TAHRİK TAHRİPTİR!
Bu süreçte özellikle kalem sahiplerinin sorumluluğu büyüktür. Kamuoyunu gereksiz gerilimlere sürüklemeden, ülkenin genel yönelimine zarar verecek söylemlerden uzak durmak gerekir. Hassas dönemlerde söz, ya yapıcı olur ya da kırılgan zemini daha da zayıflatır. Bu nedenle dilin ölçülü, üslubun dengeli olması temel bir prensip olmalıdır.
Türkiye açısından bakıldığında, devlet aklının önemi tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. Devlet kurumları ile toplum arasındaki uyum, dış tehditlerin ve bölgesel dalgalanmaların etkisini azaltan en güçlü unsurdur. Bu uyumu zedeleyecek tahriklerden kaçınmak; sağduyulu, sorumlu ve yapıcı bir yaklaşımı tercih etmek herkes için daha güvenli bir zemindir.
Toplumsal tartışmalar, hükümet iradesine karşı bir kutuplaşmaya dönüşmemeli; aksine ortak hedefler etrafında bir senkronizasyon içinde ilerlemelidir. Fikir ayrılıkları olabilir; ancak kriz dönemlerinde ortak paydada buluşma iradesi daha kıymetlidir.
Bölgemizde denizler dalgalıdır. Bu dalgalanma, yarın daha büyük sarsıntılara dönüşmemelidir. Bu nedenle öneriler, duygusal tepkilerle değil; uzun vadeli sonuçları gözeten bir akılla dile getirilmelidir. Tsunami etkisi oluşturmayacak çözümler üretmek, barışa en gerçek katkıdır.
Barışa katkı; ölçülü söz, dengeli duruş ve sorumlu kamuoyu diliyle mümkündür. Bu da ancak toplumsal sorumluluğu yüksek bir iletişim anlayışıyla sağlanabilir.
Devlet Erkânı'nı ülkemizi ateşe atacak tahriklere yöneltmek, teknik olarak bölgemizde oyun kuranların emellerine hizmet etmek sayılabilir.
Editör




YORUMLAR