar. Ama olayı basit bir ‘asayiş gerginliği’ olmaktan çıkarıp, derin bir vicdan yarasına dönüştüren asıl mesele çok daha başka.

Asıl mesele, o gözaltı aracında yaşanan korkunç skandaldır. İki polisin, o gencecik kızı incitmesi yetmiyormuş gibi, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'e (SAV), hepimizin en yüce kutsalına yönelik sarf ettiği o galiz ifadeler... İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burasıdır.

O kargaşa ve arbede sırasında yaşanan itiş kakış bir şekilde helalleşmeyle çözülür. Devletle vatandaş arasında kasti bir husumet olmaz ama Peygamberimize (s.a.v) yapılan saygısızlığı kimse affetmez, hiçbir vicdan bunu asla sineye çekmez.

Şimdi burada durup çok net bir şerh düşmek zorundayım.

Altını kalın çizgilerle çiziyorum: Sakın ola ki, bu iki kendini bilmez yüzünden koca bir emniyet teşkilatını karalamaya, toptancı bir yaklaşımla polisimize saldırmaya kalkışılmasın.

Buna en başta ben itiraz ederim.

Türk Polis Teşkilatı, bu vatanın, bu milletin haklı gururudur.

Dile kolay, 181. kuruluş yıldönümünü kutladığımız ulu ve köklü bir çınardır.

Polis Haftası'nı idrak ettiğimiz şu günlerde, polisimize sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur.

Polisimizin kahir ekseriyeti vatanını, milletini, dinini ve Peygamberini canından çok sever.

Gecesini gündüzüne katarak bizim huzurumuz, güvenliğimiz için nöbet tutar.

Emniyet teşkilatımızdaki her bir neferi bu iki kötü örnek yüzünden "din karşıtı" gibi göstermek, büyük bir haksızlık ve vicdansızlıktır.

Fakat... Bu münferit ve üzücü olayın da gösterdiği gibi, teşkilatın içinde o üniformanın ağırlığını taşıyamayan, sıkıntılı zihniyete sahip tipler de maalesef çıkabiliyor. Bu iki yunus polisinin yaptığı asla tasvip edilemez.

Bize düşen uyanık olmak, devlete düşen ise bu çürük elmaları o sepetten hızla ayıklamaktır.

Nitekim tam da beklendiği gibi oldu.

Devletin şefkatli ve adil eli, olayın hemen ardından gecikmeksizin devreye girdi.

Adana Valimiz Sayın Mustafa Yavuz ve Adana İl Emniyet Müdürümüz Sayın Ahmet Hakan Arıkan, duruma anında el koydular.

Her iki devlet adamı da konunun hassasiyetiyle anında harekete geçtiler.

Valimiz Mustafa Yavuz, İHH Adana Başkanı Mahmut Eraslan’ı ve gözaltına alınan o baba ile gencecik kızımızı makamında ağırlayarak devletin şefkatli yüzünü gösterdi.

Emniyet Müdürümüz Ahmet Hakan Arıkan arayarak yaşananlardan duyduğu üzüntüyü bildirdi, makamında aileyle ve dernek yönetimiyle samimi bir görüşme gerçekleştirdi.

Mesaj çok netti: Eğer ortada bir suç, hele hele kutsalımıza yönelik bir hakaret varsa, bu asla ve kat'a karşılıksız kalmayacaktır. Gerekli soruşturmalar başlamıştır.

Sonuç olarak mesele şudur...

İHH Adana Başkanı Mahmut Eraslan’ın o sağduyulu açıklamasında dediği gibi: "Bizler, arbede sırasındaki muhataplarımız ile helalleşebiliriz. Lakin Peygamberimize yönelik yapılan saygısızlığı asla affetmiyoruz ve hukuki sürecin takipçisiyiz."

Haklıdır.

Doğru olan, vicdana sığan da tam olarak budur.

Kurumlara toptancı yaklaşmamak esastır, değerlere hürmet ise vazgeçilmezimizdir.

Kamu görevlisi de sivil toplum da herkes sınırını bildiği sürece, bu ülkede huzurumuz daim olacaktır.

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum