Çalışan Kadın Değil, Ev Hanımı Desteklenirse Nüfus Artar
Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük beka sorunlarından biri artık nüfus düşüşüdür. Çünkü nüfusunu kaybeden toplum; üretim gücünü, gençliğini, dinamizmini, ordusunu, ekonomisini ve geleceğini kaybetmeye başlar.
Türkiye’de doğum oranları hızla düşerken yaşlı nüfus oranı ciddi şekilde artmaktadır. Bu mesele doğrudan geleceğin beka meselesidir. Eğer bugün gerekli adımlar atılmazsa, önümüzdeki yıllarda çalışan nüfus azalacak, yaşlı nüfus yükü büyüyecek, sosyal güvenlik sistemi zorlanacak ve toplum yapısı ciddi şekilde sarsılacaktır.
Fakat burada en önemli mesele şudur:
Sorunun teşhisi doğru yapılmadan çözüm üretilemez.
Bugün nüfus artışını istemekle birlikte uygulanan ekonomik, sosyal ve kültürel politikaların önemli bir kısmı nüfus artışını desteklememekte, aksine doğrudan düşürmektedir. İşte tam da burada söylem ve eylem çelişkisi ortaya çıkmaktadır.
Nüfus Artışı Sadece Sloganlarla Sağlanamaz
Birçok yetkili çıkıp:
- “Genç nüfus azalıyor”
- “En az üç çocuk gerekli”
- “Aileyi korumalıyız” şeklinde açıklamalar yapıyor.
Hayat pahalılığı, yüksek kira giderleri, çocuk yetiştirme maliyetleri, şehir yaşamının baskısı ve özellikle kadının mecburi şekilde iş hayatına sürüklenmesi; doğrudan nüfus düşüşünü hızlandırıyor.
Çünkü modern sistem bugün aileyi değil bireyselliği büyütüyor.
Çocuk yetiştirmeyi değil kariyer yarışını teşvik ediyor.
Ev kurmayı değil tüketim kültürünü besliyor.
Gençler:
- Evlenmekten korkuyor,
- Çocuk sahibi olmaktan çekiniyor,
- “Nasıl geçineceğiz?” kaygısıyla aile kurmayı erteliyor.
Çünkü nüfus artışı; ekonomik, sosyal ve kültürel politikalar birlikte çalışırsa gerçekleşir.
Çocuk Doğuran ve Nesil Yetiştiren Ev Hanımlarıdır
Bugün modern dünya kadını sürekli iş hayatına yönlendiriyor. Kadın ne kadar evden uzaklaşırsa o kadar “özgürleştiği” algısı oluşturuluyor.
Oysa toplumun en stratejik görevi nesil yetiştirmektir. Ve nesil yetiştirmek sıradan bir iş değildir.
Bir annenin:
- Çocuk yetiştirmesi,
- Evini yönetmesi,
- Ahlaklı nesil inşa etmesi,
- Şahsiyet kazandırması,
- Manevi eğitim vermesi, bir şirket yönetmekten çok daha kıymetlidir.
Çocukların:
- Psikolojik problemleri,
- Dijital bağımlılıkları,
- Kimlik bunalımları,
- Davranış bozuklukları,
- Ahlaki savrulmaları, tesadüfen ortaya çıkmıyor.
Bir toplumda annelik değersizleşirse, o toplum uzun vadede çökmeye başlar.
Kadının Mecburi Şekilde İş Hayatına Sürüklenmesi Doğum Oranını Düşürüyor
Burada mesele kadının çalışıp çalışmaması değildir. Elbette isteyen kadın çalışabilir. Ancak bugün ekonomik sistem birçok aileyi mecburen çift maaşlı yaşama itmektedir.
Bir evin:
- Kirası,
- Faturası,
- Çocuk gideri,
- Eğitim masrafı,
- Gıda maliyeti, tek maaşla taşınamaz hale gelmiştir, algısı oluşturuluyor.
Fakat gerçek şu ki: Kadın tam zamanlı çalışma hayatına girdikçe doğum oranları düşmektedir.
Çünkü:
- Çocuk bakım süreci zorlaşıyor,
- Annelik erteleniyor,
- Kariyer önceleniyor,
- Evlilik yaşı yükseliyor,
- İkinci ve üçüncü çocuk fikri öteleniyor, kabullenilmiyor.
Türkiye aynı sürece doğru hızla sürüklenmektedir.
Ev Hanımı Desteklenmeden Nüfus Artışı Gerçekleşmez
Eğer devlet gerçekten nüfus artışını istiyorsa, en büyük desteği ev hanımlarına vermelidir.
Birçok anne:
- Çocuk büyüttüğü halde çalışan kadın kadar ekonomik karşılık alamıyor,
- Sigortasız yaşıyor,
- Emeklilik hakkı elde edemiyor,
- Yıllarca nesil yetiştirdiği halde sadece görünmeyen emek sahibi oluyor.
Bu nedenle:
- 3 çocuk yapan anneye maaş bağlanmalı,
- Sigorta ve emeklilik hakkı verilmelidir,
- Ev hanımlarına sosyal güvence sağlanmalıdır,
- Çocuk başına ciddi ekonomik destek sunulmalıdır,
- Ev sahibi olacak ailelere özel teşvik verilmelidir.
Bugün savunma sanayisine yatırım ne kadar stratejikse, aileye ve anneliğe yatırım yapmak da en az o kadar stratejiktir.
Erkek Geçim Sorumluluğunu, Kadın Nesil İnşasını Güçlü Şekilde Üstlenmeli
Toplumun sağlıklı ilerleyebilmesi için aile içindeki rollerin savaş alanına çevrilmemesi gerekir.
Günümüzde modern ideolojiler:
- Kadınla erkeği yarıştırıyor,
- Aile içi dengeyi bozuyor,
- Kadınlığı ve anneliği küçümsüyor,
- Ev hanımlığını değersiz gösteriyor. Oysa kadınla erkek rakip değil tamamlayıcıdır.
- Evin geçimini sağlama,
- Aileyi koruma,
- Maddi sorumluluğu üstlenme görevini taşımalıdır.
- Nesli yetiştirme,
- Çocuk terbiyesi,
- Manevi atmosfer oluşturma,
- Aile içi dengeyi kurma konusunda merkez rol üstlenmelidir.
Aileyi ayakta tutan şey tam da bu dengedir.
Hasılıkelam, Nüfus Konusunda Söylem ve Eylem Örtüşmelidir
Bugün nüfus artışını gerçekten istiyorsak:
- Aileyi güçlendirmeliyiz,
- Evliliği kolaylaştırmalıyız,
- Ev hanımını ekonomik olarak desteklemeliyiz,
- Anneliği itibarsızlaştıran söylemlere karşı mücadele etmeliyiz,
- Gençlerin ev kurmasını kolaylaştırmalıyız,
- Çocuk sahibi olmayı ekonomik yük olmaktan çıkarmalıyız.
Nüfus meselesi sadece rakam meselesi değildir. Bu mesele doğrudan medeniyet meselesidir.
Çünkü güçlü devletin temelinde güçlü aile, güçlü ailenin temelinde ise sağlam annelik vardır.
Bugün yeniden:
- Aileyi merkeze alan,
- Anneliği kıymetlendiren,
- Nesil yetiştirmeyi stratejik gören, bir medeniyet anlayışına dönmek zorundayız.
Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı
Aile Danışmanı
[email protected]




YORUMLAR