DOLGU MALZEMESİ
Bir arkadaşımın ziyaretine gittim; lokanta, park, kafe falan değil, mobilya imalathanesi. Kendisi işini yaparken sohbet ediyoruz.
Bir ara frezeden dökülmüş ince talaştan iki avuç alıp plastik bir kap içine koydu. Biraz Formika tutkalı ve vernik ekledi. Hepsini hep birlikte karıştırıp hamur kıvamına getirdi.
Ne yapacağını merak ettiğim için dikkatle bakıyorum. Hemen yan tarafta kenarı, parmak büyüklüğünde boşluk kalacak şekilde kırılmış yemek masası vardı. O hamurdan ıskarpela ile bir tutam alıp, o boşluğa doldurdu. Az sonra boşluk kapanmıştı. Sprey boya ile kıvamı ahşap rengiyle eşitledi ve ben bu ustalık karşısında şaşırdım.
Frezenin altında ıskartaya ayrılıp, sobada yakılmaktan başka bir işe yaramayan odun talaşı, lüks bir masanın içinde kaybolmuştu. Arkadaşım, hayretimi fark edip:
“Bu çer çöp olmasaydı, dolgu malzemesi olmazdı. Bu artıklar başka bir işe yaramaz.
*
M.S 50. Yılında Roma İmparatoru Hadrianus, Roma’yı bir diktatör gibi yönetiyordu. Astık, kestiği kestik… Gerçekte bir senato vardı ama, Senato, imparatoru onaylamaktan başka işe yaramıyordu. O sırada akıldaneleri daha da ileri gidip İmparatora:
“Heşmetmeap, şu senato artık yük olmaya başladı. Zaten her kararınızı onaylamaktan başka işe yaramıyorlar. Senatoyu kapatalım, senatörlüğü tarihe gömelim. Hem karar sürecide onay bekleme ihtiyacı hissetmeden hızlanır” diye önerirler. Hadrianus:
“Hayır! Kesinlikle olmaz. Çünkü Senato, Sorumlulukları paylaştığım bir kurumdur. Onun varlığı adaletli olduğumuzun bir gerekçesidir.
Anlayacağınız, Roma İmparatoru için Senato, adil yönetimin dolgu malzemesidir.
*
Tarihin her aşamasında dolgu malzemeleri erdemli isimler almıştır.
Biraz tutkal ile bir ideal ya da bir inanca yapıştırıp, siyaseten istenen renge boyadığınız zaman, dolgu malzemesi olmayacak çer çöp yoktur.
Bir zamanlar ittihatçı, kuvvayici / Sebstçi, Halkçı / Komünisti, Faşisti / İnönücüsü, Bayarcısı / Ecetitçisi, Demirelcisi… Listeyi uzatmıyorum.
Mobilyacıya sormuştum: “Burada çıtalar var, neden onları kullanmıyorsun?”
“Onlar masif olabilir. İşe yarayan hiçbir şeyden dolgu malzemesi yapılmaz.” dedi ve ekledi: “Doldu malzemesi olması için atılacak nitelikte olması gerek…”
Anlıyorum ki, bir madde dolgu malzemesi oluyorsa, başka hiçbir işe yaramaz.
*
Hadrianus, senatodaki dolgu malzemeleri ile katı monarşisini cumhuriyet yönetimine dönüştürmüştü. Bugün dünyanın birçok ülkesinde, diktatörler, parlamentolar sayesinde monarşilerini demokrasiye gizlemişlerdir.
Daha mikro açıdan bakıldığında adına sadece çoğunluk kavramına indirgenmiş demokraside bir ahlaki yapı arıyoruz.
*
Parti disiplini denilen kavramın ne olduğunu ben bir türlü kavrayamadım.
Bir milletvekili, şahsen inandığı ve yaşamın merkezine koyduğu bir düşünceyi, parti disiplini adına reddetmek zorunda kalıyor.
Bu nasıl bir şey?
Milletvekili sıradan bir insan değil, yüzbinleri, milyonları temsilen orada bulunuyor ve parti disiplini adına, temsilci olduğu milletin de hilafına davranıyor…
Üstelik erdemli bir kılıf: parti disiplini.
Parti disiplini, “Başkan iradesi”nin yumuşatılmış biçimi olabilir mi?
MHP’li veya AK Partili milletvekillerinin tamamının, emekli maaşının 20 bin lira olmasına razı olduğunu kimse bana inandıramaz.
Yaklaşık 20 yıldır, Ömer Çelik hariç hemen hemen birçok milletvekili ile görüşmüşlüğüm, sohbetim, tanımışlığım vardır… Aralarında vicdansız olanına rastlamadım. Başkalarını aç bırakma uğruna karnını doyurabilecek karakterde kimseyi görmedim. Ama bu insanlar, 20 Bin lira maaşa ses çıkarmıyorlar. Neden?
Parti disiplini.
Hiç kimseye dolgu malzemesi olma niteliğini yakıştıramam…
Lütfen söyleyin: Yolsuzluğun araştırılmasını istemeyen milletvekili olur mu? Hem de parti adına.
Bu sonuç elbirliği ile suçun meşrulaştırılması değil mi?
Yanlış temeller üzerine oturtulmuş demokrasiler, maalesef dolgu malzemesi konumuna düşmüş, çoğunluk temsilcileri üretiyoüretiyor.