Reklam
Adnan KALKAN | Yazar | Aile Danışmanı

Adnan KALKAN | Yazar | Aile Danışmanı

[email protected]

Bayram, Şahsiyetin İnşâsı, Gönüllerin İmarıdır

20 Mart 2026 - 08:22

Bayram, Şahsiyetin İnşâsı, Gönüllerin İmarıdır

Ramazan Bayramı, gönüllerin yeniden dirildiği, kırık kalplerin onarıldığı, insanın kendine ve çevresine yeniden yöneldiği, insanın insanda hayat bulduğu müstesna bir fırsattır. Oruçla terbiye edilen nefsin, sabırla olgunlaşan ruhun, merhametle huzur bulan kalbin bayramıdır. Bu yüzden bayramı sadece gezmek, yemek ve dinlenmek olarak görmek; bu büyük nimetin ruhunu aykırılık olur.
Bayramın en önemli tarafı aile içi bağları güçlendirmesidir. Çocuklarımız için bayram, sadece şeker toplamak değil; sevgi, saygı, edep ve vefa öğrenme eğitimi zamanıdır. Anne-baba olarak çocuklarımızı bayramın ruhuyla tanıştırmalıyız. Sabah bayramlaşmasını birlikte yapmak, büyüklerin ellerini öpmek, dua almak… Bunlar sadece gelenek değil; şahsiyet inşasının temel taşlarıdır.
 
Özellikle çocuklara şunu öğretmeliyiz:
Büyükler ziyaret edilirken, gönülleri alınır, vefa gösterilir, dualarıyla maneviyat kuvvetlenir.
Dede, nine, hala, teyze, dayı, amca, aile dostu, büyüklerimizin dostları… Her biri hayat tecrübesiyle birer hazinedir, dualarını almak gerek. Bayram, bu hazinenin kapısını çalma vaktidir. Mümkünse bizzat ziyaret edilmeli, değilse mutlaka telefonla aranmalıdır. Bir ses, bir selam, bir dua… Bazen en büyük kazanımdır.
 
Bayram aynı zamanda kırgınlıkların bitirilmesi için bir fırsattır. Nice insanlar vardır ki, yıllardır konuşmaz, bir selamı birbirine çok görür. Oysa hayat kısa, kalp kırmak kolay, onarmak zordur. Bayram, “ilk adımı kim atacak?” sorusunu ortadan kaldırır. Çünkü bayramda ilk adımı atan kaybetmez, aksine kazanır. Çocuklarımıza da bunu öğretmeliyiz: Affeden kazanır.
Aile içinde de bu hassasiyet çok önemlidir. Eşler arasında, kardeşler arasında, anne-baba ile çocuk arasında oluşan küçük kırgınlıklar büyümeden bayram vesilesiyle giderilmelidir. Çünkü huzurlu bir aile, sağlıklı bir toplumun temelidir.
 
Bayramın bir diğer yönü ise sosyal sorumluluktur. Komşular, akrabalar, ihtiyaç sahipleri… Bayram, sadece kendi evimizi değil, başkalarının gönlünü de tamir etme, kazanma zamanıdır. Bir kapı çalmak, bir ikram götürmek, bir yetimi sevindirmek… İşte bayramın gerçek ruhu budur.
 
Ve elbette unutmamamız gereken bir hakikat var: Bu bayramı sevinçle geçiremeyenler de var… Başta Filistin, Doğu Türkistan ve Keşmir olmak üzere İslam coğrafyasının birçok yerinde kardeşlerimiz acı içinde bayrama giriyor. Onlar için bayram, çoğu zaman gözyaşı demek. İşte bu yüzden bayram namazından soframıza kadar, ziyaretlerimizden dualarımıza kadar onları unutmamalıyız. Çocuklarımıza da bunu anlatmalıyız: Bir Müslümanın derdi, diğer Müslümanın derdidir.
 
Bayramda yapılan en kıymetli işlerden biri de duadır. Sadece kendimiz için değil, ailemiz, milletimiz ve bütün ümmet için dua etmeliyiz. Alem-î İslâm’a basiret, feraset, hikmet, ihlas ve cesaret duası yapmalıyız. Müslüman devlet yöneticilerine bu duaları yapmalıyız ki, Müslümanın derdiyle dertlenip Müslüman ile ittihad edip İttihad-ı İslâm’a çalışsınlar. Bayram ziyarettir, vefadır, affetmektir, paylaşmaktır ve dualaşmaktır. Eğer bu bayram; bir kırgınlığı bitirdiysek, bir büyüğümüzü sevindirdiysek, bir çocuğun gönlünü kazandıysak ve ümmet için samimi bir dua ettiysek…
 
İşte o zaman gerçek bayramı yaşamışız demektir. Bayramınız mübarek olsun.
 
 
 
 
 
 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum