Değişmez İlâhî Yasa: Sünnetullah

H. Ali ERDOĞAN

Değişmez İlâhî Yasa: Sünnetullah, Tarih Bilinci ve Medeniyetlerin Kaderi
(The Immutable Divine Law: Sunnatullah, Historical Consciousness and the Fate of Civilizations)

H. Ali ERDOĞAN

ÖZET
İslâm düşüncesinde “Allah'ın değişmez kanunu” anlamına gelen “sünnetullah” kavramı, yalnızca tabiat bilimleri alanındaki fiziksel yasaları değil; tarih boyunca yaşamış toplumların yükseliş, dönüşüm ve çöküş süreçlerini belirleyen ilâhî nizamı ifade etmektedir. Bu makale, sünnetullah kavramının Kur'ân-ı Kerîm'deki dilsel ve kavramsal kökenlerini, geleneksel tefsir ve kelâm literatüründeki serüvenini, modern dönemde Muhammed Abduh’tan Ömer Özsoy’a uzanan yeniden yorumlama çabalarını ve İbn Haldûn’un Mukaddime’sinde inşâ edilen umrân ilmini sünnetullah perspektifinden ele almaktadır. Çalışmada ayrıca sünnetullahın değişmezliği meselesi; determinizm, âdetullah ve mucize bağlamında tartışılmakta; insan iradesi, ahlâkî sorumluluk ve toplumsal dönüşüm arasındaki ilişki Ra‘d sûresi 11. âyeti odağında incelenmektedir. Nihayetinde bu çalışma, Kur'ân’ın inşa etmeyi hedeflediği tarih bilincinin sünnetullah kavramı etrafında nasıl şekillendiğini ve bu kavramın çağdaş İslâm düşüncesine sağladığı epistemolojik katkının önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

​Anahtar Kelimeler: Sünnetullah, Âdetullah, İlâhî Yasalar, Toplumsal Dönüşüm, Tarih Bilinci, İbn Haldûn, Kevnî Yasalar.

​ABSTRACT
The concept of sunnatullah, which denotes “God’s immutable law” in Islamic thought, refers not only to the physical laws in natural sciences but also to the divine order that governs the rise, transformation, and decline of societies throughout history. This article examines the linguistic and conceptual origins of sunnatullah in the Qur’an, its trajectory within classical tafsir and kalam literature, the modern reinterpretive efforts spanning from Muhammad Abduh to Ömer Özsoy, and Ibn Khaldun’s science of umran as established in the Muqaddimah from the perspective of sunnatullah. Furthermore, the study discusses the immutability of sunnatullah within the context of determinism, adatullah, and miracles, while analyzing the relationship between human agency, moral responsibility, and social transformation with a focus on Surah ar-Ra‘d 13:11. Ultimately, this research aims to demonstrate how the historical consciousness that the Qur’an seeks to instill is shaped around the concept of sunnatullah and why its epistemological contribution to contemporary Islamic thought remains indispensable.

​Keywords: Sunnatullah, Adatullah, Divine Laws, Social Transformation, Historical Consciousness, Ibn Khaldun, Cosmic Laws.

1. Giriş: Bir Kavramın Ağırlığı
Tarih sahnesinde pek çok medeniyet doğmuş, gelişmiş ve yok olup gitmiştir. Bu döngüsel seyir, sıradan bir gözlemci için rastlantı ya da güç dengeleri meselesi gibi görünebilir. Oysa Kur'ân-ı Kerîm, bu tablonun arka planında değişmez bir ilâhî nizamın işlediğini ısrarla vurgular. "Allah'ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın; Allah'ın sünnetinde asla bir sapma da bulamazsın"1 buyrulur. Bu ilân, tarihte işleyen yasaların hem varlığına hem de evrenselliğine dair en yalın ilâhî beyan olmaktadır.

Sünnetullah kavramının akademik literatürdeki çerçevesi bugüne dek çoğunlukla iki eksen etrafında şekillenmiştir: fiziksel yasalar (kevnî sünnetler) ve toplumsal yasalar (içtimâî sünnetler). Ancak bu iki boyutun sağlıklı bir senteze kavuşturulması, İslâm düşüncesindeki tarih ve medeniyet anlayışının temel sorunlarından biri olmayı sürdürmektedir. Ömer Özsoy'un isabetle tespit ettiği üzere, Kur'ân'ın tabiat ve sosyal hayatta geçerli, asla değişmeyen ilâhî bir yasa anlamında kullandığı sünnetullah ifadesi, zamanla "tabiat kânunlarına dönüştürülerek kavramın özgün işlevi törpülenmiştir.2

Bu çalışma, söz konusu kavramsal kaymayı tespit etmek, sünnetullahın dilsel ve teolojik kökenlerini yeniden gözden geçirmek, modern dönemdeki yeniden yorumlama çabalarını değerlendirmek ve kavramı günümüz İslâm düşüncesinin epistemolojik sorunları bağlamında tartışmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bu çerçevede İbn Haldûn'un umrân ilmine dair tespit ve teorileri, sünnetullahın tarihsel boyutunu anlamlandırmak için merkezi bir referans oluşturacaktır.

2. Kavramın Dilsel ve Kur'ânî Temelleri
Sözlükte “bir şeyi açıklığa kavuşturmak, iyi veya kötü yeni bir yöntem ortaya koymak” anlamındaki snn  (سنن) kökünden türeyen sünnet ile lafza-i celâlden (الله) oluşan sünnetullah terkibi “Allah’ın koyduğu kanun, nizam” demektir. Sünnet ve Allah kelimeleri Câhiliye döneminde bilinmekle beraber (Lisânü’l-ʿArab, “snn” md.; Izutsu, s. 89) sünnetullah Kur’an’a has bir tabirdir. Kur’an’da sünnet kelimesindeki “sürekli, düzenli ve özgün uygulama” anlamı Allah’a nisbet edilmek suretiyle Allah’ın yaratma ve yönetmesinde öteden beri süregelen ve değişmeyen uygulamasının bulunduğuna işaret edilmiştir.3 Kelimenin Allah'a izâfe edilmesiyle oluşan “sünnetullah” terkibi, "Allah'ın tabiat ve toplumları yaratıp yönetmek üzere koyduğu değişmez kanunlar" olarak tanımlanmaktadır.4

Kur'ân-ı Kerîm'de "sünnet, sünen, sünnetullah, sünnetünâ, sünnetü'l-evvelîn" kalıplarında toplam on altı yerde kullanılan bu ifadelerin dokuzu doğrudan Allah'a izâfe edilmiştir.5 M. F. Abdülbâkî'nin el-Mu'cemü'l-müfehres'ine göre bu kullanımların bir kısmı Allah'ın kâinattaki yaratma ve yönetme prensibini, diğer kısmı ise geçmiş ümmetlere uygulanan ilâhî müdahale geleneğini (âdet-i ilâhiyye) ifade etmektedir.6

Geleneksel kelâm literatüründe sünnetullah yerine daha çok âdetullah terimi tercih edilmiştir. Taberî (ö. 310/923) bu kavramı Allah'ın mahlûkâtı hakkındaki âdeti ve uygulaması; Mâtürîdî (ö. 333/944) ise Allah'ın peygamber gönderme ve hidayete erdirme uygulaması anlamında kullanmıştır.7 Kelâmcıların âdetullah kavramını öne çıkarmalarının temel amacı, tabiat kanunlarının zorunlu olmadığını, sürekliliğin Allah'ın iradesiyle gerçekleşen bir âdet yoluyla sağlandığını ve böylece mu'cizelere teorik zemin açıldığını göstermektir.8

Kur'ân'da sünnetullah karşılığında kullanılan diğer tabirler arasında "kavl", "fıtrat", "halk", "hak", "kelimetullah" ve "kelimetü rabbik" yer almaktadır.9 Bu semantik yakınlık, kavramın münhasıran fizik yasalarını değil, varlığın bütünündeki ilâhî nizamı ifade ettiğini teyit etmektedir.

3. Sünnetullahın Kapsamı: Kevnî ve İçtimâî Boyutlar
Sünnetullahın uygulama alanı, literatürde iki temel eksen üzerinde ele alınmaktadır. İlki, Allah'ın fiziksel varlık âlemine koyduğu kevnî (kozmolojik) yasalardır: güneş ve ayın hassas bir hesapla hareket etmesi10, tohumun filizlenmesi, ateşin yakması, suyun söndürmesi gibi doğa düzeni bunun somut görünümleridir. Bu kanunların, insanlığın gözlemlediği tabiat bilimlerinin salt kendisi olmadığını; aksine o yasaların arka planındaki ilâhî irade ve takdiri temsil ettiğini vurgulamak gerekir.

İkincisi ve Kur'ân söyleminde daha ağırlıklı olan boyutu, içtimâî sünnetlerdir. İlâhî Kanunların Hikmetleri adıyla Türkçeye çevrilen eserinde Abdülkerîm Zeydân, bu yasaları "ümmetlerin, toplulukların ve bireylerin tarihsel süreçte tâbi oldukları ilâhî nizamın kuralları" olarak tanımlar.11 Kur'ân kıssaları, bu yasaların ibret penceresini açan tarihsel belgeler niteliğindedir: Ad, Semûd, Firavun kavminin helâkı; Zülkarneyn'in adaletli yönetimi; Hz. Yusuf'un tevekkül ve tedbirini birleştiren duruşu bu içtimâî sünnetleri somutlaştıran anlatılardır.

Ömer Özsoy'un kritik tespitine göre, Kur'ân'ın ilk muhataplarında tarih bilinci oluşturmak için kullandığı bu kavram, erken dönemlerde bile toplum yasaları yerine tabiat kanunları şeklinde dar bir alana sıkıştırılmaya başlanmıştır.12 Bu kavramsal kaymayı onarmak; sünnetullahı insanı tarihten koparan pasif bir teoloji değil, insanı tarihin öznesi yapan aktif bir epistemoloji olarak yeniden okumak, günümüz İslâm düşüncesinin önündeki temel sorumluluklardan birini oluşturmaktadır.

4. Değişmezlik, Determinizm ve Âdetullah Tartışması
"Allah'ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın" (Fâtır, 35/43) ifadesi, sünnetullahın temel özelliği olan değişmezliği (tegayyürsüzlük) açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu değişmezliğin doğru anlaşılması, hem deizm hem de katı determinizm tuzaklarından kaçınmayı gerektirmektedir.13

Gazzâlî (ö. 505/1111), belli sebeplerin belli sonuçları zorunlu olarak doğurduğu şeklinde bir illiyetin (nedensellik bağının) varlığını reddetmiştir. Ona göre ateşin yakmadığını, suyun söndürmediğini, tohumun bitmediğini akıl çürütemez; bu işler Allah'ın her seferinde yenilenen yaratmasıyla gerçekleşmektedir.14 Bununla birlikte Gazzâlî, sonuçların sebepsiz çıkamayacağını, insanların rızık peşinde koşması ve tedbirli hareket etmesi gerektiğini de özellikle vurgulamış; yasaya aykırı davranışı tevekkül saymamıştır.15

Yaşar Ünal'ın çözümlemesine göre sünnetullahın değişmezliği, katı bir determinizmi değil; aynı şartlar altında aynı kanunun devreye gireceği ilkesini ifade etmektedir.16 Yani şartlar değişebilir, fakat ilgili şartlara özgü kanun değişmez. Allah, sonsuz ilim ve kudretiyle evrende olası her durum için bir kanun belirlemiştir; bu da sünnetullahı evrensel kılarken ilâhî iradeyi askıya almaz, aksine tezahür ettirmenin biçimini belirler.

Nitekim kelâm geleneğinde sünnetullah ile âdetullah arasındaki fark bu noktada belirginleşmektedir: âdet terimi, tabiat kanunlarının zorunluluğunu değil mümkün oluşunu ve sürekliliğin âdet yoluyla sağlandığını anlatırken; sünnetullah hem tabiî hem de tarihsel yasaları kapsayan daha geniş ve kapsamlı bir anlam alanı taşımaktadır.17 Bu fark, mu’cizenin imkânını da çözer: Allah dilediğinde âdetini askıya alarak hârikulade olaylar meydana getirebilir; bu durum sünnetullahın genel işleyişini değil, yalnızca o özgün koşuldaki şartların değişmesini ifade etmektedir.

5. Toplumsal Sünnetullah: Ra'd 13/11 Ekseninde İnsan İradesi ve Değişim
"Bir toplum kendilerindekini değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmez" (Ra'd, 13/11) âyeti, Kur'ân'ın toplumsal değişim anlayışını en yoğun biçimde özetleyen cümlelerden biridir.18 Bu âyet, sünnetullahın belki en çarpıcı boyutunu gözler önüne sermektedir: ilâhî değişim yasası, insanın aktif iradesini ve nefis dönüşümünü ön koşul olarak belirlemektedir.

Kur'ân, medeniyetlerin çöküş gerekçelerini şu temel yasalar çerçevesinde özetler: zulmün yaygınlaşması (Hûd, 11/117), büyüklenme ve kibir (Fâtır, 35/43), nankörlük ve nimetin israfı (İbrâhîm, 14/7), adaletin terk edilmesi (Nisâ, 4/135) ve peygamber davetini yalanlamak (Şuarâ, 26/208-209). Bu yasaların tamamı, belirli sebeplere bağlı değişmez sonuçlar olarak takdim edilmekte ve ayrım gözetmeksizin bütün toplumlara uygulanmaktadır.19

Abdulbaki Güneş, toplumların çöküş nedenlerini sistematik biçimde işlediği çalışmasında bu yasaların değişmezliğini şöyle ifade eder: "İlâhî yasalar gereği hiç kimseye herhangi bir imtiyaz tanınmaksızın, kim olursa olsun herkes yaptığı şeyin karşılığını görecektir."20 Bu tespiti Kur'ân'ın çeşitli kıssaları doğrular: Üstün maddi güce sahip kavimler de, seçilmiş bir topluluk olduğunu iddia eden ümmetler de bu yasanın istisnası olmamıştır.

Ahlâkî sünnetullahın işleyişi, bireysel ve kolektif sorumlulukların iç içe geçtiği bir ekosistemi tanımlar. "Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür, kim zerre kadar şer yaparsa onu görür" (Zilzâl, 99/7-8) âyetleri, bu ahlâkî yasanın bireysel boyutunu; Ra'd 13/11 ise topluluğun kendi iç dönüşümüyle ilâhî takdirin nasıl tetiklendiğini ortaya koymaktadır. Bu yapı, sünnetullahı hem determinizmin hem de tesâdüfçülüğün ötesine taşıyan derin bir insanî sorumluluk anlayışıyla örülüdür.

6. İbn Haldûn ve Umrân İlmi: Sünnetullahın Sosyolojik Yansıması
Sünnetullahın içtimâî boyutunu en tutarlı ve sistematik biçimde teorize eden isim hiç şüphesiz İbn Haldûn'dur (ö. 808/1406). Mukaddime'sinde kurduğu umrân ilmi, toplumların tarihsel süreçte geçirdiği evreleri belirleyen yasaları ampirik gözlem ve akıl yürütme yoluyla ortaya koymaktadır.21

İbn Haldûn'un düşünce sisteminin temel taşı olan asabiyye kavramı, toplumsal birliği, dayanışmayı ve kolektif eylemi mümkün kılan psiko-sosyal bağı ifade etmektedir. Bu döngüsel tarih anlayışında devletler güçlü asabiyye ile doğar; zamanla refah ve lüks asabiyyeyi aşındırır; zulüm ve israfın yaygınlaşmasıyla çöküş kaçınılmaz hâle gelir.22 Bu süreç, İbn Haldûn'a göre Allah'ın değişmez sünneti (sünnetullah) çerçevesinde işlemektedir.23

Kur'ân'ın toplum tarihine ilişkin koyduğu yasalar, İbn Haldûn'un gözlemlediği bu döngüsel hareketle çarpıcı bir örtüşme içindedir. Arslangazi'nin ifadesiyle, "İbn Haldûn'un içtimâî tefsir ekolü aslında Kur'ân'ın kevnî ve içtimâî evrenin yapısal özelliklerini, değişim ve çöküşün nasıl gerçekleştiğinin farkında olarak yapılan tefsiridir."24 Bu bağlamda Mukaddime, salt tarih felsefesi değil; sünnetullahın sosyolojik bir şerhi olarak da okunabilir.

Öte yandan İbn Haldûn'un çözümlemesi yalnızca tarihsel bir olgu saptamasından ibaret kalmaz. Fuat Sezgin'in de isabetle vurguladığı üzere, medeniyetlerin bilim ve kültür alanındaki yavaşlaması ve gerilemesi de bu "tarihsel bir meseledir"; zira medeniyetler kendilerinin hazırladığı ardılı olan topluluklara yüklendiklerini devretmek zorundadır.25 Bu tespit, sünnetullahın hem fiziksel hem de medeniyete ait bir işleyiş taşıdığını teyit etmektedir.

7. Modern Dönemde Sünnetullah: Yeniden Yorumlama Çabaları
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı medeniyetinin bilimsel ve siyasi baskısı altında sıkışan İslâm dünyasının aydınları, sünnetullah kavramına yeni bir soluk kazandırma gayreti içine girmişlerdir. Bu süreçte Mûsâ Cârullah Bigiyef, İzmirli İsmail Hakkı, Muhammed Abduh ve Fazlurrahman gibi isimler sünnetullah ile fıtrat kavramlarını sosyal içerikleriyle öne çıkarmıştır.26

Muhammed Abduh, Tevhîd Risâlesi'nde sünnetullahı İslâm düşüncesindeki akılcı ilim anlayışının temeli olarak konumlandırmış; tabiata ilişkin yasaların keşfedilmesini bir tür dinî yükümlülük olarak yorumlamıştır.27 Bu yaklaşım, İslâm ile modern bilimin uzlaştırılması projesinin kavramsal çerçevesini sünnetullah etrafında kuruyordu.

Ömer Özsoy ise bu modernleştirici yorumların bir tuzağını tespit etmiştir: sünnetullahı tabiat kanunlarıyla özdeşleştirmek, kavramın Kur'ân'daki asıl tarihsel ve toplumsal içeriğini ikinci plana atmak anlamına gelir.28 Kur'ân'ın sünnetullah ifadesini kullandığı pasajların büyük çoğunluğu, milletlerin helâkini, peygamberlere verilen ilâhî desteği ve toplumların tarihsel dönüşümünü anlatmaktadır. Bu itibarla sünnetullah, İslâm'ın sunduğu tarih bilincinin temel kategorisi olmalıdır.

Ramazan Altıntaş da toplumsal değişim ilkeleri üzerine kaleme aldığı makalesinde sünnetullahın iki temel işlevine dikkat çekmektedir: birincisi, toplumun içinde bulunduğu hâli değiştirme konusunda insana sorumluluk yükleme; ikincisi, bu sorumluluğun sonuçlarını adalet, emanet ve liyakat ekseninde belirleyen ilâhî garantinin varlığını ortaya koyma.29

8. Fizik ve Vahiy Arasındaki Uyum: Epistemolojik Bir Değerlendirme
Kur'ân-ı Kerîm, Allah'ın evrene koyduğu yasalar ile insanlığa gönderdiği vahiy arasında tam bir uyum bulunduğunu bildirmektedir. Fiziksel dünyadaki yasalar nasıl değişmez ve tutarlıysa, adalet, sorumluluk ve hakikat üzerine kurulu ahlâkî ve içtimâî yasalar da o denli tutarlı ve evrenseldir. Yerçekimi yasası nasıl sabitse, adalet yasası da sabittir; ateş nasıl yakarsa zulüm de toplumu yakar ve çökertir.30

Bu uyum, tesadüfî değil; varlığın bütünlüğüne dair köklü bir ontolojik gerçeğin yansımasıdır. Kur'ân'ın "Rahman'ın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin" (Mülk, 67/3) beyanı, kozmolojik düzendeki bu kusursuz uyumu tescillerken; toplumsal yasaların da aynı ilâhî iradenin insan tarihindeki tezâhürü olduğunu güçlü biçimde ima etmektedir.

Prof. Dr. Nurettin Turgay'ın vurguladığı gibi, Kur'ân'ın gösterdiği istikamette yapılan ilmî çalışmalar akıl, ilim ve Kur'ân ile çelişmez; bu çalışmalar derinleştikçe sünnetullahın ilmî boyutuna yaklaşılır.31 Dolayısıyla sünnetullah kavramı, din ile bilim arasındaki köklü bir köprü görevi üstlenmektedir: fiziksel evrendeki yasalar keşfedildikçe Allah'ın yaratma nizam ve hikmetinin daha net biçimde görülmesi mümkün olmaktadır.

9. Sonuç
Sünnetullah, özünde tarihin değişmez dilbilgisidir; Kur'ân'ın hem kozmolojik hem de tarihsel gerçekliği açıklamak için başvurduğu temel epistemolojik kategoridir. Bu kavram, evreni belirli yasalar çerçevesinde işleyen bir düzen olarak sunarken; insanı bu yasaların edilgin bir izleyicisi değil, seçimleriyle yasaların sonuçlarını hayata geçiren aktif bir özne olarak konumlandırmaktadır.

Kavramın dilsel köklerinden modern yeniden yorumlarına uzanan çizgide şu temel sonuçlara ulaşılmaktadır: Birincisi, sünnetullah Kur'ân'da öncelikle tarihsel ve içtimâî bir içerik taşımakta; tabiat yasalarını kapsayan anlamı ise bu çekirdeğin doğal uzantısı niteliğinde kalmaktadır. İkincisi, değişmezlik ilkesi, aynı şartlarda aynı yasanın devreye girmesi prensibine dayanmakta; bu yapı Allah'ın iradesini kısıtlamaz, aksine ilâhî tutarlılığı tezâhür ettirir. Üçüncüsü, İbn Haldûn'un umrân ilmi sünnetullahın sosyolojik şerhi niteliğinde okunabilir ve bu senkronik okuma İslâm düşüncesindeki tarih ve medeniyet anlayışını derinden zenginleştirmektedir. Dördüncüsü, Ra'd 13/11 âyeti ekseninde insan iradesi ve sorumluluğu, sünnetullahın toplumsal değişim boyutunun merkezine yerleşmekte; bu da kavramı pasif bir kadercilik anlayışından köklü biçimde uzaklaştırmaktadır.

Sonuç olarak, sünnetullahın bütünlüklü bir şekilde kavranması; İslâm'ın ne dünyadan bağımsız bir kurtuluş teolojisi ne de tarihi sürükleyen kör güçlere teslimiyeti değil, tarih içinde sorumluluk üstlenen bilinçli bir medeniyetler dini olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu itibarla sünnetullah, çağımız Müslümanlarının hem teorik hem de pratik düzeyde sürekli müzakere etmesi gereken hayatî bir kavram olmayı sürdürmektedir.

