Reklam
Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog

Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog


Fani Olana Takılıp Kalmamalı

08 Şubat 2026 - 22:11

FANİ OLANA TAKILIP KALMAMALI
"Hakikatten ve Doğruluktan Sapmamak"

Yine haklı çıktın hacı Nailf Üstadım.
Senle üç yılda sadece üç defa yüz yüze geldik. O da çok kısa süre.
Lakin “sayamayacağım kadar çok güzel ve özel yönlü kişiliğinle” bana otuz küsür yıldır sözde “dostum” olduğunu düşündüğüm sahte ve kalitesiz “nefes alanları” toprağa verdirdin. O kadar çok derinlere gömdüm ki onları, adeta başkaları da zarar görmesinler diye, onlara “habis ur” muamelesi yaptım.

Gücüm yetseydi yüzlerce metre aşağıya ve fay hatlarının arasına sıkıştırırdım.
Olmadı…

Ama sahtekarlardan ve din tacirlerinden kurtulmak, insanları ve kanunları istismar edenlerden sıyrılmak büyük bir huzur ve gururdur.

Para, şehvet, koltuk, çıkar, kibir, istismar ve daha nice pislikleriyle boğulsunlar deyip yoluna bakmalı insan.

Doğru kalmak için eğri ve yavşayan güruhtan uzak durmak hayata şeref kazandırır.
Elhamdulilleh.

İnsanın bir yöndeki hakikati de sosyal bir varlık oluşudur. Yalnız yaşayamaz. Yol arkadaşına, söze, omuza ve desteğe ihtiyaç duyar.

Ancak insanın en büyük imtihanlarından biri de kiminle yürüyeceğini bilmektir. Zira herkesle yürünmez; herkesle yürünseydi hakikat eğrilmezdi. Kur’an ve Sünnet, bu noktada insanı uyaran açık ölçüler koymuştur: “Hakikat kalıcıdır, insanlar geçicidir.”

Hak yolunda yürüyen kimseler, yolda kalanlara takılıp kalamaz. Defalarca söylenilen ve nihayetinde riayet etmek gereken bazı hususlar vardır. Fânî olana takılıp kalmanın tehlikesi o kadar çoktur ki sıralamaya kalkışılırsa adeta dumura uğrarız. Bakın Kur’an, insanın zaafına nasıl dikkat çekiyor:

Anlamı: “Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir.” (Âl-i İmrân/185)

Fânî olan; makamdır, alkıştır, kalabalıktır, insanlardır. Bunlara hakikatin önüne geçecek anlamlar yüklemek, imanî ve psikolojik bir savrulmaya yol açar. Çünkü insanı ayakta tutan şey, kişilerin onayı değil, Yüce Allah’ın rızasıdır. Bugün göz diktikleri her yapıyı ve kimseyi, dini kılıflarla istismar eden kimseler hem devlete hem millete hem ümmete hem de topyekûn insanlığa zarar vermektedirler.

Dikkatli Olmalıyız: Fânî kişilere aşırı bağlanan kimseler evvela kimlik bulanıklığı yaşarlar. Peşinden ayrılık olursa da ağır hayal kırıklığına uğrar. Ayrıca kendi değerini başkalarının tutumuna bağlayıp kukla ya da robot gibi yaşarken gizliden gizliye de depresyon ve tükenmişlik riski artışıyla yaşarlar. Bu duruma modern psikolojide “dışsal değer bağımlılığı” olarak tanımlanır. Maalesef bu yöntemi halis niyetli insanımıza yaşatan “din istismarcıları” topraklarımızdan eksik olmamıştır.

Hakikatten Alıkoyan İnsanlar Güruhu: Kur’an bu gerçeği net biçimde ortaya koyar:

Anlamı:
“O gün, (dünyada iken) haktan sapmış kişi ellerini ısırarak şöyle diyecek: “Keşke peygamberle birlikte aynı yolda olsaydım!”
(Furkan/27)

İnsanı saptıran çoğu zaman fikir değil, insandır. Yanlış dost, yanlış rehber, yanlış örnek… Bunlar, hakikati çarpıtmaz ama hakikate giden yolu sisle kaplar. Ne sisle kaplaması; hatta korku tüneli olarak gösterir, göstermekle de kalmaz çevirir.

Peygamber Efendimiz Aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

Manası: “Kişi dostunun dini üzeredir.” (Tirmizî)

Bu hadis, dostluğun sadece duygusal değil, ahlakî ve inançsal bir ortaklık olduğunu gösterir. Fikri ile zikri ayrı olan, başıyla gı*ı ayrı oynayan “karanlık dünyalı sahte nurlu” kimselere dikkat etmeliyiz.

Ve Ayrılık: Kaybetmek mi, Kurtulmak mı? Her ayrılık bir kayıp değildir. Bazı ayrılıklar kişilere bir rahmettir. Kur’an bu hususu şöyle ortaya koyar:

Anlamı: “Size zor geldiği halde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara/216)

Eğer bir yolculuk hayırlı olsaydı, Allah o yolda istikrar verirdi. Sürekli yaranılan, değerlerin aşındığı, vicdanın sustuğu ilişkiler; kardeşlik değil, yüktür. İmam Gazâlî der ki: “Seni Allah’ın rahmetinden uzaklaştıran dost, düşmandan daha tehlikelidir.”

Dostluk ve Kardeşlik Herkesle Değil, Ehliyle Olurmuş: İslam’da kardeşlik, rastgele kurulan bir bağ değildir. Kur’an da bu gerçek şöyle bildirilir:

Anlamı: “Müminler ancak kardeştir.” (Hucurât/10)

Bu ayet, biyolojik ya da duygusal değil; iman merkezli bir kardeşlik tanımlar. İmam Ali Radıyallahu Anh şöyle uyarır: “Herkesi dost edinme; çünkü herkes senin yükünü taşıyamaz.”

Psikososyal açıdan bu ilke, sağlıklı sınır koyma becerisidir. Herkesle her şeyi paylaşmak; ruhu güçlendirmez, zayıflatır.

Yalnız Kalsan da Hak Olandan Yana Yürü: Hak yolunda yürümek çoğu zaman kalabalıkların tersine yürümektir. Yüce kitabımız Kur’an bu gerçeği şu şekilde ortaya koymuştur:

Anlamı: “Yeryüzünde bulunanların çoğu, kendilerine uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan başka bir şeye tâbi olmuyorlar ve temelsiz bir tahminden başka bir şeye de dayanmıyorlar.” (En‘âm/116)

Bu ayet, çoğunluğun her zaman doğru olmadığını bildirir. Hakikat, sayıyla değil ölçüyle bilinir. Hakikat adam sayısıyla bilinmez; adamlar hakikatle ölçülür.

Hakikate Sadakat Ruh Sağlığıdır: Hakikatten kopmayan kimse; iç tutarlılık geliştirir, vicdan–davranış uyumu yaşar, yalnız kalsa bile dağılmaz, duygusal dayanıklılığı artar. Modern psikolojide bu durum “anlam temelli yaşam” olarak tanımlanır. İnsanı ayakta tutan şey haz değil, anlamdır. İslam’da bu anlamın adı hikmettir.

Yani demem o ki dostlar; fânî olana takılıp kalmamalı. İnsanlar değişir, hakikat değişmez. Ayrıldıkların seni üzebilir ama yoldan döndürmesin. Eğer birlikte yürümen hayırlı olsaydı, Allah seni o yolda tutardı. 

Sakın unutma! Herkesle yürünmez, ama hakikatle yürüyen asla kaybolmaz.

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN-Eğitimci Sosyolog

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum