Acı Gerçek: Ebeveynlik Sistemi İflas Etti

Feyzullah AKDAĞ | Psk. Dan.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki kahreden olaylar sonrası toplumsal öfkenin kanalize olduğu yer, suçlanması en kolay ve sorumluluktan en rahat kaçılabilecek alan olan şiddet içerikli dijital oyunlar ve mafyatik diziler oldu. İlk etapta bu tarz diziler haftalık yayın akışlarından kaldırıldı oyunlar için ise ek önlemler devreye alınmaya başlandı. Bu sayede her şey halloldu öyle mi?

İşin uzmanları bu önlemlerin sadece birer gaz alma olduğunun farkındalar. Dünya üzerinde 3,3 milyar aktif dijital oyun kullanıcısı var. Şiddet içerikli oyunların en popüleri olan malum oyunun günlük kullanıcı sayısı ise 90 milyon kişi. Bu inanılmaz rakamların sadece yüz binde biri bu tür saldırılar yapsaydı dünyada kaos yaşanırdı. Ancak çok şükür ki böyle bir durum söz konusu olmuyor. Yani bu oyunları oynayan ve bu dizileri seyreden herkes bunu yapmıyorsa temel-kök problemi başka yerde aramak gerekiyor. Yanlış anlaşılmasın ben de bu oyunlara ve dizilere karşıyım ve kısıtlanmaları gerektiğini savunuyorum. Ancak ben sorunun çok daha derin ve kompleks olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Aslında şiddet içerikli dijital oyunların, ekran bağımlılığının, mafyatik dizilere özenmenin kök problemden kaynaklı yan problemler olduğunun hepimiz farkındayız. Ama bu hakikati dile getirmenin getireceği özeleştiri gerçeğini kimse üstlenmek istemiyor. Kök problem şu: Ebeveynlik sistemi iflas etti.

Mesele tam olarak budur. Ancak toplum bütün katmanlarıyla iflas eden ebeveynlik hastalığıyla boğuşurken bundan bahsetmek aynı zamanda kendine çeki düzen verme mecburiyeti de getirecektir. Bu da evladının yemeğini, suyunu verip en pahalı kurslara yollayıp ekranın önünde büyüten “ekran bağımlısı-sorumluluk alerjisi olan narsist ebeveynlerin” konuşmaktan özellikle kaçınacağı bir özeleştiri alanıdır. İyisi mi “oyunlar kapatılsın! diziler kaldırılsın demek!” en kolay yoldur.

Oyunlar kapatılmasın mı? Kapatılsın. Diziler kaldırılmasın mı? Kaldırılsın. Lakin yetkin bir ebeveynlik yapmadığınız takdirde yarın başka bir günah keçisi daha üretilir ve bu döngü öyle devam eder. Yetkin ebeveynliği unuttuk. Yetişkinler olarak kendimizi “hayasızca akına” kaptırıp günümüzü ekran, dedikodu, kıyas, haset, para, sorumsuzluk, zevk ve tüketimle doldurduk. Hissetmeyi unuttuk, anlamayı bıraktık, kanaatten soğuduk, şükrü terk ettik, sahiplenmeyi bağnazlık saydık…

Evet, bugün yaşadığımız sosyal yıkımın ve bu yıkımın son örneklerinde şahit olduklarımız oyun ve dizilerin değil iflas etmiş ebeveynliğin sonucudur. Bu özeleştiriyi yapmazsak bu belalardan kurtulmamız mümkün değildir. Baba adam gibi babalık yapacak, anne hatun gibi annelik yapacak... Bunun için de erkek, erkek gibi kadın da kadın gibi davranacak. Bu kök problemi halletmedikçe yan problemlerle uğraşmak bataklık yerine sinekleri öldürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Özeleştiri yapmak isteyen dürüst bir ebeveynseniz şu 6 başlıkta kendinizi değerlendirin lütfen. Eğer bunlardan kendinize geçer not verebiliyorsanız yetkin ebeveynlik durumunuz iyi durumda demektir.

    Beslenme: Evladınızın beslenme düzeninde aburcubur ve fast-food merkezi konumda mı, yoksa ağırlıklı olarak sebze, meyve ve ev yemekleri mi tüketiliyor?

    Uyku: Ailenizin ve özellikle evladınızın uyku saatleri gece yarısını geçiyor mu yoksa 21.30-23.00 arasında uykuya geçiş yapılmış mıdır? Evladınız günlük 7-8 saat gece uykusu alıyor mu?

    Ekran: Başta sizin ve ardından evladınızın televizyon, tablet, bilgisayar ve telefon ile ilişkisi ne durumda. Günlük ya da haftalık kısıtlamalar getirip bunu kontrol edebiliyor musunuz? Oynadığı oyunları, izlediği içerikleri ne kadar biliyorsunuz?  Ekranın olmadığı akşamlar geçirebiliyor musunuz? Kitap, sohbet, aile ziyareti gibi etkinlikleri en azından haftada 2 gün yapabiliyor musunuz?

    Düzen: Gerek okul hayatı gerekse de ev hayatında sorumluluklarını yerine getiriyor mu? Devamsızlık, ödev, ev içi sorumluluklar gibi konularda belirli bir düzen var mı? ve bunları takip edebiliyor musunuz? Disiplin mi başıboşluk mu hâkim?

    Sosyallik: En başta çekirdek ailede aile içi iletişimiz nasıl? Evladınızın ne yapıp ettiğinden haberdar mısınız? Ona ulaşabiliyor musunuz yoksa aynı ev içinde yabancı gibi misiniz? Yakın akrabalar, kuzenler, komşular ve arkadaşlarıyla iletişimi nasıl? Ev ziyaretleri, misafirlik gibi bizi gerçek hayatta tutan şeylere evladımız ne derece dâhil oluyor? Sokak oyunları oynayabiliyor mu yoksa sadece sanal oyunlarla mı sosyalleşiyor?

    Maneviyat: Din, kimlik ve aidiyet kavramlarını önemseyip evladınıza bu konularda hem örnek hem de rehberlik yapabiliyor musunuz? Yoksa dininden bihaber, kültürüne/milletine yabancı hatta düşman; kendini bir yere ait hissetmeyen kimliksiz bir evladınız mı var? Tabi siz bir ebeveyn olarak maneviyat konusunu ne kadar önemsiyorsunuz? Sizin için derslerinin iyi olması dışından bir kriter var mıdır?

Bu 6 maddeye olumlu cevaplar verebiliyorsanız ne mutlu size ve şu zamanın “hayâsızca akınına” kapılmadan omurgalı bir duruşla evladınıza sahip çıkıyorsunuz demektir. O zaman şiddet içerikli oyunlardan, mafya dizilerinden şikâyet etmeye hakkınız vardır elbette. Eğer 6 maddede başarısızsanız şiddet içerikli oyunlar ve mafya dizileri evladınızı çok kötü etkileyecektir. Artık bu oyunlar ve diziler onlar için özenilen bir yaşam tarzı olacaktır. Artık ya özeleştirinizi yapıp yetkin bir anne baba olmaya gayret edin ya da suçu dijital oyunlara ve mafyatik dizilere atarak başınızı kuma gömmeye ve orada hazlarınızı tatmin etmeye devam edin. Seçim sizin…