Reklam
Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog

Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog


TAŞINAMAYAN BÜYÜKLÜK, SAHİBİNİ KÜÇÜLTÜR

05 Nisan 2026 - 14:50

Kötü bir gün; ardından gelen içsel fırtınalar, sabahına zihni ve kalbi bir rahatlama sağlayacak bir makaleyi görüp okumak ve hemen sorumluluğunu hatırlamak ancak ve ancak “şükürle” taçlanmalıdır. Hayır ve şer Allah’ın takdiri iledir. Müslüman bir kişi her daim sorumluluk ve yapabileceklerini unutmadan, yalpalamadan ve sarsılmadan devam etmelidir asil yaşamına. Çünkü dünyanın “insafsızlık” enkazı altında kaldığı bir dönemde, kendini sadece “kendime” odaklamak yapılacak en büyük hatalardan biridir.

Filistin/Gazze: İslam aleminin kanayan ve bir türlü kanaması durdurulamayan en büyük yaralarından birisi. Belki de şu anda en büyüğü. Çünkü Gazze de soykırım var, çünkü Gazze de insanlık dramı var, çünkü Gazze karşısında özellikle de İslam ülkeleri denilen yerlerde körlük, sağırlık, insafsızlık, vicdansızlık, merhametsizlik ve daha nesi nesi var.

Yaklaşık 78 yıllık tarihi seyirde dört yüz elli bin kişinin katledildiği, yurtlarından yuvalarından edildiği bir halktan bahsediyoruz. 2026’nın şuursuzluğu tavan yapmış (çoğu İslam ülkeleri açısından) dünyasında, katillerin hapishanelerinde esir olarak tutulan, dört bin tanesi çocuk toplam da en az on iki bin Filistinli insanın “idamlarına” onay verildi ve bu yılın sonuna kadar hepsi gerçekleştirilecek.

Şimdi buradan seslenmek istiyorum; kendini büyük toplum, büyük medeniyet, büyük cemaat, büyük bir kurum ve kuruluş, büyük bir insan gören herkese:

Soyunuz sopunuz ne kadar asır evveline giderse gitsin, eğer yapılan bu “şerefsizliğe” ses çıkartmıyorsanız, yerin dibine giresiniz. Ne kadar zenginlik içinde yaşarsanız yaşayın, eğer bu zenginliğiniz bir çocuğun feryadını duyurmuyorsa, yerin dibine girsin sizin o zenginliğiniz. Medeniyet sahibi, kadim bir tarih sahibi olman değil, dünyanın her yerinden sürgün yiyen ve insanlığın başına bela olmuş bir kavmi kınamaktan öteye gitmiyorsan ve hatta kınayamıyorsan yere batsın senin o medeniyetin. Kurgulanan bir penguen davranışı eğer açlıktan ağlayan, sızlayan, ana babasını kaybeden, Allah’a dua edip de bir pirinç tanesine, bir tane burgulu makarnaya, bir yudum temiz suya engel olup penguen kurgusu konuşulup zavallı çocuğa gölge oluyorsa batsın sizin çağdaşlığınız gelişmişliğiniz.

Övüne övüne bitiremediğiniz duygu ve düşünceleriniz, kendinizden kabul etmediğiniz insanların, milletlerin dik duruşları ve haykırışları altında kalıyorsa zaten siz yerin dibine girmişsinizdir.

Bin bir türlü bahaneyle ekranlarda katillere destek veren ürünlerin reklamlarını alıp da o paralarla ayakta kalmaya çalışıyorsanız zaten Allah belanızı vermiştir.

Derinlerden duyulan acı ve Müslümanca duyarlılık sonucu Gazze bölgesine ve ihtiyaçları olan başka yerdeki Müslümanlara zekât, fitre, sadaka ve yardımlar gönderildiğinde eğer sen buna karşı çıkıyorsan zaten Allah senin belanı vermiştir.

