ONTOLOJİK İMKÂNSIZLIK VE İNSANİ YANILGI
ŞİRKİN MAHİYETİ VE MODERN YANSIMALARI
Giriş
Küfür ve Şirk Arasındaki Ontolojik Fark
Kur’an-ı Kerim’in kavramsal çerçevesine ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) dönemine bakıldığında, muhatap kitle için “kâfirler” ifadesinden ziyade ağırlıklı olarak “müşrikler” ifadesinin kullanıldığı görülür. Bu tercih, rastgele bir isimlendirme değil, varlığın doğasına (ontolojiye) dair derin bir hakikate işaret eder. Kaynaklarda belirtildiği üzere, küfür (inkar), aslında ontolojik olarak mümkün olmayan bir durumdur; çünkü bir varlığın Tanrı’yı bütünüyle reddedip yerine başka bir şey koyması, Tanrı’nın evrensel ve mutlak sıfatları karşısında karşılığı olmayan “boş” bir iddiadır. Şirk ise, bütünüyle bir reddedişten ziyade, Tanrı’nın belirli sıfatlarına veya hükmüne bir ortak koşma çabasıdır ve bu yönüyle insanın anlam dünyasında bir “gerçeklik payı” taşıyormuş gibi algılanır.
Şirkin Ontolojik İmkânsızlığı ve İnsani Sınırlar
Şirk, varlık düzleminde imkânsız bir eylemdir. Allah; tek, biricik ve her şeyi kuşatan bir ilme, rahmete ve hükme sahiptir. Bir varlığın Allah’a ortak olabilmesi için, O’nun sıfatlarına yakın bir niteliğe sahip olması gerekir. Ancak insan, hem geçmişe hem de geleceğe doğru bakıldığında son derece ‘sınırlı bir varlıktır.’
1. İlim Sıfatı Açısından:
Bir insanın sahip olduğu bilgi, dünya büyüklüğü karşısında tek bir insan gibidir; yani yok denecek kadar azdır. Allah’ın ilmi ise geçmişi, geleceği ve şu anı tek bir anda kuşatır. İnsanın, değil bütün varlığı, tek bir kişinin bile zihnindeki gerçek niyeti tam olarak kavraması mümkün değilken, ilahi bilgiye ortak olması imkânsızdır.
2. Rahmet ve Şefkat Açısından:
Allah her şeye rahmetle yaklaşır. 80 yıllık ömrü olan, kurabileceği bağlar ve tahayyül gücü sınırlı olan bir insanın, Allah gibi “Rahman” olabilme ihtimali sıfırdır.
3. Kudret ve Hüküm Açısından:
Allah’ın izni olmadan bir yaprağın bile düşmediği bir evrende, herhangi bir varlığın (melek, peygamber, mürşit veya kral) Allah’a rağmen bir şey yapabilecek güce sahip olduğunu iddia etmek ancak bir “cehalet” örneğidir.
Bu bağlamda şirk, gerçeklik düzleminde bir karşılığı olmayan, sadece insanın ‘zihin dünyasında inşa ettiği bir yanılsamadır’.
Şirkin Psikolojik ve Sosyolojik Kaynakları: Çıkar ve İktidar
Şirkin gerçeklikte bir karşılığı yoksa insan neden şirk koşar? Bu soruyu İnsanın arzu, irade ve çıkar ilişkisi olarak açıklamak hakikate uygun düşer. Şirk, aslında ‘epistemik bir durumdur’ ve tamamen kişisel veya grupsal çıkarları garanti altına alma çabasıyla ilişkilidir.
Güç Temerküzü ve Putlaştırma:
Bir lideri, kralı veya manevi şahsiyeti “göklere çıkarmak”, aslında ondan bir menfaat devşirme arzusudur. Tıpkı modern siyasette birilerini aşırı övenlerin karşılığında “ihale” alması gibi, şirk de gücü elinde tutanla kurulan çıkara dayalı bir bağdır.
Anlam Dünyasının Bozulması:
Şirk, insanın “fücur” (kötülüğe eğilim) ve “takva” arasındaki mücadelesinde, takvayı örterek fücuru açığa çıkarmasıdır. Atalar dinini kutsallaştırmak veya nesneleri putlaştırmak, aslında hayatın akışını (ticaret, doğum, evlilik vb.) bu yapay merkezler üzerinden yönetme arzusudur. Oysa bu putların reel hayatta hiçbir karşılığı yoktur; sadece arka plandaki “temsilciler” aracılığıyla bir yanılsama/illüzyon sürdürülür.
