Reklam
Adem DOĞANTEMUR

Adem DOĞANTEMUR


Entelektüel yalnızlık!

03 Nisan 2026 - 18:13

Bizim toplumun akla değil duygulara hitap eden insanları daha çok sevdiğini biliyorum. O yüzden salya sümük milleti hikâyelerle avutan hoca veya cehaleti dip yapmış ama müritleri üzerinden saltanat süren şeyh hazretlerinden birisinin ölümüyle cenazelerinde milyonlar gözyaşı dökerken, entelektüel seviyesi pik yapmış bir aydının ölümü haberlere bile konu olmuyor maalesef! Bu tür insanlar genelde yaşarken de yalnızdırlar ölürken de…

Acizâne ben de değişik sosyal medya platformlarında yazdığım yazı, fikir ve düşüncelerimden dolayı çoğu kere acımasız eleştirilere maruz kalıyorum. Ancak bu eleştiriler hakaret, küfür ve iftira içermediği sürece saygıyla karşılıyorum. Çünkü dogma halini almış kökleşmiş inanç ve fikirlere çarpmak çoğu kere duvara toslamak gibidir.

Asıl meseleye gelelim: Açıkçası fikir ve düşüncelerime karşı yapılan itiraz ve eleştirilerden en ironik veya tuhaf olanı nedir biliyor musunuz?  Birçok kez duyduğum üzere “Hocam söyledikleriniz çok mantıklı ve aklıma yatıyor ama kabul edemem, çünkü dine aykırı!” şeklinde olanıdır.

Bu durum esasında “Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sendromunun akla getiriyor. Zira bu “anlattıklarınız mantıklı ama dine aykırı…” itirazı, “dinin mantıksız olduğunu” söylemekle aynı anlama gelir. Daha doğrusu aynı cümleyi tersinden söylemiş oluyorsunuz! Daha da vahimi; aklı devre dışı bıraktığınızda, Allah'ı geçmişin masalları veya günümüzün hurafelerinde boğar, insanları da ateizmin kucağına itersiniz...

Unutmayın ki İslam dünyası olarak temel açmazlarımızdan birisi de; “ibâdet-edebiyat” Müslümanlığımızı “ahlak” Müslümanlığına dönüştüremiyor oluşumuzdur. Ahlâk ise bireysel veya toplumsal kuralların yasal ya da Tanrısal bir zorunlulukla yapılıyor oluşu değil, bu kuralların ödül veya ceza kaygısı olmaksızın insanın kişiliğinde doğal bir meleke haline gelmiş olması durumudur. Bunu başaran her insan, ideal bir tolumun erdemli bir ferdidir!

Zira güzel davranışlar “Allah rızası için” değil, “insan olmanın” doğal gereği olarak yapılır. Zira sırf başkasını razı etmek adına yapılan iyilikler kuru bir alış veriş olmanın ötesinde insanı ikiyüzlü ve çift kişilikli yapar. İnsan olmayı başardığımızda “O” bizden zaten razı olacaktır!

İşte tam bu noktada bizim gönlü engin fikri zengin, öncelikle kendi içinde aydınlanmış gerçek mütefekkirlere ihtiyacımız var. Yoksa “din adamı” sıfatıyla, düşünsel betonlaşma yaşayarak ilkelliği ilke zanneden serçe beyinli dinozorlar ya da şarlatanlarla mesafe kat etme şansımız ne yazık ki yoktur!

Hele bir de “Hocam yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum ama günaha girerim diye beğenmeye korkuyorum” diyenlere tebessüm etmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Galiba beğeni tuşuna basarak günahlarını Allah huzurunda tescillemek istemiyorlar. İyi de Allah sizin okuduğunuzu da biliyor

 

Reklam
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum