"Renk" Kelimesi Etimoloji
Hazırlayan: Yavuz OSMANOĞLU
Etimoloji, kelimenin köküne inmek gibi basit bir dil merakı olmak değildir sadece. İmam-ı Gazali’nin işaret ettiği gibi, bir kelimenin kökü bilinmeden anlamı tam olarak kavranamaz. Çünkü kök, kelimenin hafızasıdır; geçmişini, yükünü ve istikametini taşır. Kelimenin izini sürmek, hakikatin izini sürmektir.Bir kelimenin bu anlam yoluculuğuna birlikte çıkalım.
Renk, çoğu zaman gözle görülen bir ayrıntı sanılır. Oysa kelimelerin dünyasında renk, yalnızca boyaya ait bir karşılık değildir. Farsça “rang” kökünden gelen bu kelime, zamanla yalnızca nesneleri değil; hâlleri, tavırları ve insanın iç iklimini anlatan bir kavrama dönüşmüştür.
Bir işin “renginin değişmesi”, basit bir görüntü farkından ziyade, işlerin kötüye gittiğini haber verir. Bir sohbetin “renkli” oluşu, kelimelerin sayısını değil; keyifli oluşunu ifade eder.
“Onun kişiliği çok renkli” derken, aslında tek bir çerçeveye sığmayan çok yönlü bir insanı tarif ederiz. Demek ki renk, yalnızca gözle değil; idrakle ve sezgiyle algılanan bir anlam alanıdır.
Belki de bu yüzden bazı insanlar “hiç renk vermez.” Duygularını ele vermez, iç dünyasını dışarı sızdırmaz. Bu da bir renktir aslında; sessiz, koyu ve derin. Hayat, işte bu görünen ve görünmeyen renklerin toplamıdır.
Neşet Ertaş’ın türküsünden gönlümüze ilişen şu sözü alıntılamadan yazıyı hatime erdirmek istemedim: “Cahildim dünyanın rengine kandım.” Buradaki renk ile, bir cazibeyi değil; insanı aldatıcı ve hileci yönünü bize anlatmaktadır.”
Gönlümüzü güzel renklerle boyamak dileğiyle…




YORUMLAR