Seyhan Belediyesi; "6 yıllık sorun çözülüyor" diyerek tuvaleti açmayı, Çukurova ise heyelan alanına kentsel dönüşüm yapmayı hizmet sayıyorlar. İşte hal-i pür-melalimiz...
1990’lı yılların ortalarındaydık. Şimdiki adı Adana Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olan Merkez Meslek Lisesi’nin önüne Lionslar tarafından bir demir köprü yaptırılmıştı. O zamanlar bir kırtasiye ve da işleten ve milliyetçi değerlere fazlasıyla sahip tarih öğretmenimiz köprünün Lionslar tarafından yaptırılmasına müsaade edildiği için çok kızmış ve; “Bunu demir bana söyleseler ben yaptırırdım” demişti. (Hoş o köprü geçenlerde yıkıldı ve Adana Büyükşehir Belediyesi hala yapmadı. Yapamıyorlarsa bana söyleşinler ben yaptıracak birisini/birilerini bulurum.)
Bu neden aklıma geldi;
Dün gazetelerde bir haber vardı. O haberde yazılan cümle aynen şöyleydi; Seyhan’da vatandaşın beklediği hizmet için çalışma başlatılıyor.
Ne kadar güzel bir giriş değil mi?
Seyhan ki; Türkiye’deki altmışa yakın ilden daha büyük bir nüfusa sahip. Ülkenin en önemli ilçelerinden birisi. Elbette bu ilçede yaşayanların (başta ben) en büyük beklentisi hizmet. Bu da en doğal hakkımız.
Pekiyi! Neymiş o hizmet biliyor musunuz?
Mehmet Adıgüzel Dinlenme Parkı içerisindeki âtıl durumdaki tuvalet yenilenerek hizmete girecekmiş.
Gülmeyin!
Dile kolay. 6 yıllık sorun çözülüyormuş.
Başkan Vekili Hasibe Akkan talimat vermiş ve Başkan Yardımcısı İnci Makal da bu talimat üzerine konuyu bizzat takip edeceğini ve en kısa sürede park tuvaletinin vatandaşın hizmetine gireceğini söylemiş.
Şimdi anlaşılmıştır herhalde 90’lı yıllardan bir hatıramın neden aklıma geldiği…
Allah aşkına Hasibe Başkanım! Sizden rica ediyorum işin yasal sürecini tamamlayın o tuvaleti ben yaptırayım. Ben hizmete açayım da siz Seyhan’ın gerçek sorunlarıyla ilgilenin.
Bir de Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın haberleri vardı dünkü gazetelerde. Diyor ki Emrah Başkan; “Belediye Evleri’ne ilk kazmayı biz vuracağız.”
Kötü mü?
Vallahi değil!
Vatandaşın beklediği hizmetse tabi ki yapılacak, yapılmalı. Hele ki Belediye Evleri’nde.
İyi hatırlarım dönemin Belediye Başkanı Soner Çetin bir gün bir televizyonda benim de içerisinde yer aldığım gazetecilerin konuğu olmuş ve Belediye Evleri ile ilgili öyle bir kentsel dönüşüm projesinden bahsetmişti ki ağzımız açık dinlemiştik. Tabi o mesele olmadı. Neden olmadığını belki Soner Çetin bir gün açıklar.
Başkan Kozay, Belediye Evleri’nde bin dönümlük heyelan bölgesini imara açacaklarını söylemiş ama sanırım kimse Başkan’a bunun çok yüksek riskli ve kaçınılması gereken bir süreç olduğunu söylememiş.
Karadeniz gibi bir bölgede olsak ve arsa arzı kısıtlılığı yaşansa tamam,
Eğer üzerinde kaçak veya niteliksiz yapıların bulunduğu bir heyelan bölgesi ise ve planlı bir şekilde ıslah edilirse, bölge daha güvenli bir hale getirilecekse tamam,
Modern mühendislik imkanları kullanılacaksa tamam…
Ancak başta aşırı maliyetli mühendislik faaliyetleri olmak üzere, can ve mal güvenliği riskini, kuvvetle muhtemel altyapı sorunlarını ve bölgenin riskli alan olması nedeniyle mülk değerlerinin düşebileceği endişesini de göz ardı etmemek gerek.
Pekiyi, böyle bir durumda yapılacak çalışmanın kâr zarar maaliyeti düşünüldü mü?
Her gün iflasını açıklayacağı iddia edilen bir belediyenin heyelan alanında bir çalışma başlatması yerine yerinde dönüşümle daha az maaliyetle daha çok iş yapması daha gerçekçi olmaz mı?
Bu şehir makus talihini yenemeyecek mi?
Hak ettiğimiz hizmeti hiç mi alamayacağız?
Ne olacak bu memleketin hali?





YORUMLAR