DİPNOTLAR
1 Fâtır, 35/43. Türkçe meâl için bk. Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'ân-ı Kerim Meâli (Ankara: DİB Yayınları, 2017).
2 Ömer Özsoy, Sünnetullah: Bir Kur'ân İfadesinin Kavramlaşması (Ankara: Fecr Yayınları, 1994), ss. 45-72. Özsoy, kavramın Kur'ân-dışı İslâmî literatürde tabiat kanunlarına dönüştürülerek özgün tarihsel içeriğinin kaybolduğunu ayrıntılı biçimde göstermektedir.
3 İlyas Çelebi, "Sünnetullah", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2010), XXXVIII, 159.
4 Çelebi, "Sünnetullah", 159.
5 M. F. Abdülbâkī, el-Mu'cemü'l-müfehres li elfâzi'l-Kur'âni'l-Kerîm (Kahire: Dâru'l-Kütübi'l-Mısriyye, 1945), "snn" mad. Bk. ayrıca İlyas Çelebi, "Sünnetullah", 159.
6 Abdülbâkī, el-Mu'cemü'l-müfehres, "snn" mad.
7 Selami Yalçın, "Gazzâlî'ye Göre Âdetullah ile Sünnetullah Kavramlarının Anlamı ve Nedensellik", Eskiyeni 52 (Mart 2024), s. 249.
8 Çelebi, "Sünnetullah", 159-160. Kelâmcıların bu tercihi, mu'cizenin "Allah'ın sünnetini geçici olarak askıya alması" şeklinde değil, "ilgili şartların değişmesi" şeklinde anlaşılmasına imkân tanımaktadır.
9 Çelebi, "Sünnetullah", 159.
10 Rahmân, 55/5: "Güneş ve ay belirlenmiş bir hesaba göre hareket eder."
11 Abdülkerîm Zeydân, es-Sünenü'l-İlâhiyye fi'l-ümem ve'l-cemâ'at ve'l-efrâd fi'ş-şerî'ati'l-İslâmiyye (Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1993), s. 5. Türkçe çevirisi: Nizameddin Salta (çev.), İlâhî Kanunların Hikmetleri (İstanbul, 1997).
12 Özsoy, Sünnetullah, ss. 45-72.
13 Yaşar Ünal, "Sünnetullahın Değişmezliği Meselesi", Kader: Kelâm Araştırmaları Dergisi, c. 21, sy. 2 (2023), ss. 763-794.
14 Ebû Hâmid el-Gazzâlî, Tehâfütü'l-felâsife, nşr. Süleyman Dünya (Kahire: Dâru'l-Maârif, 1961), ss. 225-237.
15 Gazzâlî, el-İktısâd fi'l-i'tikâd (Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, 2004), s. 59. Ayrıca bk. Yalçın, "Gazzâlî'ye Göre Âdetullah", ss. 259-260.
16 Ünal, "Sünnetullahın Değişmezliği Meselesi", ss. 780-783.
17 Çelebi, "Sünnetullah", 160. Bk. ayrıca Mustafa Akçay, "Sünnetullah, Fıtratullah, Sıbğatullah Kavramlarının Anlamlandırılışı Üzerine", Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 17 (2008), ss. 125-158.
18 Ra'd, 13/11.
19 Ramazan Altıntaş, "Kur'an'da Toplumsal Değişim İlkeleri Üzerine Bir Deneme", Marife: Dinî Araştırmalar Dergisi, c. 13, sy. 1 (2013), ss. 11-36.
20 Abdulbaki Güneş, "Kur'ân'da Sünnetullah ve Toplumların Çöküş Nedenleri", Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, c. 5, sy. 4 (2005), s. 75.
21 İbn Haldûn, Mukaddime, haz. Süleyman Uludağ (İstanbul: Dergâh Yayınları, 1988), c. 1, ss. 74, 110-111.
22 Okuryazar Editör Ekibi, "Mukaddime (İbn Haldun): Kitap Özeti ve Analiz", okuryazar.com.tr, 17 Ekim 2025. Ayrıca bk. İbn Haldûn, Mukaddime, c. 1, ss. 143-147.
23 TÜBİTAK Ansiklopediler, "Asabiyet" maddesi, ansiklopedi.tubitak.gov.tr: "Bu döngüsel hareket, İbn Haldûn'a göre Allah'ın değişmeyen sünneti (sünnetullah) çerçevesinde gerçekleşir."
24 Güngör Arslangazi, "İbn Haldûn'un Mukaddime'sinde Tabiî Tefsir Realitesi", İslâmiyat (2004/4), s. 2 [isamveri.org].
25 Fuat Sezgin'in tespiti için bk. Ahmed Bağdatlı, "İnsanlık Bilim Tarihi ve Sünnetullah", İSAM Akademik Makale Arşivi (2021), ss. 103-104 [makale.isam.org.tr].
26 Çelebi, "Sünnetullah", 160.
27 Muhammed Abduh, Tevhîd Risâlesi, çev. Sabri Hizmetli (Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1986), ss. 207-208.
28 Özsoy, Sünnetullah, ss. 15-42.
29 Altıntaş, "Kur'an'da Toplumsal Değişim İlkeleri", ss. 20-28.
30 Enbiyâ, 21/18: "Hayır, biz hakkı bâtılın üzerine atarız da hakkı ezer geçer."
31 Nurettin Turgay, "Bilim-Din İlişkisi (Kur'an ve İlim: Sünnetullah)", akademikakil.com, 18 Mayıs 2021.

