KUVVET VE BESİLİ ATLAR!

Turgay BAŞBOĞA

‘’Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
(Enfal Suresi 60.Ayet)  Yüce Rabb’imiz Enfal Suresi 60.Ayette bizlere, kuvvet ve savaş atları hazırlamamızı emreder…
 Peki ‘’onlar’’ kim? Açık ve gizli düşmanlar! Ne kadarlık bir kuvvet ve besili atlar hazırlanmalı? Gücünüzün yettiği kadar, yani; Bütün imkanlarınızı sonuna kadar kullanarak hazırlık yapmalısınız…
 Hangi alanlarda? Siyasi, askeri, iktisadi, istihbarat, medya, sanat vs. hayatın her alanında… Kuvvet ve savaş atları ne demek; Üretilip devamlı bakımları yapılan ve daima savaşa hazır vaziyette olan (uçaklar, füzeler, dronlar, tanklar, silahlar vs.) ve savaşa her daim hazır savaş erleri…
 Kuvvet ve Savaş Atları neden gerekli? Ki; bunlarla Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği ama sizin bilmediğiniz diğer (gizli şer ve nifak odaklarını) korkutasınız! (ve caydırıcılık gücüne sahip olasınız ve bu konuda cimrilik ve tedbirsizlik yapmayasınız)…
 Ne için? Allah yolunda (cihad uğrunda ve savunma amacıyla) her ne harcarsanız, (nasıl bir katkı sunarsanız, o ahirette) size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız da ondan…
 Peki onlara karşı kuvvet ve besili atlar hazırlamazsak ne olur? ‘’(Daha önce düşmanlarınıza Bedir’de) İki misli uğrattığınız bir musibet, (şimdi ganimeti ahirete tercih ettiğinizden dolayı) size isabet edince mi (Uhud’da): "Bu da nereden çıktı?" diye birbirinize soruyordunuz (sızlanıyordunuz). De ki: “O, sizin kendinizden (nefsi heveslerinizden ve dünyevi gafletinizden) dir.” Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendi.
(Al’i İmran Suresi 165.Ayet)
  Bugün Filistin topraklarında soykırıma uğrayan mazlumların; Afrika’da, Asya’da ve Güney Amerika’daki milyonlarca aç, bi ilaç, çıplak ve muhtaç Müslümanların ve farklı din ve kavimden nice mazlum ve mağdur insanların ezilmesine ve sömürülmesine yol açan bu zalim ve Siyonist sistemi yıkacak ve yeryüzünde Adalet’i tesis edecek niyet ve gayreti taşımayanları Cenab-ı Hakk şu ayetlerle ve şiddetle ikaz etmektedir. ‘’(Ey Müslümanlar!) Size ne oluyor (ve nasıl bir vicdani sorumsuzluğa kayıyorsunuz) ki; "Ya Rabbi, ehli (ve idarecileri) zalim olan şu ülkeden (ve şu düzenden) bizi (kurtarıp, huzura ve refaha) çıkar, bize Kendi katından bir sahip gönder ve bize Kendi rahmetinden bir yardımcı ver" diye yalvarıp duran; erkek, kadın ve çocuklardan oluşan aciz ve çaresiz (nice mazlum müstaz’af) kimseleri (kurtarmak) için Allah yolunda (çalışıp) çarpışmıyorsunuz? (Bu duyarsızlık ve nemelâzımcılık imani ve vicdani bir tavır değildir.)
(Nisa Suresi 75.Ayet)’’
  ‘’Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
(Bakara Suresi 190-191. Ayetler)
 Şu iki husus çok önemli! “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle, mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi, savaş kaçınılmaz hâle gelince de savaşta çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi, işkenceden sakınılması.. gibi hususlar kastedilmektedir.
  “Onları yakaladığınız yerde öldürün…” emri, savaş ortamı içindir. Bir önceki emir açısından bakıldığında; “Allah yolunda” yapılan bir kurtuluş savaşının içindeki “Onları yakaladığınız yerde öldürün!” buyruğu da savaş açanların saldırılarına devam etmeleri durumunda tavsiye edilmiştir.