Reklam
İlham BALCI

İlham BALCI


Gürültü Çağında Hakikatin Sesi

04 Nisan 2026 - 18:57

Bugün öyle bir çağda yaşıyoruz ki, nereye baksak bir fikir, bir yorum, bir hüküm karşımıza çıkıyor. Televizyon programları, sosyal medya paylaşımları, videolar, sohbetler… Herkes konuşuyor, herkes bir şeyler anlatıyor.

Her gün yüzlerce fikir, yüzlerce yorum, yüzlerce sözde doğru” önümüze düşüyor.

Bir akşam aile sofrasında bile aynı manzaraya rastlamak mümkün. Birisi telefonda izlediği bir videodan bir söz aktarıyor, diğeri başka bir konuşmacının yorumunu paylaşıyor. Herkes bir şey söylüyor; fakat çoğu zaman kimse söylenenin kaynağını sormuyor.

Bu kadar sesin içinde insanın zihninde aynı soru yankılanıyor:
Her kafadan bir ses çıkıyor… Biz kime güveneceğiz?

Aslında bu soruyu sormakta son derece haklıyız. Çünkü günlük hayatımızda bile her duyduğumuz habere hemen inanmayız. Bir bilgi duyduğumuzda önce kaynağını araştırırız. İnternette yayılan yalan haberlerin, uydurma bilgilerin ne kadar hızlı dolaştığını artık hepimiz biliyoruz. Hatta araştırmalar, yanlış bilgilerin sosyal medyada doğru bilgilerden çok daha hızlı yayıldığını gösteriyor.

Peki aynı dikkat ve hassasiyeti dinî konularda da gösteriyor muyuz?

İşin doğrusu, çoğu zaman göstermiyoruz. Din adına konuşan herkesin sözünü sorgulamadan kabul edebiliyoruz. Oysa böyle bir konuda kimin konuştuğu, nasıl konuştuğu ve neye dayanarak konuştuğu son derece önemlidir.

Bilgi Çok Ama Güven Az
Eskiden insanlar bir meselede hemen konuşmazdı. Önce ehil kimselere danışırdı. Bir mesele öğrenilmek istendiğinde âlimlerin kapısı çalınır, büyüklerin tecrübesine başvurulurdu.

Bugün ise çoğu insan ilk gördüğü bilgiyi doğru kabul edebiliyor.
Bir video, bir paylaşım, bir yorum…
Hakikat ile kanaat birbirine karışabiliyor.

Bir kimse sadece görünüşüyle veya hitabetiyle güvenilir hale gelmez. Dinî konularda konuşan kişide bazı özellikler aranmalıdır: Müslüman olması, Ehl-i sünnet ilmine sahip olması, güvenilir bir karaktere sahip olması ve dinî sorumluluğunun farkında olması gibi.

Bunun yanında ilim ahlâkının en önemli ölçülerinden biri de şudur:
Bilmediği konuda bilmiyorum” diyebilmek.

Bugün bu söz bize dilde hafif gibi gelebilir. Fakat büyük âlimlerin hayatına baktığımızda bunun ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu görürüz.

Hazreti Ebû Bekire Kur’ândan bir ayetin manası sorulduğunda şöyle demiştir:
Bilmediğim halde Allâh’ın kitabı hakkında konuşursam hangi gök üzerimde yıkılmadan durur, hangi yer beni üzerinde taşır?

Hazreti Ali de bu konuda şöyle buyurmuştur:
Bilmediğim bir şey için bilmiyorumdediğim zaman içim ferahlar.”

Hatta büyük mezhep imamlarından İmam Mâlike sorulan kırk sekiz sorunun yalnızca on altısını cevaplayıp diğerleri için bilmiyorum” demesi, ilim ehlinin sorumluluk anlayışını gösteren çarpıcı bir örnektir.

Gürültü Hakikati Bastırabilir
Çok ses her zaman hakikat anlamına gelmez. Bazen tam tersine hakikatin üzerini örter. Çünkü gürültü insanın düşünmesini zorlaştırır.

Kalabalık bir ortamda insanlar çoğu zaman en doğru olanı değil, en çok konuşanı duyar.

Bugün bilgi kirliliğinin en büyük sebeplerinden biri de budur. İnsanlar çoğu zaman araştırmadan, sorgulamadan duydukları bir bilgiyi paylaşabiliyor.

Kur’ân-ı Kerîm bu konuda Müslümanlara çok açık bir ölçü verir:
Ey iman edenler! Fâsık bir kimse size bir haber getirdiğinde onun doğruluğunu araştırın.”
(Hucurât Suresi, 6. Ayet meali)

Bu ayet bize çok önemli bir prensip öğretir: Bir bilgi duyduğumuzda önce kaynağını araştırmalıyız.

Ayrıca duyduğumuz sözün dinimizin temel esaslarına uygun olup olmadığına da bakmalıyız.

Gürültü Değil Rehber Aramak
Bugün insanın en büyük ihtiyacı daha fazla bilgi değil; doğru rehberdir.
Fakat doğru rehber, rastgele ortaya çıkan bir ses değildir.

Dinimizde doğru bilginin kaynağı açıkça bellidir: Kur’ân-ı Kerîm, sahih hadisler ve bu kaynakları derin ilimle anlayıp açıklayan muteber âlimlerin görüşleri…

Asırlardır Müslümanlar İslâm’ı bu sağlam silsile üzerinden öğrenmişlerdir. Bu yüzden dinî bilgi, kulaktan dolma sözlerle değil; güvenilir kaynaklarla ve ehil kimseler aracılığıyla öğrenilmelidir.

Büyük âlim Muhammed bin Sîrîn bu konuda şöyle demiştir:
Bu ilim dindir. Öyleyse dininizi kimden aldığınıza dikkat edin.”

Gürültünün arttığı zamanlarda hakikatin sesi kaybolmaz; fakat onu duyabilmek için insanın doğru rehberi bulması gerekir.

Çünkü hakikat çoğu zaman en çok konuşanların değil, en çok sorumluluk taşıyanların sözünde saklıdır.

Bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Bu kadar sözün içinde biz gerçekten hakikati mi dinliyoruz, yoksa sadece en çok konuşanı mı?

 

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • B. Y.
    2 saat önce
    Gerçekten çok yerinde bir tespit. Bilginin bu kadar çoğaldığı bir çağda, doğruyu bulmanın yolu daha çok dinlemek değil; doğru kaynağı aramak. Gürültü içinde hakikati kaybetmemek için daha bilinçli olmak gerektiğini hatırlattığınız için teşekkür ederim.