
Büyük Coğrafyanın Ekonomik Birlik Modeli: Toparlama Vazifesi ve Tarihin Yüklediği Mesuliyet
Giriş: Tarihin bize verdiği sorumluluk
Tarih, bir milletin sadece geçmişini hatırlaması için var olmaz. Tarih, aynı zamanda ona sorumluluk yükler; vazife verir; ilerlemesi için bir çerçeve sunar.
Türk evladına düşen görev, tarihin yüklediği bu mesuliyeti yerine getirmektir. Bu mesuliyet, şanlı ecdadın gölgesinde yükselmek için değil, onlara layık olmak ve büyük bir aileye mensubiyet bilinciyle hareket etmek içindir.
Büyük coğrafya—Avrupa’dan Asya’ya, Balkanlardan Orta Doğu’ya—binlerce yıl boyunca birbirine bağlı topluluklardan oluşmuştur. Bu topluluklar, coğrafyanın her köşesinde izler bırakmış; kültürel, ekonomik ve sosyal hafızayı kuşaklar boyunca aktarmışlardır. İşte bu kuşaklardan devralınan miras, bugün bize toparlama ve birleştirme vazifesi olarak düşmektedir.
I. Toparlama Vazifesi: Ortak Hafızanın Gücü
Büyük coğrafyada barış, refah ve sürdürülebilir kalkınma, toparlanmış bir bilinç ve işbirliği anlayışı olmadan mümkün değildir. Bu toplulukların her biri, tarih boyunca ayrı ayrı güçlenmiş, ayrı ayrı zenginlikler yaratmıştır; ancak bir araya gelmediğinde, potansiyel sadece dağılmış bir enerji olarak kalır.
Toparlama vazifesi şunları gerektirir:
- Tarihî bağları hatırlamak ve korumak,
- Milletler ve topluluklar arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel köprüleri yeniden inşa etmek,
- İnsanları eşit zincir halkaları olarak birbirine bağlamak,
- Hiçbir halkayı üstün görmek yerine, her birini değerli ve vazgeçilmez kılmak.
Bu, yalnızca bir vizyon değil; ekonomik ve toplumsal bir gerekliliktir.
II. Ekonomik Birlik Modeli: Güçlü, Dengeli ve Sürdürülebilir
Büyük coğrafyanın ekonomik birliği, güçlü bir devletin veya tek bir merkezi otoritenin hakimiyetinden değil, toplulukların ve sivil unsurların karşılıklı destek ve dayanışmasından doğar.
Ekonomik birlik modelinin temel prensipleri:
Tamamlayıcılık: Coğrafyanın farklı bölgeleri, kendi güçlü yanlarını ortaya koyar:
- Biri tarımda,
- Biri teknolojide,
- Biri enerji ve yer altı kaynaklarında,
- Biri sanayi ve üretimde güçlü olur.
Ortak Kazanç ve Refah: Bu güçler, birbirini tamamlayan zincir halkaları gibi çalışır; baskı veya üstünlük değil, karşılıklı fayda ve işbirliği önceliklidir.
Dayanışma ve Güven Mekanizmaları: İnsanların birbirine ekonomik destek verebilmesi için vizeler kaldırılır, bürokratik engeller ortadan kalkar, serbest ticaret ve güvenli bağlantılar tesis edilir.
Sivil Öncelik ve Katılım: Toparlama ve ekonomik büyüme, sadece devletler veya yöneticiler aracılığıyla değil, sivil toplum, tüccar, üretici ve esnaf aracılığıyla hayata geçirilir.
III. Tarihin Yüklediği Mesuliyet: Harekete Geçmek Zorunludur
Büyük coğrafyada refah ve huzur, rastgele veya tesadüfi hareketlerle elde edilemez.
Tarih bize şunu öğretir:
- Eğer biz görevimizi yerine getirmezsek, coğrafya kaosa, yoksulluğa ve istikrarsızlığa mahkum kalır.
- Eğer biz zincir halkalarını birbirine bağlamazsak, işbirliği yerine çekişmeler hâkim olur, potansiyel boşa gider.
Bu yüzden Türkiye’nin sorumluluğu:
- Ortak ekonomik alanlar oluşturmak,
- Tarihin biriktirdiği hafızayı rehber edinmek,
- Dost ve kardeş halkları bir araya getirecek güven ve işbirliği mekanizmalarını tesis etmek,
- Ve tüm bu süreci, kibirden ve üstünlük taslamadan yönetmektir.
IV. Modern Uygulama Alanları: Adımlar ve Stratejiler
Büyük coğrafyanın ekonomik birliğini hayata geçirecek adımlar:
- Vizelerin kaldırılması ve serbest dolaşım: İnsanlar, fikirler ve ticaret serbestçe akabilmeli.
- Bölgesel işbirliği platformları: Sivil, ekonomik ve kültürel düzeyde ortak projeler oluşturulmalı.
- Uzun vadeli ekonomik koridorlar ve münhasır alanlar: Tarım, teknoloji, yazılım, enerji ve üretim alanları için özel stratejik bölgeler belirlenmeli.
- Dayanışma ve destek mekanizmaları: Ortak yatırımlar, kredi ve finansal destekler, krizlerde yardımlaşma sistemleri tesis edilmeli.
- Eğitim ve bilgi transferi: Ortak bir gelecek için bilgi ve deneyim paylaşımı, meslek standartları ve zanaatkâr eğitimleri yaygınlaştırılmalı.
V. Sonuç: Eşit Zincir Halkalarıyla Bir Gelecek
Büyük coğrafyanın ekonomik birliği, askerî üstünlükten değil, ekonomik güç ve kültürel dayanışmadan doğar.
Türkiye’nin görevi, tarihî ve kültürel mirası rehber edinerek:
- Zincirin bir halkası olarak insanlığa fayda sağlamak,
- Sivil toplum ve ekonomik aktörleri güçlendirmek,
- İşbirliği ve karşılıklı güveni yaygınlaştırmak,
- Ve tüm bunları kibirden uzak, liyakat ve mesuliyet bilinciyle yapmak.
Böylece büyük coğrafya, yalnızca güçlü değil, aynı zamanda adil, huzurlu ve sürdürülebilir bir refah alanı hâline gelir.
Tüm bunlar yerine getirildiğinde, görülecek ki, Kürt sorunu diye tanımlanan olgu yok hükmünde olacaktır!




YORUMLAR