Kur'an'daki Yahudiler ve Müslümanlardaki Yahudileşme Temayülleri

Vedat KAHYALAR

İbraniler ; Allah'ın lütfu ile Hz Musa’nın tebliğiyle putperestlikten tevhid dinine girmişlerdir. Yahudiler süreç içinde birçok değişimler yaşamıştır. Kuran bu süreçleri bazen överek bazen yererek anlatır. Bu süreçlerin detayına bakarak toplumsal olarak bozulmalarının şekline ve sonuçlarına bakarak Müslüman toplumların yaşadığı deformasyonların  benzerliklerini irdeleyebiliriz.

Kur’an, Yahudileri çoğunlukla “Benî İsrail” ve “Ehl-i Kitap” kavramları üzerinden anar. Metnin dili tek boyutlu değildir; hem övgü hem eleştiri içerir. Bu ikili yapı, ancak tarihsel bağlam dikkate alındığında sağlıklı anlaşılabilir.

Firavunlar döneminde, bugünkü yahudilerin ataları olan ibraniler köle olarak yaşıyorlar, piramitlerin yapımında ve her türlü ağır işlerde çalıştırılıp, sömürülüyorlardı. İnanç olarak da cahilce putlara tapıyorlardı. Allah onlara kendi içlerinden Hz Musa'yı AS  göndererek onları tevhid dinine çağırdı. Hz Musa , ibranilere her türlü doğru bilgileri sunarak onları bilinçlendiriyordu. Allah cc onlara peygamberle birlikte yeni bir yurt bahşederek büyük destek sağlamıştır.

Kasas suresi ﴾5﴿Oysa biz o ülkede güçsüz düşürülenlere lutufta bulunmak, onları önderler yapmak, onları (ülkelerinin) vârisleri kılmak istiyorduk.

İslam öncesi dönemlerde, Kur’an’da Benî İsrail’in “âlemlere üstün kılındığı” ifade edilir (Bakara 2:47). Bu üstünlük; peygamberler zinciri, vahiy ve ilahî rehberlik gibi nimetlere işaret eder. Hz. Musa’dan itibaren gelen vahiy geleneği, Kur’an tarafından da tasdik edilir.

Ayrıca Âl-i İmrân 3:113-115 ayetlerinde “Hepsi bir değildir” denilerek Ehl-i Kitap içinde dosdoğru kimselerin bulunduğu vurgulanır. Bu, Kur’an’ın genellemeci bir dil kullanmadığını açıkça gösterir. Kimlik değil, iman ve salih amel esastır.

Yahudilerin Kuranda kınandıkları özellikler nelerdir?
Kur’an’da Yahudiler bütünüyle tek bir kategori olarak ele alınmaz. Kur’an, bir yandan Kur’an içinde bazı Yahudileri övmüş, iman edenleri ve salih amel işleyenleri takdir etmiş; diğer yandan tarihsel olarak bazı Yahudi topluluklarında görülen davranışları sert biçimde eleştirmiştir. Eleştiriler bir etnik kimliğe değil, belirli ahlaki ve dini tutumlara yöneliktir.

Yahudilerin, Kur’an’da kınanan başlıca özellikler şunlardır:

1. Hakikati bildikleri halde gizlemek
Kur’an’a göre bazı din bilginleri, kutsal metinlerdeki hakikatleri bildikleri halde onları gizlemiş veya çarpıtmıştır.
“Gerçeği batıl ile karıştırmayın ve bile bile gerçeği gizlemeyin.”
(Bakara 2/42)
Bu eleştiri özellikle vahyin mesajını kendi çıkarları için değiştiren din adamlarına yöneliktir.

2. Kitabı tahrif etmek (metni veya anlamı değiştirmek)
Kur’an’da bazı Yahudi bilginlerinin ilahi kitabın sözlerini değiştirdiği ifade edilir.
“Onlardan bir grup vardır ki, Kitap’tan olmadığı halde Kitap’tan sanasınız diye dillerini Kitap ile eğip bükerler.”
(Âl-i İmran 3/78)
Buradaki eleştiri vahyin otoritesini kişisel çıkarlar için kullanma davranışına yöneliktir.

3. Peygamberlere karşı gelmek ve bazılarını öldürmek
Kur’an, İsrailoğullarının tarihindeki bazı dönemlerde peygamberlere isyan edildiğini ve hatta bazılarının öldürüldüğünü belirtir.
“Haksız yere peygamberleri öldürmeleri sebebiyle (lanete uğradılar).”
(Bakara 2/61)
Bu eleştiri, vahyin temsilcilerine karşı siyasi veya çıkar temelli direnişi hedef alır.

4. Dünyevî çıkarı dinin önüne koymak
Kur’an’a göre bazı din adamları dini bilgiyi maddi kazanç için kullanmıştır.
“Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında satmayın.”
(Bakara 2/41)
Bu, dinin ticarete dönüştürülmesi eleştirisidir.

5. Sözlerinde durmamak ve ahdi bozmak
Kur’an’da İsrailoğullarıyla yapılan bazı sözleşmelerin bozulduğu ifade edilir.
“Ahitlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik.”
(Maide 5/13)
Burada eleştirilen şey ilahi sözleşmeye sadakatsizliktir.

