ADANA'DA VİCDANIN HUKUKA SES VERDİĞİ DERS: SİVİL İTAATSİZLİK ÜZERİNE ETKİLEYİCİ BİR BULUŞMA
Mazlum-Der Adana Şubesi’nin düzenlediği İnsan Hakları Okulu’nda, "Sivil İtaatsizlik" konusu, hukuk ile vicdan arasındaki köprüyü yeniden inşa eden derin bir sunumla ele alındı. Av. Ramazan TEKEŞ, tarihten güçlü örneklerle, adaletsizliğe karşı sessiz ama kararlı duruşun tarihin akışını nasıl değiştirdiğini anlattı.
Mazlum-Der Adana Şubesi tarafından düzenlenen İnsan Hakları Okulu'nun dördüncü oturumu, 29 Kasım 2025 Cumartesi günü dernek binasında yoğun bir katılımla gerçekleşti. "Sivil İtaatsizlik" başlıklı oturumun konuğu olan İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat ve insan hakları savunucusu Av. Ramazan TEKEŞ, katılımcılara unutulmaz bir sunum yaptı.
Açılış konuşmasını yapan Mazlum-Der Adana Şube Başkanı Av. Ali ÇALDIR, "Hukuk, yalnızca kurallar bütünü değil, aynı zamanda vicdanın sesi olmalıdır" vurgusu yaparak, sözü Av. Ramazan Tekeş'e bıraktı.
"Adalet, Bazen Sessiz Bir Direnişle Başlar"
Av. TEKEŞ, sunumuna sivil itaatsizliği "şiddet içermeyen, aleni, cezayı göze alan ve toplumsal vicdanı uyandırmayı hedefleyen bir yasa ihlali" olarak tanımlayarak başladı. Bu mücadelenin teorik olmaktan çıkıp, tarihin seyrini değiştiren pratiklerle dolu olduğunu belirten Tekeş, sunumunu şu çekirdek mesajlar üzerine inşa etti:
· Yasa ile adalet aynı şey değildir. Bireyin vicdanı, hukukun ötesinde bir sorumluluk taşır.
· Sivil itaatsizlik, hukuka değil, adaletsizliğe karşıdır.
· Amaç, devleti yıkmak değil; adalet ve ahlak temelinde dönüştürmektir. Dedi.
Av. TEKEŞ, bu direniş biçimini, devlet otoritesinin mutlaklaşmasını engelleyen bir "vicdani fren mekanizması" olarak nitelendirdi.
Demokrasiyi Güçlendiren Vicdani Refleks
Av. Ramazan TEKEŞ, sivil itaatsizliği bireysel cesaretten kolektif değişime uzanan, demokrasiyi derinleştiren ve hukukun adalet boyutunu geliştiren bir refleks olarak tanımladı. Sessiz zulme karşı açlık grevlerini ise "vicdanın söz alması" olarak yorumladı.
Tarihten Sessiz Devrimler: Bir Koltuğun Değiştirdiği Kader
Sunumun en çarpıcı bölümü, Av Ramazan TEKEŞ'in sivil itaatsizliğin dünya tarihindeki yansımalarını güçlü örneklerle anlatmasıydı.
-Rosa Parks: 1955'te Montgomery'de bir otobüste beyaz bir yolcuya yer vermeyi reddeden Parks'ın, hiçbir slogan atmadan, kimseye zarar vermeden, sadece haksız bir kuralı tanımadığı için Amerika'daki sivil haklar hareketini başlattığını hatırlatan Av. Ramazan TEKEŞ, "Adaletin sesi bazen sessiz bir direnişte, bazen de bir koltukta oturmayı reddetmekte yankılanır" ifadelerini kullandı.
-Martin Luther King Jr.: "Bir yasa adaletsizse, ona uymamak bir görevdir" sözünü hatırlatan Av. TEKEŞ, King önderliğindeki şiddetsiz kampanyaların, eşitlik talebini küresel bir vicdan çağrısına dönüştürdüğünü vurguladı.
- Mahatma Gandhi: 1930'daki Tuz Yürüyüşü'nü anlatan Tekeş, 380 kilometrelik bu pasif direnişin, sömürgeci bir hukuk düzenine karşı "en güçlü ama en sessiz tokat" olduğunu ifade etti.
Bu Topraklarda da Vicdan Konuştu: Türkiye'den Yükselen Sesler
Av. Tekeş, sunumunda Türkiye'den de çarpıcı örnekler vererek, sivil itaatsizliğin evrensel bir dil olduğunu gösterdi.
- Cumartesi Anneleri: 1990'lardan beri Galatasaray Meydanı'nda sessizce oturarak kayıp yakınlarının akıbetini soran annelerin eylemini, "acının politikleştiği değil, vicdanın politikayı zorladığı bir direniş" olarak tanımladı.
1995 "Düşünce Suçuna (!) Karşı Girişim": Tekeş'in altını çizdiği bir diğer örnek, Yaşar Kemal'in yargılanmasına tepki olarak Şanar YURDATAPAN öncülüğünde başlatılan kampanyaydı. Binlerce kişinin aynı metni yayımlayıp "biz de bu suçu işledik" diyerek kendini ihbar ettiği bu eylemi, "korku duvarının yıkıldığı, vicdanın devletle yüzleştiği tarihi bir sivil itaatsizlik" olarak nitelendirdi.
Vicdan mı, Hukuk mu? Sorulara Net Yanıtlar
Soru-cevap bölümünde katılımcılar, vicdanın yasalar karşısındaki konumunu ve Türkiye'deki meşruiyet sınırlarını sorguladı. Av. Ramazan TEKEŞ, "Sivil itaatsizlik, direnme hakkının modern ve barışçıl uzantısıdır. Eylem hak talebi odaklı olmalı, manipülasyonlara karşı uyanık davranılmalıdır" diyerek katılımcılara düşünsel bir derinlik kazandırdı.
Demokrasiyi Güçlendiren Vicdani Refleks
Av. Ramazan TEKEŞ, sivil itaatsizliği bireysel cesaretten kolektif değişime uzanan, demokrasiyi derinleştiren ve hukukun adalet boyutunu geliştiren bir refleks olarak tanımladı. Sessiz zulme karşı açlık grevlerini ise "vicdanın söz alması" olarak yorumladı.
Etkinlik, bir ders değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk ve vicdani direniş çağrısı niteliğindeydi. Mazlum-Der Adana Şubesi'nin İnsan Hakları Okulu, bu oturumla birlikte "vicdanın hukuka ses verdiği" bir platforma dönüştü.
"Sivil İtaatsizlik, Devletin Düşmanı Değil, Adaletin Dostudur"
Av. Tekeş, konuşmasını güçlü bir mesajla tamamladı: "Sivil itaatsizlik hukukun bitişi değil; adaletin yeniden doğuşudur." Onun anlatımıyla sivil itaatsizlik, bir kaos çağrısı değil, devleti adalet, ahlak ve insan hakları temelinde yeniden düşünmeye zorlayan etik bir duruş olarak sundu.
Katılımcılar, etkinlikten "Vicdan susarsa adalet ölür" inancıyla ayrıldı. Bu söz, Adana'da gerçekleşen bu anlamlı buluşmanın ruhunu özetleyen en güçlü ifade oldu.
HABER: TAŞKÖPRÜ GAZETESİ