KUYRUK VE KÖPEKLERİN PROTESTOSU
KUYRUK VE KÖPEKLERİN PROTESTOSU
Kuyruğun en seviyesizi, insan kılığında olandır.
1949’lu yıllar. Memlekette kuduz salgını var. İstanbul Belediyesi bir karar alır:
“Bir köpek kuyruğu getirene 30 Kuruş ödenecek”
İki amacı vardı bu kararın; birincisi şehir içinde başı boş dolaşan köpeklerin öldürülmesini kolaylaştırmak, ikincisi de köpek öldürme işini tasarlayanları iştahlandırmak…
Ancak zamanla bu işin sıkıntıları anlaşıldı.
Özellikle ara sokaklarda kuyruksuz köpekler çoğaldı.
Bu olayı “Vahşetin Tarihi” konularına terk edip, sadece “kuyruk” konusuna gelelim.
*
Kuyruk, insanlaşmanın tarihinde çok değerli bir konudur. Hele – insanlık hatası olarak kuyruksuz doğanlar için - siyasete bulanmış kuyruğun tadına doyum olmaz.
Zaman zaman görüyorsunuz, sistemin kuyruğuna yapışınca insanın vıcuk vıcık nasıl yağa dönüştüğünü…
Kapılanmak ile kuyruk olmayı birbirine karıştırmamak gerek:
Kapılanmak amaç; kuyruk olmak ise yöntemdir.
Yani kuyruk olmanın amacı bir kişi, sistem ya da kuruma kapılanmaktır.
Kuyruk olmak biraz da yetenek işidir. Yılanın kuyruğu olmak var bir de aslanın kuyruğu…
Artık hangisini tercih ettiğiniz anlayışınız ile paraleldir.
Kuyruk olmak çoğu zaman risktir.
Mesela tilki kuyruğu olunca kaderiniz sosyete bir kadının boynunda süs olmak…
Nitekim görüyoruz. Özellikle parasını ailesinden saklayan yaşlı zenginlerin, hafif bir kadına kuyruk olmalarının bedelini… Kuyruklukları ile beraber, paraları da uçup gidiyor.
Ejderha kuyruğu olmak varken, kertenkele kuyruğu olanların sonu da hazindir.
Kertenkele, ilk tehlikede, canını kurtarmak için kuyruğunu feda eder.
Ben şahsım olarak zamanında kuyruk avına çıkmıştım.
Ama asla ve kat’a köpek kuyruğu avına çıkacak kadar alçalmadım.
Çocukluk aklı işte akrep kuyruğu avına çıkardım.
Eskiler bilir, Hergele Yolu üzerinde bir koruluk vardı. Şimdi üzerinde Emek Mahallesi yükseliyor.
O korulukta özellikle yaz mevsiminde bol akrep olurdu. Akrep malumunuz zehrini kuyruğunda taşır.
Akrep sokmasından birçok yurttaş hakkın rahmetine kavuşmuştu.
Kimlerin parmağı vardı bilmiyorum bir haber duyardık. “Canlı akrep getirene akrep başına şu kadar kuruş verilecektir…”
Çocukluk her türlü salaklığı meşrulaştıran bir dönemdir. Elimizde torba, ip ve biraz da balmumu, akrep avına çıkardık. Kazandığımız parayla da kiralık bisiklete binmek için… Benimkisi böylesine bir kuyruk avıydı.
*
Şimdi bazı kuyruklar, akrep kuyruğundan daha zehirli. Akrepçiğin zavallı bir kuyruğu vardı, ama bunların elinde koca bir medya ordusu. Akrep kuyruğuyla zehir saçarken bunlar da teknolojinin her çeşidiyle…
ŞİMDİ KÖPEKLERİN PROTESTOSU
II. Abdülhamit zamanında sokakta dolaşan köpekler çoğalmış ve bunlar sağa sola saldırmaya başlamışlar. Şikayet Padişaha kadar ulaşınca Padişah bunları öldürtmeye kıyamamış ve bir ferman: “Tiz köpekler toplana ve Hayırsız Ada’ya sürüle…”
Hayırsız Ada’ya sürülmek demek, ölüme terk etmek demek. Bunları toplayan adamlar bile müteessir olmuşlar.
Ama ne yapsınlar? Padişah iradesi. Hem de II. Abdülhamit Han…
Aklı evveller düşünüp taşınmışlar, şöyle bir çözüm bulmuşlar.
“Kartonlara dilekçe yazıp köpeklerin birkaç tanesinin boynuna asmışlar. Dilekçeyi de bütün ayrıntılara dikkat ederek yazmışlar:
“Atabeyyi Seniyye Mertebei Hazret Padişahiye…” diye başlayan dilekçe “Cenabıhak ve feyyazi mutlak…” ile devam edip “Sefil ve perişanız; atifati şahanenize iltica ve atebei ülyanize yüz sürerek affımızı niyaz ederiz” diye sona eriyor.
Padişah Cuma Selamlığına çıkınca yol üzerinde bu köpekleri bırakmışlar. Zaten evhamlı olan padişah, protestoya katılan insanlar gibi pankart taşıyan bu köpekleri görünce oturduğu arabadan sıçramış;
“Bunlar da ne ola ki?”
Bir yetkili köpeklerden birinin boynunda asılı olan pankartın birini alıp Padişaha:
“Bunlar dilekçe” diye cevap alınca rahatlamış ve o huzurla, fermanı geri çekmiş. (*)
Ha ne diyorduk? Kuyruk…
Hiç şüpheniz olmasın kuyruğun en seviyesizi, insan kılığında olandır.
Bu olayı rahmetli Şeref Mutluay’ın tarihini hatırlamadığım bir yazısından okumuştum.