6. Kendilerini ayrıcalıklı görmeleri
Bazı Yahudilerin “Allah’ın sevgili kulları, kurtulmuş millet, üstün insanlar ” olduklarını iddia ettikleri ve bu nedenle eleştirildikleri belirtilir.
“Yahudiler ve Hristiyanlar: ‘Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz’ dediler…”
(Maide 5/18)
Kur’an bu anlayışı reddeder ve üstünlüğün soyla değil takva ile olacağını vurgular.

7. Peygamberlere karşı kibir ve isyan
Kur’an’da Hz. Musa’ya karşı gösterilen bazı tutumlar da eleştirilir. 
Örneğin: Buzağıya tapma olayı
“Allah’ı açıkça görmedikçe inanmayız” diyerek, Samiri'nin yaptığı putla eski şirk dinlerine dönmeleri.

8. Faiz ve haksız kazanç
Kur’an’da bazı Yahudilerin faiz aldıkları da eleştirilir.
“Yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri…”
(Nisa 4/161)
Kur’an’ın yahudilerle ilgili yaklaşımı etnik değil ahlakidir:
Eleştirilen şey Yahudilik değil, belirli davranış biçimleridir.

Mekke’den Medine’ye Değişen Zemin
Hz. Muhammed’in hayatında Mekke dönemi ile Medine dönemi arasında sosyo-politik şartlar farklıydı. Mekke’de Yahudilerle doğrudan bir siyasi temas yoktu. Ancak Medine’ye hicretle birlikte Müslümanlar, şehirde yaşayan Yahudi kabileleriyle komşu oldu. Bunların başlıcaları: Beni Kaynuka, Beni Nadr, Beni Kurayza kabileleriydi.

Medine’de yapılan toplumsal sözleşme (Medine Vesikası), farklı dinî toplulukların birlikte yaşamasını hedefliyordu. Başlangıçta ortak savunma ve karşılıklı güven ilkeleri benimsendi. Ancak ilerleyen süreçte siyasi gerilimler ve ittifak krizleri yaşandı. Kur’an’daki bazı eleştirel ayetlerin, bu tarihsel olayların ardından nazil olduğu klasik tefsirlerde belirtilir.

Medine Kabileleri ve Siyasi Çatışma
Medine’deki bazı Yahudi kabilelerinin, Müslümanlarla yapılan anlaşmalara rağmen dış güçlerle ittifak kurduğu iddiası, İslam tarih kaynaklarında yer alır. Özellikle Hendek Savaşı sürecinde yaşanan krizler, siyasi kopuşu hızlandırmıştır. Bu bağlamda inen ayetler, bir dinî topluluğun tamamını değil, belli bir tarihsel eylemi konu edinir.

Bu perspektif, Kur’an’ın bir etnik ya da dinî grubu toptan mahkûm eden bir kitap olmadığını gösterir. Aksine, tarih üzerinden ahlâkî ders çıkaran, sekülerleşme, ilkesizlik, sömürü odaklı gelişimi, faizcilik, ailenin dejenere edilmesi, adeletsiz tavırlar, insanlardan faklı üstünlük iddialarını içerir. 

Kur’an’ın eleştirisi kimliğe değil; ihanete, zulme ve ahlâksızlığa yöneliktir. Övgüsü ise geçmişte yaşanmış  iman, sadakat ve doğruluğa…

Ve bu ölçü, yalnızca Yahudiler için değil; herkes içindir.

Ya Müslümanlarının durumu nedir?

Müslümanlar bizzat Allah tarafından Yahudiler ve Hristiyanlar ile ilgili uyarılmışlardır.

"Ey iman edenler!" Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." (Mâide Suresi 51. Ayet)

Artık zalimleri topluluğuna evrilen bu dinlerin mensuplarının, yoldan çıkma sebeplerinden alacağımız çok dersler vardır.

" Bugün, sizin için dininizi kemale erdirdim/ikmal ettim ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam'ı seçtim/ beğendim." 
Maide 3

Bu ayetle Kuran tamamlanmış ve peygamberin kutsal görevi de sona ermiştir. 
Ya sonrası?
Yüzyıllar içinde Müslümanlar İslamı ne kadar anladılar, temsil edebildiler, hayata hakim kılıp insanlığa örnek olabildiler?
İlahi Kitap ve peygamberlik son bulmuştur. 

Şimdi en kritik soru geliyor?
Allah; bu yaşanan islam süreçlerini değerlendirip yepyeni ayetler gönderseydi yahudilere olan kızgınlık bize de olur muydu?

Yukarıda anlatılan yahudilerin yanlışlarının hangilerini islam toplumu mensupları da yol edinmiş durumda?

Büyük israil projesinde gösterilen tavırlar. Ülkeler işgal edilirken, bölünüp parçalanırken gösterilen duyarsızlıklar, Mısır, Libya, Yemen, Filistin, Suriye, Irak ve bugün İran'la devam eden emperyalist haçlı savaşına verilen tepkiyi Rabbimiz nasıl karşıladı sizce ?

Korkarım ki islam dünyası/toplumu/mensupları olarak pek masum değiliz. Yahudileşme temayülü, çürüme, dünyaya aşırı düşkünlük,  ahlaki zaafiyetler, çalışkanlık, bilgi, üretim, adalet, liyakat, gelir paylaşımı konusundaki karnemiz yahudinin karnesinden iyimidir sizce ?