Dünyanın ayağa kalktığı, protestolar ve yardım kampanyaların “birlik” içinde gerçekleştirildiği bir dönemde, sen eğer İslam düşmanlarına değil de yardımsever Müslümanlara engel olup, iftira ve yalanlarla yol almaya çalışıyorsan zaten Allah senin belanı vermiştir.

Aziz mübarek Ramazan ayında verdiğin iftar sofralarında Müslüman katillerinin içeceklerini içip her türlü ürününü sırıta sırıta kullanıyorsan zaten Allah senin belanı vermiştir.

Dilin, kalbin ve ruhun sadece kendini düşünüp, mazlumları aklının kenarından bile geçirtmiyorsan zaten Allah senin belanı vermiştir.

Büyük olduğunu söylüyorsun; devlet, millet, sülale, cemaat, cemiyet, grup, şu bu… Söylediğin, övündüğün bu büyüklüğünü taşıyamıyorsan Allah zaten senin belanı vermiştir.

Bencillik, egomanyaklık ve menfaatçılık kökenli içsel çekişmeleri bir tarafa bırakıp da sadece “dil ucundan dua ile yetinmek” sınırında tutuyorsa zaten Allah senin belanı vermiştir.

Bir lira bir lira kumbarasında biriktirdiği harçlıklarını mazlumlara gönderen bir çocuğun yaşadığı bir dönemde başına bazen taktığın ve seni itibarlı gösteren nesnelerle, eğer sen “bana ne” anlamına gelen şekilde konuşuyor, davranıyor ve yaklaşıyorsan zaten Allah senin belanı vermiştir.

Büyük olmak demek hangi şartlar altında olursa olsun, devlet, toplum, millet, cemaat, cemiyet ve kişi olarak hakikat ve hakkaniyetten yana olmaktır. Niyetiyle, fikri ve zikriyle, ameliyle ve örnek olmasıyla, duası ve teslimiyeti, şükrü ve tevekkül etmesiyle “büyük olmayı” taşıyabilen kimselerin bulunduğu bir dönemde isimleri, güçleri ne olursa olsun hiçbir zalim yapı ve kimse sağlam kalamaz, yıkılıp gider. Asıl mesele bizim insan olarak nerede ve nasıl duracağımızı bilmemiz gerekliliğidir.

Bunu başarabilmek için de bize yol arkadaşı ve rotası olacak ilmi öğrenmek, öğrendiklerimizle amel etmek, amel ettiklerimizi insanlara anlatmak ve “tek ben kalsam bile hakikatten yana olurum” savunuşunu sözde değil özde haykırmaktır. Büyüklüğün kavukla, taçla, sarıkla, sakal ve bilmem ne traşını olup hangi kokuları kullanmak, her gün şu kadar para harcayıp şu kadar yeri gezmekle olmayacağını bilen insanlar “gelip geçtiğimiz bu hayatta” asıl büyüklük gök kubbede hoş bir sâdâ bırakmakla olduğunu bilenlerdir.

Kim ve ne olursak olalım, kalbimiz, ruhumuz, niyetimiz, dilimiz ve bedenimiz hep “Hak ve Hakikat” yanlısı olmalıdır.  

Kalalım sağlıcakla…

Gökmen CAN- Eğitimci Sosyolog

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • M A
    2 saat önce
    Kalemine güç kuvvet olsun. Toplumun kanayan yarasına parmak basmışsın. Allah bizleri razı olduğu bir yaşam ile yaşatıp razı olduğu bir halde ruhunu teslim edenlerden eylesin. Dünya malı dünyada kalır, kişi ameliyle başbaşa kalacaktır. Acı olan da gerçeği bildiği halde gerçeklerden habersiz yaşayayıp yaşadığını gerçek zanneden kişilerin hayatını bilmektir
  • Gökmen Can
    2 saat önce
    Dualarınız makbul olsun. Rabbim ilmi öğrenip amel eden, nokta kadar menfaatler için virgül gibi eğilmeyenlerden eylesin. Amin.