KAYNAKÇA
Klasik Kaynaklar
Abdülbâkī, M. F. el-Mu'cemü'l-müfehres li elfâzi'l-Kur'âni'l-Kerîm. Kahire: Dâru'l-Kütübi'l-Mısriyye, 1945.
Gazzâlî, Ebû Hâmid. el-İktısâd fi'l-i'tikâd. Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, 2004.
Gazzâlî, Ebû Hâmid. Tehâfütü'l-felâsife. Nşr. Süleyman Dünya. Kahire: Dâru'l-Maârif, 1961.
İbn Haldûn, Abdurrahman. Mukaddime. Haz. Süleyman Uludağ. 2 c. İstanbul: Dergâh Yayınları, 1988.
Zeydân, Abdülkerîm. es-Sünenü'l-İlâhiyye fi'l-ümem ve'l-cemâ'at ve'l-efrâd fi'ş-şerî'ati'l-İslâmiyye. Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 1993.
Modern Kaynaklar
Abduh, Muhammed. Tevhîd Risâlesi. Çev. Sabri Hizmetli. Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1986.
Akçay, Mustafa. "Sünnetullah, Fıtratullah, Sıbğatullah Kavramlarının Anlamlandırılışı Üzerine". Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. 17 (2008), ss. 125-158.
Altıntaş, Ramazan. "Kur'an'da Toplumsal Değişim İlkeleri Üzerine Bir Deneme". Marife: Dinî Araştırmalar Dergisi, c. 13, sy. 1 (2013), ss. 11-36.
Arslangazi, Güngör. "İbn Haldûn'un Mukaddime'sinde Tabiî Tefsir Realitesi". İslâmiyat (2004/4). [isamveri.org]
Bağdatlı, Ahmed. "İnsanlık Bilim Tarihi ve Sünnetullah". İSAM Akademik Makale Arşivi, 2021. [makale.isam.org.tr]
Çelebi, İlyas. "Sünnetullah". Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV Yayınları, 2010. XXXVIII, 159-160.
Güneş, Abdulbaki. "Kur'ân'da Sünnetullah ve Toplumların Çöküş Nedenleri". Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, c. 5, sy. 4 (2005), ss. 61-93.
Özsoy, Ömer. Sünnetullah: Bir Kur'ân İfadesinin Kavramlaşması. Ankara: Fecr Yayınları, 1994. (4. baskı: 2015)
Turgay, Nurettin. "Bilim-Din İlişkisi (Kur'an ve İlim: Sünnetullah)". akademikakil.com, 18 Mayıs 2021.
Turşak, Mustafa. "Nedensellik İlkesi Bağlamında Sünnetullahı Anlamak". BEÜ SBE Derg. (2019). [dergipark.org.tr]
TÜBİTAK. "Asabiyet" maddesi. Türkiye Bilimler Ansiklopedisi. ansiklopedi.tubitak.gov.tr.
Ünal, Yaşar. "Sünnetullahın Değişmezliği Meselesi". Kader: Kelâm Araştırmaları Dergisi, c. 21, sy. 2 (2023), ss. 763-794.
Yalçın, Selami. "Gazzâlî'ye Göre Âdetullah ile Sünnetullah Kavramlarının Anlamı ve Nedensellik". Eskiyeni 52 (Mart 2024), ss. 243-266.
Zeydân, Abdülkerîm. İlâhî Kanunların Hikmetleri. Çev. Nizameddin Salta. İstanbul, 1997.