Modern Dünya ve “Müstağni” İnsan: Gizli Şirk
Modern dünya, şirki eski dönemin “taş putları”ndan kurtarıp daha rafine ve tehlikeli bir düzleme taşımıştır. Modernite, bireyi (özneyi) merkeze alarak onun ‘kendi kendine yeterli (müstağni)’ olduğunu iddia eder.
1. Hükümde Şirk (El-Hukmu Lillah):
İslam’a göre mutlak karar verici Allah’tır. Ancak modern insan, vahiyle bağını kopararak kendi aklını ve yasalarını yegâne mutlak doğru olarak konumlandırdığında, farkında olsun ya da olmasın ilahi hükme ortaklık iddia etmiş olur.
2. Mülkte Şirk (İnnel Mülkü Lillah):
Gözümüz, elimiz, zihnimiz ve sahip olduğumuz maddi imkânlar bize dışarıdan verilmiş “emanetler”dir. Modern sistem ise “tapu” ve “mutlak mülkiyet” kavramlarıyla insanın sahip olduğu her şeyi kendi mülkü sanmasına yol açar. Kişinin kendi bedenini veya malını “istediği gibi kullanabileceği” zannı, mülkte şirk koşmaktır.
3. Müstağnilik ve Azgınlık:
İnsan kendini hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, bağımsız bir varlık olarak gördüğünde (istiğna), bu durum onu kaçınılmaz olarak “azgınlığa” (tuğyan) götürür. Bu, şirkin en büyük nedenidir.
Şirk Toplumunun Sonucu: Güç Egemenliği ve Adaletsizlik
Şirk veya küfür üzerine kurulu bir toplumda temel belirleyici ilke “hak” değil, “güç”tür. Gözlemlediğimiz üzere, eğer herkes kendi hükmünü mutlak kabul ederse, kimin haklı olduğunu ancak güç belirler; yani “güçlü olan haklıdır” anlayışı hâkim olur.
Demokrasi Yanılsaması:
Modern sistemlerde (demokrasi gibi) güç temerküzü esastır. Bir yere seçilmek için paraya, propagandaya ve büyük güç odaklarının desteğine ihtiyaç duyulur; halkın iradesi genelde bu güç tarafından manipüle edilir.
Paylaşım vs. Biriktirme:
Şirk mantığı “toplamayı/sermaye” ve “iktidarı” esas alırken, iman “paylaşmayı” (infak, zekât) esas alır. Şirk toplumunda adalet ancak bir “güç” engeliyle karşılaşıldığında hatırlanırken; gerçek imanda herkes Allah’ın kulu olduğu için birbirine karşı özgür ve eşittir.
Sonuç: Sınırlarını Bilmek ve Tevhid
Şirkten kurtulmanın tek yolu, insanın kendi sınırlarını (haddini) bilmesidir. İnsan; sahip olduğu gücün, bilginin ve idrakin kendisine Allah tarafından verildiğini, kendinden menkul olmadığını fark etmelidir. Şirk, bir “necasettir” (atık/işe yaramazlık); çünkü hayatın ve hakikatin özüne dair hiçbir üretkenliği olmayan, sadece var olanı bozan bir yaklaşımdır.
Hz. Peygamber (s.a.v), ilahi terbiyeden geçmiş bir “Yürüyen Kur’an” olarak, iman-amel bütünlüğünü sağlamış ve hiçbir zaman Allah’a ortaklık düzleminde tasavvur edilmemiştir. İman ve ameli birbirinden koparmamak, amellerin üzerinde başka otoritelerin (çıkar, korku, güç) söz sahibi olmasını engeller. Sonuç olarak, insan kendi “mikro tanrıcılık” oynama isteğinden vazgeçip, Allah’ın hududuna (sınırlarına) saygı gösterdiğinde hem dünyada adaleti tesis edebilir ve hem de ontolojik bir yanılgıdan kurtulur, kurtuluşuna yönelik adımların da başlangıcını inşa etmiş olur.




YORUMLAR